Velimir Khlebnikov – The Radio of The Future (1921 Soviet Industrial Noise / Experimental)
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=dj9AUrwq_OM?hl=en"><img src="http://www.futuristika.org/site/wp-content/plugins/images/play-tub.png" alt="Play" style="border:0px;" /></a>


Geleceğin radyosu – bilincimizin merkez ağacı- bize sonu gelmez girişimleri anlamamızda yeni yöntemler sunacak ve insanoğlunu bir araya getirecek.

Ana radyo istasyonu, demir sığınak kale, öbek öbek kabloların sac gibi birbirine karıştığı yer, muhakkak ki bir kurukafa ve çarpı işaretinden oluşan, bilinen, ölüm tehlikesi işareti ve ‘Tehlike” yazısıyla korunacak. Çünkü en düşük derecedeki kargaşa, tüm ülkeyi zihinsel bir boşluğa sürükleyebilir, geçici bilinç kaybına neden olabilir.

Radyo ruhsal, manevi bir güneşe dönüşüyor tüm ülke için, harika bir büyücü ve sihirbaz.


İzin verin radyonun ana istasyonunu hayal edelim: Havada bir örümceğin ağının hatları, bir fırtına bulutunun çakan yıldırımları, bazı göçük ve seller, bazı canlanan alevler istasyonu bir uçtan diğer uca çaprazlamasına geçiyorlar. Mavi parlak bir toptan yayılan küresel ışık havanın ortasında asılıyor, birisi meyilli yüzeye kabloları geriyor.

Dünyanın tam bu noktasında, her gün, tepki kuşların bahar zamanı uçuşları gibi, bir haberler sürüsü havalanır, hayatın ruhundan haberler verir.

Aydınlatan kuşların akarsularında, ruh şiddete, birliktelik tehdite galip gelecek.

Sanatçıların etkinlikleri, kim ki kalem ve fırça ile çalışır ve sanatçıların kesifleri, kim mi fikirlerle çalışır (Mechnikov, Einstein), insan oğlunu anında bilinmez kıyılara taşıyacak.

Karlı dağların tepelerinde yasayan insan ruhları tarafından gündelik konulara verilen öğütler derslerle değişimli olarak işlenecek. İnsan irfanının denizindeki dalgaların tepeleri, tüm ülkeyi bölgesel Radyo istasyonlarının içinden boydan boya geçecek. Her gün mektuplar seklinde devasa kitapların karanlık sayfalarına yansıtılarak, evlerden büyük, her şehrin merkezinde durur, yavaşça kendi sayfalarını çevirir.

Peki, sonrasında ne gelir? Nereden geldi bu harika ses dalgaları, tüm ülkenin olağan üstü şarki söylemesiyle oluşan sel, çırpınan kanatlardaki ses, bu geniş gümüş sel, ıslık çalarak sakırdıyor. Çıldırmış şahane çan sesleri bizim olmadığımız bir yerden dalgalanıyor. Şarki söyleyen çocuk seslerine ve kanat seslerine karışıyor.

Her şehir merkezinin üstüne bu sesler boşanır, bir gümüş sesler sağanağı. Harika gümüş canlar ıslık seslerine karışır. Belki de bu sesler cennetin sesleri olabilir mi? Çiftlik evlerinin çatılarının üstünde ucan ruhlar olabilir mi? Hayır.

Geleceğin Mussorgsky’si bir kıyıdan diğer kıyıya kendi çalışmalarının konserlerini veriyor. Radyo cihazını kullanarak muazzam bir Konser salonu yaratıyor Vladivostok’den Baltık’lara, cennetin mavi kubbelerinin altında.

Bu tek akşamüstünde, o (Geleceğin Mussorgsky’si) insanları büyülüyor, onlarla ruhunun görüş birliklerini paylaşıyor ve bir sonraki gün sadece bir başka olumlu gün. Sanatçı topraklarının üstüne bir büyü serpiyor, ülkesinin şarki söyleyen denizleri ve ıslık çalan rüzgârları ona verilmiş. En küçük kasabadaki en fakir ev ilahi vınlamalar ve tatlı seslerle dolmuş.

Çeviren: Burçin Ayebe

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page