YEMEK SERGİSİ ENDART
Berlin, Almanya – 1984 ve 1985

Türkçesi: Erman Akçay


 

1980‘de bir grup Berlinli genç, resim, heykel, grafik, performans, müzik, film ve şiir üzerine kolektif çalışma amacıyla bir araya gelirler. Çalışmaların içeriği iğrenç bulunur ve reddedilir. Oranienstrasse’de bir sergi mekanı bulduk. 13 Eylül’de Alexander Haig sunumuyla ilişkili efsanevi sokak kavgalarına sahne olan bir açılış gerçekleştirdik. Bahsi geçen bu kavga şafakla birlikte başladı ve meşhur sergi açılışıyla tamamlandı.

Çünkü, hiçbirimizin çok fazla parası yoktu ve yemekleri birlikte hazırlardık.
83-84 kışında yenilebilen bir sergi açma fikri çıka geldi. Son paralarımızı da bir
hafta boyunca bu yemek pişirme ve kızartma işine verdik. Markthalle (hayvan
pazarı) ‘dan hayvan parçaları aldık ve onları sakız kıvamına gelene kadar kaynattık. Koliler dolusu meyve ve sebze çeşitli yollarla kullanıldı. Domuz başları yeşile boyandı, bir adet kek, yumurta kabukları, tırnaklarla ve ev yapımı peynirle; özel bir sürpriz olarak hazırladığımız puddingin yarısı ise kırmızı biberle dolduruldu.

Untitled-4

Aynı zamanda, galerinin önüne et koyarak, bir köpek yakalayıp parçalamayı
düşündük. Birisi, tanınmış yerel gazetelerden olan BZ’yi aramış ve
planlarımızdan bahsetmiş ve beş dakika içinde fare suratlı bir fotoğrafçı
stüdyonun dışına damlayıverdi. Fakat ne hikmetse, o gün sokakta hiç köpek
yoktu (normalde her zaman gelip kapının etrafına pislerdi) Böylece, biz de bu fikirden vazgeçtik ve fotoğrafçı da evinin yolunu tuttu.

Untitled-3

Sonrasında yemek sergisi planlarımıza devam ettik. Zemin katta gösterilmek
üzere 200 litre yeşil bağırsak, domuz kafaları ve kemikler bulmayı başardık.
Aynı zamanda, her tarafı spaghetti ve salataya bulanmış bir bebek evi
inşaa ettik.

Çok geçmeden ahlakçılardan -nimetle oynamamalısınız- şeklinde tepkiler
gelmeye başladı. Anlaşılan her sene tonlarca yemeğin üretim fazlası olarak
atıldığını unutuyorlardı. Diğer gruplar ise bunca malzemenin tüketimi ve ziyanı
üzerine odaklanıyorlardı. Fakat çoğu ziyaretçiler için bu baştan başa fiziksel
bir deneyimdi.

Stüdyo sürecindeki en önemli sahne ise, rastgele bir adamın, başka birinin
suratına aniden salata fırlatmayı aklına getirdiği andır. Bundan sonra, iş
çığrından çıktı ve sanat eseri alıcıları, punklar, sanatçı dostlar ve hatta sanat
tarihçileri bile bir saat boyunca savaşıp durdular.

Untitled-2

Bir sene sonra yeni bir sergi yaptık, ismi Kot Cousine (Bok Pişirme Stili) idi,
davetiye kartına karaciğer sosundan ve kurutulmuş balıktan bir karışım örneği
de ekledik. Çoğu kart, postanın dağıtımı reddetmesinden dolayı adreslere
ulaşamadı. Sergi bir öncekiyle aynı konseptteydi. Yedi metre uzunluğunda
kızarmış ekmekten bir dekorasyon yarattık. Koca bir mayalama adamı, bir
sandalyeye oturdu ve kafasının üzerinde asılı duran üzümleri yakalamaya
çalıştı. Küvet, yavru balıklar, solucanlar ve parlak renklere boyalı bağırsaklarla
dolduruldu.

13 Eylül 1985, saat 9 sularında izleyiciler gelmeye başladılar. Beuys’un Herkes Sanatçıdır manifestosundan etkilenen punklar küvetin içindekileri etrafa saçtılar ve sanat tarihçisi Norbert Stratmann bir avuç dolusu yemek alıp birinin suratına fırlattı ve böylece kaos yeniden başladı!

Şubat 1987’de Neukölln Müzesi’nin fiziksel yemek ve Endart teması üzerine
organize ettiği bir sergiye davet edildik. Spandau’daki merkez kasaba gidip,
onlara sabah 4’te bazı parçalar alıp alamayacağımızı sorduk, ve bir kutu
6’lık bira ile biraz et takas etmeyi başardık. Öküz gözlerini, salatalık, beyinler,
soğan ve kuş pisliğiyle karıştırıp, sırıklarla desteklenen heykeller yaptık. En
ilgi çekici parça ise atan kalp olmuştu. Şişede bir ineğin kalbinin atabilmesi,
kalbe bağlı olan damla infüzyonlu bir delik açtık ve bu sadece atıyordu.
Fazla söze gerek yok, bu gerçekten büyük bir başarıydı.

Klaus THEUERKAUF’un metni kaynak alınmıştır. MOLLUSK #02, 2006

Fotoğraflar: Diter Grube

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page