Paul Verlaine, Paris’te bir kafede, önünde absinthé şişesi, kafası az şeker çok dumanlı içkinin sarhoşluğuyla birisini bekliyor. Beklediği, çocukluktan henüz çıkmış “ışığı görmüş” şair Arthur Rimbaud. Rimbaud ile çalkantılı ilişkilerinde, karısı ve çocuk şair arasında kalan Verlaine, 1896’da çekildiğine inanılan bu fotoğraflarında Rimbaud’yu vurmasını, hapis yatmış olmasını ve çıktıktan sonra kendini dine ve Katolikliğe vurmasını düşünüp, hayatın eklektik darbelerini sayıyordu kuşkusuz.

Edebiyatın ve hayatın içinde hiçbir şey nedensiz değildir kuşkusuz. Verlaine’in annesi, Verlaine öncesi düşük yaptığı üç çocuğunun fetuslarını yaşamı boyunca sakladı. Alkolle arası iyi olan, hatta düpedüz alkolik olan şair kafeye girdiğinde bir absinthé şişesi o istemeden gelirdi masasına.

Ne de olsa bir absinthé sarhoşluğunda Verlaine, annesine saldırıp doğmamış kardeşlerinin fetuslarını yok edebilmişti. Bu şişe, en kötü kabuslarını temizlemişti.

Rimbaud’yu vurup hapse düştüğü yıllarda absinthé’i bırakıp biraya devam etmiş olsa da, hapisten çıkıp kendi kadı-köyü Quarter Latin’e döndüğünde daha fazla absinthé tüketti.

Bu fotoğrafında da yüzünden belli olduğu gibi, pek ayık değildi artık. Sonra hastaneye düştüğünde hemşireler, yastığının altında arkadaşlarının getirdiği absinthé şişeleri buldular. Verlaine, 1896 yılında, bu fotoğrafın çekildiği günden birkaç ay sonra öldü.

Absinthé koleksiyonerleri, Verlaine’in masasındaki kadehi daha sonra “Verlaine kadehi” olarak adlandırmıştır.

verlaine2.jpg

verlaine3.jpg

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page