[dropcap size=big]J[/dropcap]ules Verne, biseksüel eğiliminin mutluluğunu dile getiren bir yazardı. Kızkardeşine benzetilmek çok hoşuna gitmişti. “Bir kadın olmaktan ne de mutlu olurdum!” Kendisine göre asıl mevzu kadınlarla sevişmektir, erkeklerle sevişmek, önemsiz bir detaydır. Altmış yaşına geldiğinde yazı üretiminin doruğundayken, Paris’te evli olmanın zorluklarından yakınır bir arkadaşına, aşkın ve şehvetin kurumsallaşmasının yazara verdiği sıkıntı büyüktür. Bir memur gibi, mesai saatlerini verimli kullanan bir ofis çalışanı gibi, hırsla, sürekli yazar. Sabah beşte başladığı yazı çalışması yaklaşan öğlen saatlerine dek, on bire kadar saat tıkırtısı gibi şaşmadan sürer.

verne1Verne, Roma’da Papa’yı ziyareti sonrasında (Papa XIII. Leo kitaplarını ve kendisini kutsamak üzere Roma’ya çağırmıştır) eve döndüğünde, 9 Mart 1886’da, o zaman yirmi beş yaşındaki yeğeni Gaston evinin önünde yazarın penisini hedef alıp iki el ateş eder. Kurşunlardan biri yolunu şaşırırken, diğeri Verne’nin sol ayak bileğini bulur. Verne, o günden sonra 1905 yılında ölene dek bir ayağı aksak yürür. Gömülürken kurşun bedenindedir. Gaston yaşamının kalanını akıl hastanede geçirir, o günlerde basında deli gibi gösterilen yeğeninin aslında Verne’in biyolojik oğlu olduğu söylenir.

Ağrılarını azaltmak için morfinle hasbihâl etmeye başlar. Politikayla da ilgilenir. Bir nevi kemalizmin Fransa uyarlaması denebilecek sosyalit/kapitalist kırması görüşlerini savunmak ve yaymak için ofis açar ve Amiens kentinin yönetimine seçilir.

Jules Verne ABD’yi ziyaret ettiğinde, ingilizce bilmediğinden çevirmen aracılığıyla iletişime geçtiği ABD’lilerin geleceğe yön vereceğini öngörmüştü. “ABD’nin yurttaşları pratik zekalı fakat lezzetten yoksunlar,” demişti. ABD ile ilişkisi kitaplarında kısmen yer alan Verne, deniz tutkusunu, borsacı olduktan sonra satın aldığı teknelerde yaşama fırsatı bulur. Ölümünden birkaç yıl önce, 1902 yılında şeker hastalığı nedeniyle gelen körlükle birlikte, öncülü Milton, ardılı Borges gibi kör yazarlar derneğine katılmış olur.

Son yıllarındaki üretkenliği hürmetine, ölümünün ardından çok sayıda not, yazma, metin bırakır. Bazıları tamamlanmıştır, bazıları yarıda kalmış metinlerdir. Oğlu Michel’in derlemeleriyle basılan bu çalışmalarından Magellania’da toplumdan mümkün olduğunca uzaklaşmaya çabalayan ve bu nedenle bir gemi yolculuğu düzenleyip Güney Afrika’ya gitmeye çalışan anti kahraman, anarşist karakter Kaw-djer belirir. Kaw-djer, kitapta gecenin karanlığında fırtınalı denize haykırır: “Ne tanrı, ne efendi!” Jules Verne ilerleyen sayfalarda kendi etik söylemini, Kaw-djer’in bir adada koloni kurması, kolonideki insan toplumunun iç çekişmelerinin yansıtılmasıyla ve toplumsal düzenin ayrışmasını sosyalist eleştirel alt metinle sunar.

Yaşamındaki en büyük eksikliklerinden birini, “Fransız edebiyatından sayılmıyorum,” diye belirtir. 66 cilt kitap yayınlamıştır ve ömrü yeterse bu sayısı seksene çıkaracaktır. (65 roman, 38 metin, 30 kısa öykü, 123 şiir yazmıştır. 40 yıl boyunca yılda en az bir kitap yayımlamıştır.) Fakat Verne’in, dünyanın en çok çevrilen bireysel yazarlardan ikincisinin fransız edebiyatında bahsedilmemesi ağırına gider, konu ne zaman açılsa yüzü gölgelenir.

verne4

Bugün, Paris’te Notre Dame  Katedrali’nden çok az yürürseniz, l’Île Mystérieuse – Librairie Jules Verne Jules Verne – Esrarengiz Ada) kitapçısına denk gelebilirsiniz. En azından kısa süre öncesine kadar yerindeydi. Bu eski kitap dükkanı artık hayata veda etmiş Verne uzmanı Michel Roethel’in dükkanıydı. Kitapçının şimdiki sahipleri, tam da zamanımızın hızına aykırı şekilde, dükkanı canları istediklerinde açıyorlar. Hatta çoğunlukla kapalı bekliyor. Olur da denk gelirseniz ve dükkana girerseniz, eski kitapların arasında Verne’in denizlerin ve yıldızların çizimleri olduğu kitapların baskılarına ciltler halinde göz atabilirsiniz.

*İsmini Jules Verne’den alan terim. Taş yağmuru. Teoride, canlı volkanlarla benzer biçimde sıcak kayalar yeryüzünden fırlamaya başlar ve dönerek etrafında büyük bir karbondioksit kitlesi oluşturur. Kendini yok edene kadar bu dönüş devam eder ve kendisini yok etmesi, dünya üzerindeki bütün canlıların sonu anlamına gelir.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page