
Hiç sevmediğiniz birisini düşünün. O insan sizi sinirlendirdiği zaman nezaket sınırlarını zorlarcasına ona taktığınız hayvan isimlerini düşünün bir de. Hoş, böyle bir durumda benim aklıma hep “Aşk çiçek isimleri ile başlayıp hayvan isimleriyle biter” sözü geliyor ya neyse.
Birisinin ardından ’sülük gibi yapışıyordu’, ’tilki gibi sinsiydi’ ya da ‘karga gibi gevezeydi’ dediğiniz zaman artık bunu daha da meşrulaştırmanın bir yolu var. Misal eşinizin kuğu gibi güzel olduğunu düşünüyorsanız eğer yeni bulunan bir kuğu türüne onun adını vererek onu ölümsüzleştirebilirsiniz, tabi biraz değiştirerek.
Scripps Denizbilimi Enstitüsü, bu yılın başında ‘Türlere İsim Verin’ diye bir proje başlatmış. Projenin başlamasıyla da meraklıları hemen bağış yaparak bu yeni bulunan canlı türlerine isim vermeye başlamış.
Enstitü’nün müşterilerinden bir bayan kocasına evlilik yıldönümü hediyesi olarak beş bin dolara bir Avustralya kıl kurduna eşinin ismini vermiş. Enstitü’nün bir diğer müşterisi olan cep telefonu firması Nokia ise 10 bin dolar ödeyerek bir kurtçuk türüne kendi ismini vermiş.
Tabi şöyle bir şey de söz konusu, sırf para kazanmak için varolmayan ve doğru olmayan canlı türleri de bulunduğu iddiası da var. Zira bu işi yapan sadece Scripps Deniz Bilimi Enstitüsü değil. Ama tabi burada bizi ilgilendiren daha çok verilmiş olan isimler.
Normalde yeni bir organizma keşfedilediğinde ona ismi kaşifi verir. Bütün canlıların isimleri ise iki bölümlük bilimsel adlardan oluşur. Bu isimler genelde Latince olmakla beraber, bulucuların kendi adlarını ya da çocuklarının, akrabalarının hatta ünlülerin adlarını bile verdikleri görülür.
Adları hayvanlara verilmiş çeşitli ünlüler şöyle:
Agra katewinsletae: Kate Winslet’ın ismini alan yer böceği,
Calponia harrisonfordi: Harrison Ford’un ismini ala örümcek,
Anophthamus hitleri: Adolf Hitler,
Avalanchurus lennoni: John Lennon,
Eristalis gatesi: Bill Gates,
Legionella shakespearei: William Shakespeare,
Mozartella beethoveni: Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig Van Beethoven.
Kaynak: AP – Wikipedia
Not: Yazıya katkılarından dolayı Serra Yürür’e teşekkür ederiz.