Tim Larson’ın albüm haberine burada yer vermiştik. İlgimizi çeken bu karanlık ozan birkaç sorumuzu cevapladı.

[Ayşegül Doğan/BarışYarsel] Sesiniz Johny Cash, Nick Cave, Micheal Gira, Mark Lanegan gibileriyle karşılaştırılıyor. Tok ve karanlık, dinleyicinin tüm dikkatini talep ediyor. Klasik müzik eğitimi aldınız ve albümleriniz country ile psychedelic arasında konumlanıyor, belli bir türde yer almıyor.  Müziği kavrayışınızı öğrenmek isteriz.

Önce bir kez dinlerim, sonra tabii ki daha karanlık tarafa doğru meylederim, ama bu tabii ki dinlerken dikkate aldığım tek yön değildir. İlk anda ben, avucuna alan genelde sözler ya da müziğin belirli kısmındaki melodilerdir. Eğer dinlediğim şey beni kendimle ve kendisiyle nasıl bağ kurduğumla ilgili düşünmeye itiyorsa, çoğunlukla artık dönüp tekrar tekrar dinleyeceğim demektir.  Ayrıca garip (bizarre) sesler ya da kendine özgü akor yürüyüşlerini dinlemeyi seviyorum.

Vargar (Kurtlar) mutlu bir albüm değil, (sanki bir bilen, kulağımıza “Sonunuz yakındır,” diye fısıldar gibi) karanlık hikayeler barındırıyor. Özellikle ilginizi çeken düzyazı ya da şiir mevcut mu?

Eskiden olduğu kadar şiir ya da düzyazıyla artık pek ilgilenmiyorum. Sözler tamamen kendi yaşamımdan yola çıkıyor. Belirli kişiler ya da konular hakkında düşünüp, onları evrensel bir bağlama yerleştirip yazma eğilimim var. Bazen son derece özel de olabiliyor. Örneğin “I Follow Death” isimli şarkı, The Chichago Tribune gazetesinde gece vardiyasında çalışan Peter Nickeas isimli muhabir hakkında.

Şöyle söylenebilir, Rainer Marie Rilke’nin Genç Şaire Mektuplar ve Jens Peter Jacobsen’in Niels Lyhne kitapları hep elimin altındadır.

Bir süre önce Mark Eitzel ile konsere çıktığınızı öğrendik. Baba adam, değil mi? O gece nasıldı, ne hissettiniz?

Mark Eitzel en sevdiğim şarkıcı ve şarkı yazarlarından ve onun konserine açılış yapma şansına ermek çok mutluluk vericiydi. Sahnede sadece kendisi ve piyanosu vardı. Kendisinin çok samimi ve kişisel bir performansıydı. Ben ise eğlendirebildiğimi umuyorum ha ha ha.

Bu aralar dinledikleriniz? Tekrar tekrar dönen bir şeyler?

Liste günlük değişiyor, çünkü çok müzik dinliyorum. Eski Blues ve Country işleri çok seviyorum: John lee Hooker, Muddy Waters, Son House, Howlin’ Wolf, Waylon Jennings, Hank Williams Sr., Sammi Smith.

Klasik müzikte ise, Beethoven, Debussy, Mahler ve Shostakovich dinliyorum. Ayrıca çok fazla 80’ler ve 90’lardan Goth ve Death Rock dinliyorum.

Tam şu sıralar dinlediklerim:

•             Angel Olsen- Burn Your Fire for No Witness.
•             St. Vincent – St. Vincent
•             Indian- From All Purity
•             The Haxan Cloak – Excavation
•             Thug Entrancer – Death After Life
•             Chelsea Wolfe – Pain is Beauty