2000 yılında kurulan The Kilimanjaro Darkjazz Ensemble (TKDE) sessiz filmlere müzik yapmayı amaçlayan bir proje şeklinde yola çıktı. Fikir ilk duyulduğunda pek de orijinal gelmiyor aslında. Charles Mingus aynısını 1963 yılında yapmıştı zaten.  Utrecht Güzel Sanatlar okulundan arkadaş olan Jason Köhnen ve Gideon Kiers, hem görsel hem de işitsel akademik bilgilerini Murnau’nun Nosferatu’su ya da Langs’ın Metropolis’i gibi, sinemanın klasik ilk dönem örneklerine uyarlamaya başladılar. 2004 yılında aralarına çello ve trombon virtüözleri katılınca, takip eden yılda TKDE grupla aynı isimli ilk albümlerini çıkarmış oldu. Tıpkı isimlerindeki gibi, cazın daha karanlık yorumuyla, modern rock müzikte yaygın olarak kullanılmaya devam eden enstrümantal ve uzun şarkı formatını uygulayarak, özgün ve avangart bir tarza yöneldiler. Konserleri ve albümü destekleyen görsellerin sinema ile bağı doğal olarak güçlü seyrediyor. Canlı çalarken analog tavra yakın durup, keman, gitar, bas kullanımıyla görkemli bir orkestra yaratılıyor. Öte yandan, dinleyiciyi aynı zamanda izleyici konumuna da yükseltip, sahnede elektronik tınılarla performanslarında sinematik bir atmosfer yaratıyorlar.

Grubun ikinci albümü ise 2009 yılında çıktı. “Here Be Dragons” isimli çalışmada egzotik funk tınılarıyla bilinen Kava Kon’un “Palace of The Tiger Women/ Kaplan kadınlar sarayı” şarkısına yaptıkları miks ve şarkının videosu ile böylesi detaylı müzik yapan bir ekibe göre isimlerini iyice duyurmuş oldular. Şarkının videosundaki görünüm,  bir müzik klibi gibi değil de, gizemli ülkelerin ya da bilinmeyen uygarlıkların keşfedildiği macera filmlerinden bir bölüm gibiydi. Ekip böylece, gerçekten var olmayan filmlere müzik yapmaya başlamış oldu. Bir yandan da Goya ya da Picasso gibi sevdikleri ressamlar için “görsel” müzik yapmaya başladılar.

TKDE, üçüncü albümü From The Stairwell’i ocak ayında yayımladı. Albüm notlarında filmlere olan düşkünlüklerine vurgu yapan grup, “ruh hali” diye adlandırdıkları şarkılarının her birinin kısa film gibi düşünülmesinin olası olduğunu söylüyor. Her bir şarkı, ayrı bir ruh halini yansıtan kısa filmler gibi algılanmalı.  Her bir şarkıda, ruh hallerini birer merdiven gibi kullanıp bir başka ruh haline ulaşmaya çalışıyorlar.

Grubun iki as elemanından biri olan ve The Kilimanjaro Darkjazz Ensemble görsellerini planlayan ve şarkılardaki elektronik manipülasyonları gerçekleştiren  Jason Köhnen, müziklerinde dinleyeni doğrudan başka bir ortamdaymış hissiyatı veren ses yapısının örülmesindeki baş aktör. Bong-ra isimli alter egosu ile 90’lı yılların ikinci yarısından itibaren breakcore olarak da bilinen ve tempoya dayanan şarkılarıyla endüstriyel müzik camiasında ilgi görüyordu.

The Mount Fuji Doomjazz Corporation isimli yan gruplarıyla, daha çok sesleri bozup gerçekleştirdikleri ve sadece doğaçlama çalışmalar yaptıkları caz nağmelerine de takılan grup, asıl olarak TKDE’yi sürdürmeye devam ediyor. Yakın zamanda artık tamamen bağımsız müzik yapmak istedikleri için, gelecek albümlerini dinleyicileriyle ortak hareket edip yayınlayacaklarını açıkladılar. Yeni tınılara açık olanlar, filmlerden ressamlara, Indiana Jonesvari maceracıların görüntülerinden avangart ses oyunlarına kadar tümüyle ilginç bir müzik yapan bu gruptan çok keyif alabilir.

———————–
— Bu yazının kısa versiyonu Taraf gazetesinde yayımlanmıştır

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page