Eksi hırsızı
“Benden sürekli bir şeyler eksiliyor” diye diye bir hal olurken, aklına eksiyle çarpılması gerektiği geldi. Eksisi zaten boldu; nasıl çarpılırdı ki? “Zaten düşüncelerin negatif, salak!” dedi. “Eksiler birbirini iter. Nasıl çarpsın ki?” Çarpılmak için arayışla etrafına bakındı durdu, saç kurutma makinesinin kablosunun yalıtkanının inceldiği yere temas etme hayalleri kurdu.
Çarpılmadı.
Yerdeki ekmek kırıntılarına basmayı aklından geçirdi ama bunu bile bile yaptığı an zaten eksiyle çarpılmasının bir anlamı kalmayacaktı.
Bir eksi bulmalıydı…
Eksi… Eksi…

Bir eksi çarpmalıydı, bir de yer.
Bir eksi, bir de yerdeki kırıntılar…
Gittikçe daha çok eksildi.
Daha da eksilere indi.
“Dünya tepetaklak olduğunda benim yerin dibinde olmam işime yarar” dedi.
Belli ki dünyayı hala düz sanıyordu.
Dünya tepetaklak olmadı belki ama onun dünyası gerçekten böyleydi.
Etik kavramı üzerine ettiği soyut yeminleri bozup bir matematik denkleminden bir eksi çaldı.
(Bir de çarpı çalmayı akıl edemedi ki bu da dar görüşlülüğünün bir göstergesiydi sanırım.)
Sonuna kadar eksilmiş haliyle kendini eksisiyle çarptı.
Mutlu olabildi mi sizce?
Bu seferki mutsuzluğu doyumsuzluğa alışmış nefsinden değil, yerle çarptığında kırıntılarla birlikte derisine batan karıncaların çıkardığı ezilme sesinden ve yarım kalmış bir denklemin uğraşıcısından çıkan tek bir silah sesinden yadigar kalan, hiç bitmeyen kulak çınlamasındandı.
Neyse ki denklemler bozulduğunda dünyanın mükemmel dengesi de bozulmuyordu.
![[Futuristika!]](http://www.futuristika.org/wp/wp-content/uploads/2011/08/futuristika-logo-beyaz.png)
Görüşler