Türkiye, Kült Neşriyat saldırısı altında

Uyarıyoruz. Türkiye vasat yazın yayıncılığı Kült Neşriyat saldırısı altında. Baharın gelişiyle artan görsel/kitap kadavrası paylaşımlarının kalabalığı arasında, sessizce dolaşıma giren, zihinlerin mono halini hadım etmeye niyetli yaşayan metinlerin bir araya geldiği bir atağın darbesini, kentlerde Karanlık Thomas öncülüğünde harekete geçen hücrelerin sahte peygamberler etrafında toplanarak çevremizi sardığını görüyoruz. Modern kofluğa karşı başkaldırı metinleri, güneşi karartan hamleler ve isyan hafızasını tazeleme provokasyonları bir arada. Sahte gerçeklikle bağınızı kopartmaya geldiler.


Georges Bataille & Robert Desnos
BİR KADAVRA: André Breton’a Karşı
Çeviri: Dilan Kırat & Halil Duranay

T 1Bir Kadavra adıyla derlenen bu minik risale 1930 tarihinde yayınlanan Kadavra’nın ikinci sayısında yer alan Bataille ve Desnos’nun yazılarından oluşuyor. Bataille tarafından yazılan Hadım Edilmiş Aslan ve Desnos tarafından yazılan Sahtekar Thomas metinlerinin ortaklığı Breton’un peygamberliğe soyunması ve Sürrealizmi bir dini inanca dönüştürmek için ortaya koyduğu sahtekar tavrı ve bu tavrın siyaset ile olan yakın bağını dile getirmeleri. Her iki metin de ileride yayınlanması planlanan toplu bir Kadavra çalışması için iyi bir giriş olacak. Bunun yanı sıra daha önce yayınladığımız Acéphale ile bir miktar değindiğimiz, Sürrealizmin arka planındaki çatışma, İkinci Dünya Savaşı arifesinde Avrupa entelijansiyasının kutuplaşması ve yeni düşünce okullarının kuruluş nedenlerini tartışmaya açmak için de önemli ki böyle bir yöntem, 20. yüzyıl modernizmini de radikal ve alternatif kanallardan tartışmaya açmak anlamına geliyor. Kaldı ki böyle bir modernizm tartışması, bugün içinde bulunduğumuz ve modernizmin çıkmazlarıyla sürekli sakatlanan sosyo-politik zamanı anlamak için önemsenmeli.

Kült’ün yeni anti klasikler serisi Janus’un bu ilk parçası 200 adet numaralandırılmış nüsha olarak sınırlı sayıda basıldı ve 175 adeti satışa sunuldu.


André Breton & Louis Aragon
Histeri’nin 50. Yılı
Çeviri: Dilan Kırat

T 21928’de Sürrealist Devrim dergisinin özel bir sayısı, Histeri’nin keşfinin 50. yılına adandı. Dergi içinde şüphesiz en ilgi çekici metin Breton ve Aragon’un ortak yayımladıkları “Histeri’nin 50. Yıldönümü” metniydi. Sürrealistlerin histeriye bu denli ilgi göstermelerindeki temel neden, Sürrealizm düşüncesinin bütünüyle bilinçdışına yönelmesi olabilir. Kaldı ki İkinci Dünya Savaşı dönemini hazırlayan ve Birinci Dünya Savaşı sonrası kendini gösteren travma toplumu tam da konvansiyonel psikolojinin tanımladığı bir histeri halini toplumsal ölçekte karşımıza çıkartıyor. Breton ve Aragon’a göre: “Histeri patolojik bir olay değildir ve herkesin gözünde, kendini ifade etmenin en üst düzeyi olarak algılanabilir.” Tam da bu noktada Sürrealistlerin Nietzsche’nin modern kofluğa karşı baş kaldırısını yineleyerek bu koflaşmanın karşısında değil, bu kofluğa alternatif bir oluş olarak histeriyi yücelttiklerini söyleyebiliriz.

Kült’ün yeni anti klasikler serisi Janus’un bu ilk parçası 200 adet numaralandırılmış nüsha olarak sınırlı sayıda basıldı ve 175 adeti satışa sunuldu.


Çağrılmayan Cemaat’in uzun bir aradan sonra yayınladığı bülteni, gelmekte olan yeni Ç.C. sayısına bir çağrı niteliğinde. 100 adet numaralandırılmışözel nüsha olarak basılan bu bülten, sadece özel satış noktalarında ve Kült sitesinde kısa süreli satışta olacak.

KARŞI-ATAK / EYLEME ÇAĞRI
Georges Bataille
(Fransızca’dan Çeviren: Dilan Kırat)

NEANDERTAL MANİFESTO
Zafer Aracagök

MANUEL ZİHİN AYARLARI
Nil Göksel

ÖĞLENİN İMHASI – YIKIMIN DİNGİNLİĞİ
Halil Duranay


Barış Acar
Ekphrasis Cilt 1: Görünür ve Söylenir Arasında Geçitler

T 3Sanat tarihçisi Barış Acar’ın üç cilt olarak kurduğu Ekphrasis’in ilk cildi, Türkiye ve Çağdaş Sanat ağı üzerine özgün ve eleştirel bir yaklaşım sunuyor.

Barış Acar’ın son 15 yılda kaleme aldığı bu metinlerin “meramlarının”, sanat tarihi, yapıtlar, kavramlar ve kurumlara olan yaklaşımının bir “döküm” sunma veya “kataloglama” çabasından fersah fersah uzak olduğunu okuyucu daha ilk satırlardan anlayacak sanırım. Bu noktada aklıma, 1920’lerde ortaya çıkan bir terim geliyor :“Candid Camera”. Poz vermenin tamamen karşısında, kişilerin fotoğraflarını habersiz çekme eylemi. Acar’ın metinlerinin de ele aldığı konuları, herhangi bir sahne, mizansen kurmadan, biraz geride durup fotoğrafladığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu geride duruş, tüm metinleri kat eder, studium’dan çok punctum’u görünür kılmayı, majör olanı değil minör’ün bize ne anlattığını/anlatabileceğini önemser. Yazarın felsefi argümanlarla dirsek temasında olan yazılarındaki anakronik ve sarkastik tonun da altını çizmek lazım. Ludwig Wittgenstein ile Canan Dağdelen bu metinlerde diyaloğa girer; Cevdet Erek, Aristo’ya seslenir; Merleau-Ponty, Burcu Perçin’e müşfik bir tebessüm yollar… (Bora Gürdaş’ın Önsözü’nden)


Halil Duranay
Karanlık Çağ Diyetleri / Saeculum Obscurum

Türkiye, Kült Neşriyat saldırısı altında 1Ölümü işittik, düşünüp kurgulamadan sadece el yordamıyla yazdım, mürekkebe üfleyip kağıdı diriltip sonra terkettim. Bazen yazı kağıt üzerinde bir leke olarak kaldı (İNSANIN VARLIĞININ İZİ). Bazen yazı itiraf edilmemiş ölümün kendisi oldu…

Saeculum Obscurum, modernitenin karanlık bir aşamasında tutulmuş yol tutanaklarından oluşan bir tutanak kitabı. Duranay’ın Tayland, Singapur, Türkiye ve Kıbrıs’ta Gezi’den beri tuttuğu defterleri, farklı türler arasında dolanan metinler arası bir labirent örüyor.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page