Son tiyatro oyunu Viyana’da sahneye konduktan sonra ülkesinde protesto gösterilerine ve sansüre neden olan Avusturyalı oyun yazarı ve romancı Thomas Bernhard, Salzburg yakınlarında Gmunden’deki evinde öldü. 58 yaşındaydı.

 Bernhard’ın çalışmalarının otoriteleri çılgına çevirmesi ilk kez olmuyor. 1973 yılında Die Beruehmten / Şöhretli isimli oyununu Salzburg Festivali’nden çekmişti. Nedeni ise, organizatiörlerin oyun sırasında Bernhard’ın ışıkları söndürme isteğini geri çevirmeleriydi. 1984 yılında ise polis “Woodcutters /Odun Kırıcılar” isimli romanı toplatmıştı, nedeni ise polise göre, kitapta herkes tarafından bilinen bir Viyanalı şahsiyete hakaret ediliyordu.
17 Şub 1989 – NY Times

Ölümünden iki gün önce, hastalık nedeniyle iyice güçten düşmüş Bernhard’ı kardeşi ve kişisel fizyoterapisti Dr. Peter Fabjan, Gmunden’den Salzburg’a arabayla götürür. Orada noter önünde vasiyetini günceller. Dr. Fabjan’ı tek mirasçısı ve yayıncısı Dr. Sieggried Unseld ile birlikte vasiyetini gerçekleştirecek kişi olarak belirler. Çalışmalarının tüm geliri erkek ve kızkardeşi arasında eşit pay edilecektir.

Öleceği gün, aralarında bir düşes ve televizyon gazetecisi Krista Fleischmann da olan bazı arkadaşlarını arayıp veda eder. Akşamında ise en sevdiği barlardan birine uğrar. En sevdiği yemeği atıştırır, sevdiği şaraptan içer, son anlarında nihai tıbbi yardımda bulunacak kardeşine eşlik etsin diye yanına bir şişe alır çıkar. Gmudnen’deki dairede takip eden sabahın yedisinde ölür. Son anlarında kardeşi yanındadır. Cenazesi önceden, dikkatle planlanmıştır. Dr. Fabjan, üvey babasının katılmasına izin vermesi için ikna etmiştir. Grinzing mezarlığına, Frau Hede ve kocasının yanına gömülecektir. Ölümü, cenazesi gerçekleştikten bir gün sonra açıklanır. 16 Şubat tarihinde, ölümünden dört gün sonra, yerel bölge çalışanlarından biri Gmunden’deki evin garajına sessizce girip, cesedini Viyana’ya taşır. Bedeni mezarlığa getirilir getirilmez, planlanan zamandan bir saat önce, herhangi biri fark etmesin ya da katılmasın diye, apar topar cenazesi gerçekleşir. Beklendiği gibi ölümü, ülkede büyük ses getirir. Kendisi ise,

“Ölümümden sonra, hayattayken yayımladığım herhangi bir kitabın, bir şekilde bulunabilecek herhangi bir sayfanın ya da hangi formatta olursa olsun yazdığı herhangi bir şeyin tekrar üretime girmesini, basılmasını hatta Avusturya sınırları içinde alıntı dahi yapılmasını legal yayın hakları süresi içinde istemiyorum.

Altını ısrarla çizmek isterim ki, Avusturya devletiyle herhangi bir bağım ya da ilgim yoktur ve bu Avusturya devletinin benim ya da çalışmalarımla ilgili herhangi bir önerisi bir yana, burnunu soktuğu her şeyi yaşamım boyunca reddediyorum. Ölümümden sonra, yapıtlarımdan bir kelime bile yayımlanmayacaktır, her nerede olursa olsun, buna tüm mektuplarım ve çöp diye attığım kağıtlar da dahildir.”