William Gibson, 1984 tarihli siberpunk romanı Neuromancer ile siberuzay, sanal gerçeklik gibi kavramları ilk kez ortaya atmıştı. Count Zero (1986) ve Mona Lisa Overdrive (1988) ile beraber voltranı (Sprawl üçlemesi) oluşturan roman, yayınlandığında Hugo, Philip K. Dick ve Nebula bilim kurgu ödüllerini almış, yazarın karmaşık bir bilgisayar ağını tanımlamak için kullandığı “Matrix” kelimesine gözler ilk defa takılmıştı.

“Gökyüzü… ölü bir kanala ayarlanmış televizyonun rengindeydi.” W.G.

1980 doğumlu Macar müzisyen ve besteci Laszlo Fogarasi Jr., Budapeşte yakınlarında büyüdüğü Mernye köyünde, elinden düşürmediği siberpunk romanları okuyorken, gelecekte yaptığı bestelerin bilgisayar oyunlarında kullanılacağını öngörmüş müdür bilemiyoruz ama Gibson’ın şimdi şu an yaptıklarımızı öngördüğü bir gerçek.

Laszlo, müzisyen olarak gerçek adını da kullanmamakta; onu Neuromancer’ın Lupus Yonderboy karakterinden aldığı “Yonderboi” takma adıyla tanıyoruz. Romandaki karakter, kayıt yapabilen, istediğinde ortama uygun arka plan müziği çalabilen, mimetik bir takım giymektedir.

16 yaşında bilgisayarında yaptığı şarkıları tanıtmak için Budapeşte’deki Juice Records’a bir demo yollayan Yonderboi, şirketin beğenmesiyle başkente geçer ve demosu EP olarak piyasaya çıkar.

“Gelecek çoktan geldi ama eşit dağıtılmadı.” W.G.

2000 yılında ilk albümü Shallow and Profound’la ülkesinde yılın en iyi çıkış yapan sanatçısı olan Yonderboi, 2005 yılında Splendid Isolation albümünü çıkarır, 2006’da People Always Talk About the Weather isimli single’ını. Parçayı, Hollandalı müzisyen Junkie XL’in remik’si olarak, Need for Speed Carbon oyununu oynayanlar hatırlayabilir. Sanatçının oyunlarda kullanılan diğer parçaları ise şöyle: Were You Thinking Of Me? – FIFA 08, Follow Me Home – Test Drive Unlimited, Motor – Tiger Woods PGA Tour 08. Yonderboi, albüm kapakları, poster gibi çalışmalarını kendisi yapmakta, şarkılarına klipleri kendisi hazırlamakta.

Yonderboi – Before You Snap, Splendid Isolation, 2005

Sample’lar 1987 tarihli “The Witches of Eastwick/Kasabanın Cadıları” filminden Jack Nicholson ve 1980 tarihli “Fabian Balint Talalkozasa Istennel/Balint Fabian Tanrı’yla Buluşması” filminden Gabor Koncz.

Nicholson tüm ev kadınlarına selam gönderirken, Macarca’sının daha anlamlı olduğunu garanti ederek Koncz aşırı serbest çeviriyle şöyle demektedir: “Tanrı’yla tanışılmalı. O’na bir iki şey sormak istiyorum…  Neden yaşıyoruz?… Gibi… Çünkü… Evler kuruyor, çocuklarımızı büyütüyoruz… Ekinlerimizi topluyoruz, savaşıyoruz, birbirimizi öldürüyoruz… Ama sonuçta ne için?… Ve sonra… O’na kendi hayatımı sormak istiyorum. Gerçeği bilmek istiyorum.”

Yonderboi – Soulbitch, Splendid Isolation, 2005

*Ami ma álom, az holnap valóság! – Bugün hala rüya olan, yarın gerçek olacak!