Bu yıl Londra Covent Garden’da bildiğimiz dondurmaya şapka çıkartan Icecreamist (Agents of Cool) adlı bir butik dondurmacı açıldı.

Icecreamist’in iç mekan tasarımının da pek sıradan olduğunu söyleyemeyiz.

Bir top kurukafa, altına 2 kaşıkla lütfen…

Icecreamist’in üretim metodu delilik olunca sundukları dondurma çesitleri büyük ilgi çekti ve tartışıldı.

Bir kere üfleyerek içtiğimiz absinthe’i külahla tanıştırdılar. Dondurma sarhoşu olmayalım diye satışı da müşteri başına bir dondurma ile kısıtladılar. Tanıtımında “God save the cream” baskılı Sex PistolsTM kullandıklarından grubun avukatları tarafından nazikçe ‘poke’ landılar. Tabi müşterilerine yaramazlık peşindekiler ve zevk düşkünleri olarak hitap eden bir firma için çok yerinde bir çıkış noktasıydı bu.

Ardından Fire Bombda tabasco ve vodkayı denediler.

Sex Bombdaysa Viagra(!?) kullandıklarından ilaç firması Phifizer tarafından neredeyse kara listeye alındılar.

Hikayenin en sonunda Baby Gaga ile de anne sütünden dondurma ürettiler. Süt, vanilla ve lemon ile tatlandırıldı ve topu 14£’dan satışa sunuldu. (yaklaşık 35 TL)

Bu noktada yaramaz seçenekler sunarken etikle, ulusal sağlık örgütüyle ve Lady Gaga ile karşı karşıya geldiler ve işler ciddileşti.

Westminister Konseyi bu girisimi ”Muhtemelen, insan tüketime uygun değildir” diyerek onaylamak istemedi. Baby Gaga’nın yok satmasına ve yapılan açıklamaya göre süt veren annelerin kan donörlerinin geçtikleri testlerden geçmesine ve Hepatit, HIV gibi virüs aktarımına imkan olmamasına rağmen durumun buraya gelmesinden, kapatılma kararının sağlık standartlarına dayandırılmadığı ortaya çıktı.

Konuda tek eleştirel bakış etik olabilirdi artık?
Burada icecreamist’in amacının ne pahasına (dava edilmek) olursa olsun kendinden bahsettirmek istemesinden bahsedilebilir. Covent Garden’da butik dondurma satan yeni bir işletmenin pastadaki payını reklam icin hatırı sayılır bir bütçe ayırarak arttırması pek olası değil. Demem o ki o çevrede tanınmak ve tutmak zor zanaat. Eh, bu noktada aykırı iç mekan tasarımı ve o duvarları süsleyen çeşitli alıntılar görevini yapmış. Ses getirdiler, ün sahibi oldular, kar ettiler. Bitti. Reklamın iyisi kötüsü…

Lokal bir işletmenin reklamın iyisi kötüsü olmazın faydasını görmekte sakınca görmemesi, geçtiğimiz aylarda etten yapılmış elbise giyen Lady Gaga’nın deliliğinden büyük bir delilik değildir. Hatta da bu sayede Sex Pistols’ın da, Gaga’nın da, dondurmacının da ekmeğine yağ sürülmemiş midir?

Peki kornette anne sütü mide bulandırıyor mu? Ah, o içimdeki his…?

Geldik insanlara alternatif sunmanın da bir adabı olabileceğine veya vücut sıvılarının satılmasından para kazanılmasına…

Süt ve sperm bankalarına daha önce de bağışlar yapıldiğını ve ihtiyacı olanların belli ücret karşılığı bundan yararlandığını biliyoruz. İngiltere’deki resesyon ikliminde 10 oz’u 15 pound’a dondurma için bağış yapan annenin davranışı, çocuğunu kendi sütünden mahrum bırakmadığını da düşünürsek çok mu yersiz? Bağışlayan anne yorumu için bakınız buraya: ”resesyonda ilaç gibi geldi”.

Hayvan haklarını bir kenara koyarak mevcut mazerete yöneltilebilecek bir soruyla bitireyim:

Eğer bu ürün bir ineğin genetiğiyle oynanarak üretilecek anne sütünden yapılsaydı tepkiler diner miydi?

Merhaba Futuristika!

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page