19 Haziran 2010’da İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi‘nde başlayan, fotoğrafın bellek oluşturmaktaki önemini bir kez daha gözler önüne seren fotoğraf sanatçısı James Hughes’un Troçki’nin Hayaletleri: Bir Sürgünün Kaybolan Mekânları Fotoğraf Sergisi devam ediyor, kaçırmayın!

Troçki’nin Hayaletleri: Bir Sürgünün Kaybolan Mekânları Fotoğraf Sergisi

Daha önce vize talepleri Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya tarafından reddedilen Troçki, eşi Natalya ve oğulları Sergei, 1933 de genç Türkiye Cumhuriyeti’nin lideri Kemal Atatürk’ten vize alarak Türkiye’ye geldiler. Vatansız, yuvasız ve muhtemelen parasızdılar. Büyükada’ya taşınmaları bir kaç aylarını aldı. Bizans İmparatorlarının, asil kan dökmekten çekindikleri için, asi prensleri sürgün ettikleri bu ada, Osmanlıdan miras kalan harap konaklarıyla onlara kucak açtı. Troçki, dilini ve kültürünü bilmediği bu ülkede, dünya tarihi hızla değişmekteyken, ‘Rus Devriminin Tarihi’ ni yazdı. Kızı Zina’nın Berlin’de intiharını burada haber aldı ve bu acıyla aç ve susuz günlerce odasından çıkmadı. Gün oldu balıkçı Horalambos’la balığa çıktı. Ünlü konukları oldu ve çok ünlü kişilerden mektuplar aldı. Bütün bu yaşananlar bir yerlere sindi. 1933 yılında, Fransa’ya doğru yola çıkarken, hayatının belki de en dingin dört buçuk yılını geride bırakıyordu.

Kuzey İrlandalı Fotoğraf sanatçısı James Hughes gerçekleştirdiği Troçki’nin Hayaletleri: Bir Sürgünün Kaybolan Mekânları çalışmasında Troçki’nin Büyükada’da yaşamış olduğu terkedilmiş mekânların fotoğraflarını çekerek, geçmişi ve bugünü yansıtırken, insanlığın ardında bıraktığı izleri, mekânın ruhunu zedelemeden tekrar gözden geçirmemizi amaçlamaktadır. Anılarımızın oluşması biraz bu ‘hayaletlere’ bir kez daha bakabilmemiz, biraz da Troçki’nin dilinden düşürmediği Spinoza’nın ünlü sözünü anımsamamızla ilintilidir: ‘Ne ağlayın, ne de gülün, sadece anlayın.’

James Hughes: 1957’de Ballymena’da (Kuzey İrlanda) doğdu. Küçük yaşta ailesiyle beraber Avusturalya’ya göç etti. Ancak 1968 de, Kuzey İrlanda’nın en sancılı günlerinde, tekrar ülkesine döndü. Hayata makina mühendisi olarak atıldı. Ancak, yıllar önce Kodak şirketinde çalışan annesinin ona yapmış olduğu kutu fotoğraf makinası, 1980’lerden itibaren onu asıl mesleği fotoğrafçılığa yöneltti. Görsel sanatlar ve yirminci yüzyıl edebiyatından etkilendi. Modern dünya görüşüne karşın, daima gelenekselle ilgilendi. 2002 de (Sanat ve Tasarım) lisans eğitimini, 2005 de Ulster (Belfast) Üniversitesinden yüksek lisans ve 2010 da, ‘Kuzey İrlanda’ya Özgü Mekan Duygusu Fotoğrafsal Olarak Tanımlanabilir mi?’ konulu teziyle doktorasını tamamladı.

Niçin Troçki’nin Hayaletleri?

Tarihe ve dolayısıyla yaşanmışlığa hep ilgi duydum ve çoğu kez tarihe mal olmuş kişi ve mekânların bambaşka bir bakış açısıyla tekrar incelenmeleri gerektiğini düşündüm. Troçki’nin Ekim Devrimi’nin lideri olması kadar önemli tarih yazarlığı ve trajik yaşam öyküsü beni (biraz da ihmal edilmiş) konuyu araştırmaya itti. Sonunda, onun‘Rus Devrimi’nin Tarihi’ yazdığı, balık tutmaktan çok hoşlandığı ve zamanın pek çok ünlü kişisi tarafından ziyaret edildiği, Büyükada’ya yönlendirdi. Adaya ilk kez 2008 yılının, Aralık ayında geldim.

Büyükada, kitaplardan okuduğum kadar baş döndürücü olmasa da, hâlâ çok güzeldi. Büyük bir merakla bomboş sokaklarda dolaştım. Troçki’nin izlerini bulmak hiç de kolay olmadı. Yerli halktan çok ilginç, ancak kimi kez çelişkili öyküler dinledim. Tarihi belgelerle desteklemeye çalıştığım ve Troçki’nin dört buçuk yıl (1929 – 1933) geçirdiği mekânları, üç ayrı evde (ki bunlardan biri artık yok), iki yılda fotoğrafladım.

Geçmiş şu ana ne kadar yansıtılabilinir? Bir görüntü, gerçekten yaşananı ne kadar anlatır? Tarihsel hafızamız geçmişin hayaletlerinden ne ölçüde etkilenir? Uzun zamandır bu sorulara görsel yanıtlar bulmaya çalışıyorum ve bu sergide de, benzer sorulara ‘Troçki’nin Hayaletleri’yle bazı ipuçları veriliyor.

James Hughes – Mayıs 2010

İletişim: info@istanbulhatirasi.org Tel:0216 346 50 16

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page