Sovyetler Birliği; maden, ekoloji ve insan kaynakları yönünden, dünyada kandine yeten tek ülkeydi. Bu değer, Sovyetler Birliği’nin halk ekonomisinde muazzam bir verimlilik sağlıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılması, istisnasız bütün halkları yıkıma sürükledi. Bu halkların hepsi de ekonomik bağımsızlıklarını yitirdiler; dünyadaki hasımları, onların yeniden kurmaya çalıştıkları yapıya izin vermeyecektir.
Sovyetler Birliği Neden/Nasıl Yıkıldı, Sf. 63

Immanuel Wallerstein tarafından ortaya atılan Dünya Sistemleri Analizi’ne göre, dünyadaki tüm ekonomiler ve toplumlar organik bir şekilde bağlıdırlar. Merkezde yer alan, gelişmiş ve erken kapitalistleşmiş ülkeler, sermaye transferine ihtiyaç duyan az gelişmiş ülkelerin kaynaklarını kendi çıkarları adına merkeze aktarmaktadırlar. Böylece merkezde yer alan ve dünya ekonomik sistemini yöneten ülkelerin etrafında onlara bağımlı pasif çevre ülkeleri oluşmaktadır.
Çevrenin İmparatorluğu, Rusya ve Dünya Sistemi

Gürcistan Savaşı’yla beraber çalkalanan Kafkaslar, Sovyetlerin yıkılışından beri Rusya ve meseleleri üzerine eğilmeyi pek gerekli görmeyen aydınların ilgisini tekrar Moskova’ya yoğunlaştırdı. Rus tanklarının Güney Osetya ve Abhazya sınırlarını aşıp Tiflis’e doğru yöneldikleri, Rus siyasetçilerin ihtişamlı soğuk savaş günlerindeki gibi asık suratlarla Amerika’ya laf çarptıkları anlarda bizler haber yapımcılarının karşısındaki koltuklara kurulmuş uzman (!) akademisyenler gördük. Uzmanlarımız Gürcistan Savaşı ve ardındaki “Yeni Rus İdeolojisi” hakkındaki tahlillerden ziyade 1970’lerin soğuk savaş rüyalarından arta kalan hezeyanlarla zaten işleri pek yolunda gitmeyen vatandaşları biraz daha tedirginleştirdiler. Sağlam bilgi edinmenin yolu elbette yine kitabevleriydi.

Uluslararası ilişkiler babında ekonomik ve kültürel yakınlaşmanın zirveye çıktığı ve Avrupa Birliği problemine karşı alternatif üretilirken adı mutlaka geçen Rusya üzerine yazılmış eserlerin azlığı gerçekten şaşırtıcıydı. Bu durumun ardından TV’lerde rastladığımız yüzeyselliği yadırgamadım. Ufak bir çabanın ardından elime geçen iki kitap hem Sovyetler Birliği’nin çöküşü, hem de bu çöküşün ardından yaşanan silkinme sürecini sağlam tahlillerle kafalarda soru işareti bırakmamacasına anlatıyordu.

Arif Berberoğlu’nun derlemesini ve çevirilerini yaptığı çeşitli makalelerden oluşan “Sovyetler Birliği Neden/Nasıl Yıkıldı?” adlı kitap ismini teşkil eden soruya popüler bir dille yetkin yanıtlar vermekteydi. Özellikle üçüncü bölümde Gromov ve Vasiliyev’in makaleleri soruya cevap oluşturabilecek nitelikli tahlillerle merakımızı gideriyordu. Esin Soğancılar’ın çevirdiği “Çevrenin İmparatorluğu/ Rusya ve Dünya Sistemi” adlı eser ise Rus tarihi ve Rus ideolojisinin tarihi seyrini anlatma açısından yetkin bir ansiklopedi özelliği taşıyordu. Hatta bu kitabın Rusya’nın tarihsel yapısalı ve dünya politikalarına etkisi hakkında her türlü akademik ve popüler soruna cevap barındıran bir depo olduğunu söylersek abartmış olmayız. Özelikle her tarihçinin ve konu hakkında televizyonlarda boy gösterecek kişilerin mutlaka incelemesi gerek bu eser “Sovyetler Birliği Neden/Nasıl Yıkıldı?” adlı kitapla birlikte Phoenix Yayınları’ndan çıkmış.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page