Dünyanın sonu geldi bile ve hepimiz birlikte kıyameti yaşamaktayız. Yaşadığımız yer bir cehennem, fakat gerçekle yüzleşmek istemiyoruz. Çin’de iki tür cehennem var. Beijing ve Şangay. İlki sıcak, diğeri soğuk. Biri düne dair, diğeri geleceğe.

Beijing eski zamanlara dönerken yüzünü, Şangay bir başka düşe kaçıyor, asla var olmayan ve olmayacak bir geleceğe. Beijing ve Şangay’da türlü türlü müzik var fakat aynı bağlamdan gidersek, Beijing’de müzik geleneksele kayarken, Şangay’da daha uluslararası standartlara uyum sağlıyor.

Çin’deki en büyük iki şehir dünyanın kalanından benzer ilgiyi paylaşıyor. Her ikisi de güçlü ve zengin kentler. Çağdaş sanatçı ve müzisyenlerin çoğu Beijing’de, bir kısmı Şangay’da yer alırken kalanlar da diğer yerlere dağılmış durumda. Gençler Beijing’i İmparatorluğun Başkenti, Şangay’ı ise Sihrin Başkenti diye niteliyor. Gördüğünüz gibi, imparatorluk dediğimiz görünür bir ilüzyon, sihir ise görünmez.

Yan Jun, Torturing Nurse 2

Beijing’de yaşıyorum ama iki yıldır türlü nedenlerle Şangay’a yolculuk yapıyorum; kalmak için, konserler, eğitimler, sergiler için. bir keresinde Toshiya Tsunoda etkinliğine katılmam için tren paramı bile verdiler. Beijing’de çeşitli DIY etkinliklerle meşgulum. Konserler, CD üretimleri,postaneye kitap ve CD taşımak, tonlarca mail atmak gibi. Şangay’da ise bana Yan öğretmen diyorlar (Efendi, Usta ya da Entelektüel Usta arası bir unvan) ve ödeme yapıyorlar.

Organizatörler kimi zaman ’u “çok gürültülü çalmaması” için uyarıyor. Bazı dinleyicilerin konserlerden kaçtıklarını bile gördüm. Yine de bazı sanat ve moda etkinliklerine çağrılıyorlar. Yeraltı Şangay’da hoş karşılanıyor, şehir açık ve hassas. Bazen neye açık olduğu sallanmıyor bile. Torturing Nurse da sallamıyor. Gayet makul.

Peki Beijing’de durum nasıl? Sanat merkezi ya da galeriden gelen bir telefonda genelde şu söylenir: “Açılış partimiz var, neden arkadaşlarınızla gelip performans sergilemiyorsunuz. Hem bedavadan içersiniz de. Eğleniriz.” Bu telefon ne organizatörün ne de dinleyicinin ödeme yapmayacağını söylüyor. Bazen de “Arkadaşınızın bir arkadaşıyım. Açılışımız var. Bize bir şarkıcı/şarkı ayzarı/ambient elektronik müzisyeni/dub step sanatçısı bulabilseniz harika olur.” Beijing ne istediğini kesinlikle biliyor: Eğlenmek.

Beijing’de çok fazla etkinlik var ama az sayıda dinleyici ve az miktarda para paylaşılıyor. Şangay ise daha aç. Şangay’da patronlar Beijing tarafında domine edilmeyen bir şeyler peşinde. bunu yaparken kendi cehennemlerini temiz ve nazik tutuyorlar.

Tecrübeme göre, Avrupa ve Kuzey Amerika genelde Beijing’e yakın duruyor, kahve dükkanları, tarihsel yapıları, yaşayanların profesyonel gülümsemeleri ve akıcı İngilizceleri nedeniyle çok fazla Avrupa gibi göründüğünden olsa, Şangay’la pek işleri yok. Beijing ise kirli, karmaşık ve içinde akıp gitmek için çok büyük. Sarhoş ve manyak. Beijing’de “Çince konuş ya da geber” isminde bir punk grubu vardı. Buralılar doğuştan anarşisttir ve “lütfen” gibi yalandan teamüllere yüz vermezler. Evet, eğer hala varsa, Beijing, Çin’in rock’n’roll başkentidir. Çoğu müzisyenin düzenli işi yoktur. Paramızı müzikten, tiyatrodan, danstan, filmden ya da dergilere yazmaktan, Şangay’da garip etkinliklere katılmaktan kazanırız. Beijing’de parasız bir sanatçı olmak hala mümkündür. Şangay’da ise paran yoksa cehenneme kadar yolun vardır. Şangay’da rüya yoktur. Çin’de rock’ın doğuşundan bu yana Şangay’da gerçek rockçı görülmedi. Bir şekilde avangard, düşleri olmadan yaşayan müzisyenlerin doğal seçimi oldu Unutmayın ki kent ilk yıllarından bu yana Komünist parti’nin merkezi oldu, 1967’de Şangay Komünü bile kurulmuştu.