Euskadi Ta Askatasuna

İspanya’yı severiz, ülkede İspanyolca (Kastilya dili), Katalan dili, Galicia dili, Bask dili konuşulsa da ve biz bunlardan şimdilik sadece bir tanesini anlıyor olsak da severiz. Son günlerde İspanya karara bağladığı davalar ve astronomik hapis cezaları ile adından söz ettiriyor.

ETA örgütünün kanlı eylemleri birçok insana kendini haksızlığa uğramış hissettiriyordu. 2004 senesi gibi istisnalar olsa da, son 40 yılda 800’den fazla kişinin ölümüne yol açan ETA her daim şimşekleri üstüne çekmeyi başarmıştı.

İspanya tarihine baktığımız zaman 1979’da İspanya Bask bölgesinin özerkliğini tanığını görüyoruz. Bask bölgesinin (İspanya’nın kuzeyiyle, Fransa’nın güneybatısındaki bölge) özgürlüğünü savunmak için de ETA (Euskadi Ta Askatasuna) kuruldu. Örgütün kuruluşu Franco dönemine dayanıyor olsa da biz onu en çok Bask bölgesi ile anılırken duyduk. Bask bölgesinin özgürlüğünü savunmaya çalışırken bir yandan da bölgenin İspanya ile olan ilişkilerinin her daim gergin olmasına yol açtılar.

İlk ölümcül eylemlerini 1968’de gerçekleştiren örgüt, ilk kanlı eylemi için ise uzun yıllar beklemedi. 1973 senesinde Amiral Carrero Blanco’yu öldüren örgüt o günden sonra 1998’deki ilk ateşkeslerine kadar kanlı eylemlerine devam etti. Atlanmaması gereken bir ayrıntı ise 1978’de ETA’nın siyasi kanadı Herri Batasuna kurulmuş olmasıdır.

Örgütün en büyük ve günümüze en çok yansıyan eylemlerinden bir tanesi 11 Aralık 1995’te Madrid’de altı kişinin ölümüne ve 44 kişinin yaralanmasına sebep olanıydı. Mahkeme olayda en çok sorumluluk sahibi olduğu düşünülen Juan Antonio Olarra Guridi ve Ainhoa Múgica Goñi‘yi 2007’nin ekim sonunda 1253 yıl hapis cezasına çarptırdı. Tabi hapis cezasının ölenlerin yakınlarının acısını hafifletmeyeceği düşünülmüş olsa gerek ki bir de işin içine para cezası girdi.

İspanya’nın kanlı tarihinin en kırmızı olayı maalesef bu değildi. 2004 senesinde seçimlerden üç gün önce düzenlenen bir saldırıda 191 kişi ölmüştü ve dönemin iktidarı ETA’yı suçlamıştı. Bu da muhtemelen en çok Zapatero’nun işine yaramış, dönemin iktidarının iddiası asılsız çıktığı için sandıktan Zapatero çıkmıştı. Dönemin partisi Muhafazakâr Halkçı Parti aslında hala iddiasını savunuyordu ama 2007 Kasım ayı itibari ile suçlular yargılandı ve hapse gönderildi. İspanya yasalarına göre 40 yıldan fazla hapiste yatamayacakları için de aldıkları astronomik hapis cezaları tarihe karıştı. Hatta bir kısmı açlık grevine başladıkları için hastaneye kaldırıldı.

Zapatero, ETA’ya karşı çoğu zaman uzlaşmacı bir tavır takınmıştı ama 2006’da mart ayında ilan ettiği ateşkesi, aralık sonunda bozan ETA ile ipleri koparmaya yakın bir hale geldi. Tabi madalyonun diğer yüzünden bakmak gerekirse ETA’nın Batasuna adlı partilerinin yasallaşmasına hala izin verilmemişti. Hatta 2007’de yapılan seçimlerde Batasuna ile bağlantılı olduğu için birçok kişinin seçime girmesine izin verilmemişti.

İspanya ile ETA’nın çekişmesi daha uzun seneler devam edeceğe benziyor. Tarihinin en kanlı bu iki olayını çok yakın tarihlerde sonuca bağlayan İspanya’nın ise sanırım vicdanı biraz daha rahat şu günlerde.

Görüş bildirin

gerekli

gerekli

şart değil