Üçü birden ayağa kalkıyor. Aydınlık, bir matematik problemi gibi karşımızda. Sol bacağını kaşımak için kolunu aşağı indirirken yüzü ekşiyor. Kaşarlı tost. Toplama Kampı. Meyve suyu. Müdür, hata yapmamak için konuşmasına o denli dikkat ediyor ki artık söylediklerini kendisi bile anlamıyor. İşten çıkarmak istediği işçilerle aynı asansörde saatlerce kalmanın kötü düşü. Kravat ve kol düğmesi. Ahtapotlar dalgınlık nedir bilmez bu adada. Birbirleriyle kıyasıya yarışan su damlaları, kiremitten aşağı yöneliyor, arabanın ön camına. Kadife borularıyla akşam.

Uğultu. Parmaklar rekabet ediyor.

Uğultu. Gözler rekabet ediyor.

Uğultu. Bacaklar rekabet ediyor.

Uğultu.

Kara masanın çevresine oturdular. Birbirlerine bakıyorlar. Meyve suları, peçeteler, tuzluk ve biberlik. Gelecekte de var olmak için şimdi birbirlerini ezmeliler. Camın ardında boşluk, boşluğa öylesine takılıp kalmış bir çiçek kokusu, hemen bir cam daha, camın ardında kara masalar, meyve suları, peçeteler…

Boşluğa takılıp kalmış…