[sws_2_column title=””]Kara deliğin surları önünde 135. Asır Savaşı’nda, şanslı bir piç gibi, kamaramda katliamı TV’den izliyorum. Karacan’ın oynamam için ısrar ettiği, şans oyunundan, savaştan mahrum kalabilme hediyesini kazanmıştım. Kupondan hiç umudum olmadığı için onu Karaca’ya vermiş ve birlik numaramı ordudaki her er gibi sağ koluma dövme yaptırmak için, J kentine gitmiştim. Savaş arifesinde iyi bir dövmeci hatta bir dövmeci bulmak kolay olmuyordu. Haftalarca bir dövmecinin izini süreceğimi bildiğim için J kentinin ucuz otel odalarından birine yerleşmiştim. Odanın parasını haliyle evlatlık gittiğim XXD.88 galaksisinin 1. döl verici neslinden 7. kuşak döl verici Ulu Ağaç ailesi ödüyordu. (XXD.88 galaksisi 1. döl vericiler tarafından kurulmuş diğer galaksiler arasında saygın yeri olan bir haneden diyebiliriz. İlk döl vericilerin yaratılışı bir çok şehir efsanesiyle anlatılır. Ama hakikati babam yirmi yaşıma bastığımda yani birkaç ay önce anlatmıştı. Birkaç ay önce 1. döl verici neslin topraktan yaratıldığına inan bir çok galaksi sakinlerinden biriydim. Fakat hakikat 1. döl vericilerin 4 ayrı elementten meydana gelmesiydi. Eş zamanlı yaratılışları; Yerçekimsiz Ağaç, (farklı paralel evrenlerde seyahat eden) Su, Hidrojen Gazı ve Kilin kendi içlerinde tamamen tesadüfi şartlar altında döllenerek meydana gelmiş. Ben Yerçekimsiz Ağaç soyundan geliyorum. Tabi kan bağı ve gen bağı yok. Evlatlık olduğumu söylemiştim. Akrabalarımdan farklı olarak bedensel farklılıklarım var. Hangi soydan geldiğimi de irdelediğimi söyleyemem. Birkaç ay önce babamın itiraflarla dolu mektubunda öğrendiğimi söylersem aslında buna zaman ayıramadığımı anlarsınız. Etkenlerden biri de savaş döneminde olduğumuz. Bu güne kadar diğer 3 hanedanın içinde bana benzeyen birini göremediğim için ırkdaşlarıma rastlayamayacağımı biliyorum.) J kentinin banliyölerinde mekik dokuyup dövmeci ararken, haberi telepatik mesaj kutuma uzun süre bakmadığımı hatırlayıp, mesajları okurken almıştım. Doğrusunu söylemek gerekirse gerçekten şanslı bir piçim. Karaca mesajında bu tabiri kullanmıştı. Gerçekten de bir yetim ve piç olduğumu bilseydi kara kıçının koca diyaframıyla gülerdi.

[/sws_2_column] [sws_2_columns_last title=””]

Haberi alır almaz kendime 0001413. Kara Keliğin önüne, bundan birkaç asır önce inşaa edilen surların gerisindeki, J kentinde bir kamara satın aldım. Karaca2yı başkentten cepheye uğurladıktan sonra kamaramda, Canlı yayın yapan bir çok kanaldan birini seçip, savaşı bira içerek izleme keyfini sürüyordum artık. Haftada birkaç kez, Karaca’dan önce cepheye ulaşan Zeynel telefonla arayıp, cephede şartların ne kadar boktan olduğunu anlatıyordu. TV’de izlediğim savaşla Zeynelin anlattığı savaş birbirine hiç benzemiyordu. Ekranda düşmanın patır patır dökülen penisimsi uzay gemilerini izlerken, ahizeden dökülen ses, ordumuzun ne kadar çok zaiyat verdiğini anlatıyordu. Zeynel ile Karaca’nın sağ salim dönmelerinden başka hiç bir şey beni ilgilendirmiyor.

Bir ay geçti ve ben kamarada süren savaş seyrinden oldukça sıkılmış J’nin banliyölerinde kendime lüks caz kulüpleri aramayı düşünüyordum, ki öyle de yaptım. Ay doğumuna kadar kadınlarla sevişip, tüketebildiğim kadar alkol tüketmeliydim.

Kentten cepheye giden erkeklerin arkasında bıraktığı cennette, her gün en az bir düzüne kadınla sikişiyorum. 20 yıldır hiç bu kadar rahat olmamıştım ama bu deneyim de çok fazla sürmedi. Babamın cepheden gönderdiği telepatik mesajlar oldukça tehditkardı. 4 asil soydan birine mensup aile bireyinin görevi Galaksisi için kan dökmektir, gibi bir çok mesaj vardı. Hemen cepheye dönüp Yerçekimsiz Ağaç köklerinden yapılmış bir gemide savaşmam gerekiyormuş. Mesajların hiç birine cevap vermedim. Fakat eğlence dolu hayatıma son vermek zorunda kaldım. Babamın, bu yaşıma kadar beni yalanlarla büyütmesinin intikamını böyle alabilirdim fakat onu çok seviyorum. Her ne kadar itirafla dolu mektuplarında ibne olduğunu söylemiş olsa da. İbne olması sikimde bile değil. Beni öz oğluymuş gibi büyüten kadına ihanetiydi beni kızdıran. Her neyse sevgili ibne babamı kaybetmek istediğimi sanmıyorum. [/sws_2_columns_last]

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page