[su_heading size=”20″ margin=”0″]J.R. Robinson ve tek kişilik grubu Wrekmeister Harmonies, son dönemde bizi en çok heyecanlandıran müzisyenlerden oldu. Müziği modern topluma dair estetik ve samimi bir duygusallık barındıran tepkiden beslenirken, temellerine okült, ezoterik, nihilist haller de katmış, sakin fakat sert bir tavırda ilerledi, ilerliyor. Jr. Robinson’ın yeni albümü Then It All Came Down, 21 Ekim’de yayımlanacak. Birkaç soru sorduk.

[/su_heading]


 [Ayşegül Doğan/Barış Yarsel – Futuristika!] Geçmişinizden bahseder misiniz?

[J.R. Robinson – Wrekmeister Harmonies] Uzun, çok uzun bir süredir hayattayım. Çok şey gördüm ve gözledim. Etrafımda olup bitenlerin sürekli farkında olmaya çalışıyorum. Yaratma sürecimi açıklayacak şey budur.

İlk albümünüz You’ve Always Meant So Much to Me, aynı zamanda film müziğiydi. Filmden bahsedebilir miyiz?

Film hakkında şunu söyleyebilirim: Geçici varoluşumuz ve doğanın; insan ve yapılar ve kendimiz için oluşturduğumuz çevre üzerindeki yayılmacı yok edici etkisi hakkında bir sorgulamadır. Bu döngüde direnmek için oldukça keyfekeder ve tamamen çaresiz bir durumdayız. Film için,bu değişmeyen çemberin kendimce yapısalcı bir metotla gerçekleştirdiğim gözlemi ve tepkisidir diyebilirim.

Yeni albüm Then It All Came Down ekim ayında yayımlanacak. Plak şirketi Thrill Jockey tarafından “Masumiyet modern toplumun kötülüklerine boyun eğerken, karanlıkta sönüp giden ışık,” diye tanıtılıyor. Günlük hayatta, müziğinizi yaparken, meditasyonda ya da evrende ne hissediyorsunuz? Nasıl tepki veriyorsunuz?

Gezegenin var olmak için oldukça zor bir yer olduğunu hissediyorum. Huzur içinde yaşamaya çalışıyorum, sakin şekilde ve öfke olmadan hareket etmeye çabalıyorum. Sanatla uğraşıp benim gibi yapan diğerlerine yankı yapmayı umut ederek gözlüyor ve tepki veriyorum.

[Interview] Wrekmeister Harmonies: Decay is inevitable 1
J.R. Robinson / Wrekmeister Harmonies
Neu!’dan Neurosis’e kadar, sizin çalışmanızın arka planında da çürümenin, melankolinin, çökmekte olan bir kuşağın öfkesi var gibi duruyor. Sizce durum böyle mi?

Yenilgilerimize öfke duymuyorum. İnsanlığın kendisini yok edici ve şiddet dolu eylemleriyle yüzleşildiğinde tecrübe ettiğim şeyler üzüntü, hayal kırıklığı ve huzursuzluk oluyor. Çürüme kaçınılmaz. Bunları işleyip müzik, film ve diğer sanat formları aracılığıyla bir tepki vermeye çalışıyorum.

Black Sabbath’tan çokça etkilendiğinizi okuduk.

Yaşı büyük bir akrabam, çok erken yaşta bana güçlü narkotikleri denettirmişti. Oldukça yıpratıcı ve aydınlatıcı bir yolculuktu. Olayın arka planında çalan müziği Black Sabbath olduğunu hatırlıyorum.

Bela Tarr’ı sormak gerekiyor. O da Laszlo Krasznahorkai’nin bize insanlığın çürümesini uzun cümlelerle anlattığı gibi, uzun çekimlerle sanatını yaptı.

Bela Tarr, sinemada bir hazine. çalışmaları, kelimelere ya da genel açıklamalara meydan okuyor. “Anlam ile birleşmiş ve yekpare” bir dil kullanmaya çalışarak mezar kazıcılığı yapıyorum. çalışmalarımdaki etkisi çok açık.

Einsturzende Neubauten’den Alexander Hacke  ile çalışmayı planladığınız duyduk. İstanbul’a aşinadır. Buralara gelme imkanı var mı?

Alexander Hacke, Şikago’ya geldiğinde on yıl önce kendisiyle tanışma şansına eriştim. İletişimde kaldık ve geçen yıl Avrupa’da ufak bir turne yaptık. Şikago’ya tekrar geldi ve The Body, Olivia Block ve Bloody Minded’dan Mark Solotroff’un da katılımıyla bir parça kaydettik. Sonuç hayal edebileceğimden çok daha iyi oldu. O dev adamı seviyorum.


[su_youtube_advanced url=”http://www.youtube.com/watch?v=5Iky6f1HIRE” width=”660″ height=”460″ controls=”alt” showinfo=”no” rel=”no” modestbranding=”yes”]http://www.youtube.com/watch?v=OuSIyyqgl8w[/su_youtube_advanced]