Tevfik Sonder, 1951 Istanbul doğumlu. 1969 Milliyet Liselerarası yarışmasında Alman Lisesi ile ikinci olduktan sonra Sıfır Virgül Bir adlı bir grup kurarak 1970 yılında Melodi Plaktan “Geçici olarak yukarısı” adlı bir plak çıkartmış, sonra da Almanya’ya gitmiş. Almanya’da bir takım rock gruplarında çaldıktan sonra 1991 yılında Türkiye’ye döndü. Birkaç jingle ve benzeri çalışma sonrası Serdar Ateşer’in Avdet Seyri adlı albümünde yer alan Olimpos Sakini adlı şarkıda Ateşer ile imzası olan Tevkif Sonder, son zamanlarda bilgisayarda deneysel müzik ve Almanya’da yaşayan Feyyaz Karabağ ile birlikte video art yapıyor.

Ayrıntılarını aşağıda okuyacağınız/dinleyeceğiniz/izleyeceğiniz bu türden “kültür arkeolojisi”, bizi heyecanlandırıyor. “Geçici olarak yukarısı” adlı kayıtta yer alan “Baş aşağı beş yukarı”, bilgimiz dahilinde, dijital ortamda ilk kez ortaya çıkıyor. Tevfik Sonder, video art çalışmasına eşlik eden ve yine daha önce yayımlanmamış olan mp3 ve videoyu yayımlamak için aslında [Evvel Fanzin] ile temasa geçerken, sevgili Zafer Yalçınpınar, Sonder’in çalışmaları için bizi işaret etmek inceliğini gösteriyor. Tevfik Sonder ile bağlantımız böyle oluştu, kendisi bazı sorularımıza da yanıt verdi. Sonder ayrıca Bob Dylan’ın ‘One too many mornings’ adlı şarkısının Türkçesini de yapmış. Dylan’ın 60. yaşgünü vesilesiyle Açık Radyo’da yapılan bir programda yayınlanan bu kayıtta, kontrbass’ı Yaz Baltacıgil çalmış.

Futuristika, grubun geçmişten çıkagelen “Baş aşağı beş yukarı” şarkısında dediği gibi, “bu aşikar haksızlığa gelem dedim, gelemedim” diyor, çünkü Gaddar Selim’lere rağmen müzik ve ses var, hala ve her yerde ve her an!

[www.videoartistanbul.eu/]

[cincopa AwFAkq6fgYff]

 

Futuristika!: Müzikte abstract kavramına çok rastlıyoruz. Elektronik müzik dergilerinde hem teknik hem de kavramsal olarak kullanılıyor. Bir yanıyla soyut bir yapıya işaret ederken, öte yandan sesleri kullanma yetkinliğini gerektiriyor. Özellikle sizin projenizde video’lara eşlik eden seslerde abstract terimiyle dirsek temasında olan bir örneğini gördüğümüzü düşündük. Hem bu video’lara eşlik eden “loop”ları ortaya çıkarım süreciniz hem de Feyyaz Karabağ ile gerçekleştirmekte olduğunuz video art çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz?

Tevfik Sonder: Sizinle temasa geçmeme yol açan Evvel Fanzin’in dikkatimi çekiş nedeni başlangıçta gözüme çarpan bir yazıda şu sözleri okumamdı: “çağrışımlar” ve “yan anlamlar”la ilerleyen, anlatmak yerine sezdirmeyi yeğleyen, “öncesi” ile “sonrası” yitmeye yüz tutmuş, nedensellik, planlama ve mühendislik güdüsü azaltılmış -hatta yok edilmiş- bir şeyler (betik) oluşturulmalı… Ancak tümüyle de saçmacılık oynayamayız; yani “aksak” da olsa üç aşağı beş yukarı bir tını, bir duruş olmalı, sezdirilmeli… “Parçalar” olmalı ve araya “sus”lar konmalı… Bu garip betik, hangi edebiyat akımından ya da yazınsal türden, hangi eserden olursa olsun sadece fragmanlar tarafından oluşmalı…”

Bu şekilde düşünenlerin benim yaptığım müzik ve Feyyaz Karabağ ile birlikte yaptığımız videolarla ilgileneceğini farzettim. Abstract kavramının müzikte tam olarak nasıl kullanıldığını bilmiyorum. Ben müziğin içine girmeye çalışıyorum, belli bir derinliğe inince ortaya çıkan durum zaten sözlerle ifade etmeye çalışıldığında ‘abstract’ oluyor.

Hem bu video’lara eşlik eden “loop”ları ortaya çıkarım süreciniz hem de Feyyaz Karabağ ile gerçekleştirmekte olduğunuz video art çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz?

Feyyaz Karabağ benim de 1970 ile 1982 arası yaşamış olduğum Karlsruhe’de hayatını sürdürüyor. Onun çekip gönderdiği videolara müzik yapıp edit ediyorum. Ben bazı müzisyenlerin elektronik müzikte tercih ettiği yöntem olan birkaç tane patch veya sound bulup ağırlıklı olarak onlarla çalışma yolunu seçmedim. Bilgisayar ortamında synthesiser’larda neredeyse sonsuz patch, sound, tını var; boş zamanlarımda sürekli bunları araştırıp hoşuma gidenleri not ediyorum. Sonra videoları izlerken bunlardan hangilerini kullanabileceğimi tasarlıyorum. Bu kararı verdikten sonra müzik bir anlamda zaten kendiliğinden oluşuyor.

İsmet Sıral’dan [İsmetSıral.org] zamanında dinlemeyi öğrenmiştim. Doğal veya sentetik enstrümanların tınılarını dinlerken belli bir derinliğe inildiğinde zaten o ton ya da tınıyı oluşturan üst notaların [overtone] melodisini duyuyorsun. Besteleme süreci o melodiyi işitip oradan çıkartıp almak aslında. Bu kadar.

1970 yılında Melodi Plak’tan çıkan “Geçici olarak yukarısı” albümünden/kaydından bahsedebilir miyiz? Bugün o çalışmayı nasıl görüyorsunuz?

Albüm değil 45likti. Baterist Murat Verdi’nin Ampex bir teybi vardı, onunla üstüste kayıt yapılabiliyordu. Bir gün 15 dakikada ‘baş aşağı beş yukarı’yı yazmıştım, onun demosunu Murat ve başta bass çalan Edi Matig ile kaydettik, Nino Varon, Engin Arman dahil sağa sola dinletip plak anlaşması yapmaya çalıştık, sonunda Melodi ile anlaştık ve Tünel’de Hayri’nin stüdyosunda herhalde Eylül 1970’de kaydettik.

Ben ‘baş aşağı’yı dinlemeyi çok seviyorum, sonradan Sıfır Virgül Bir’e katılan sevgili arkadaşım Yaz çok güzel bass çaldı. Şarkıda bilmeden sonraki yıllarda Almanyada başıma gelecekleri anlatmışım.

Almanya günlerinizde neler yaptınız? Almanya, Kraftwerk, NEU!, CAN, Faust, Amon Düül II, Cluster vs derken müzikal açıdan hep yön verici ülkelerden oldu sanki. Siz Almanya’da nasıl hissettiniz?

Almanyada Karlsruhe’de ve Düsseldorf’ta bulundum. Üniversite talebeliği, Türk düğün orkestrası müzisyenliği, taksi şoförlüğü, tercümanlık ve rock müzisyenliği dahil bir sürü iş yaptım. Mekan olarak daha çok sonradan Embryo grubunda biraraya gelen müzisyenlerin yakınındaydım. 1980’de New York’a giderek orada bir süre rahmetli İsmet Sıral ile çalıştım, sevgili İsmet Abi müzikte bildiklerimi imbikleyip işe yarar hale getirdi diyebilirim.

Türkiye’de tarihe biraz meraklı yeni kuşak dinleyicilerin gözden kaçırmadığı, Serdar Ataşer ile arkadaşlarının yaptığı Avdet Seyri isimli albümde de yer aldınız. 1998 yılında çıkan, yapımı da bir on yıl öncesinde dayanan o albüm, bugün hala güncelliğini koruyan, bir anlamsa zamansız bir çalışma. Avdet Seyri döneminden neler hatırlıyorsunuz.

Avdet Seyri’ne aslında Olimpos Sakini’nin bir bölümü dışında çok bir katkım yok. Bence çok değerli bir çalışma ve bir parçası olmaktan son derece mutluyum. Serdar Ateşer ile Almanyadan döndüğüm sırada tanıştım, birkaç kere beraber çaldık, o kadar.

İlhan Mimaroğlu’nun şöyle bir sözü var: “Yeni tam anlamıyla yeni olmadığı sürece, eskinin olduğu gibi kalması gerekir.” Müzikte yeni kavramından anlamamız gereken sizce nedir?

Dünya birçok açıdan bir tür geçiş döneminde, sanat da öyle. Sanatçıların yeninin arayışı içinde olduklarını düşünüyorum. Batı müziğinin 12 tonu ve 4/4 3/4 gibi ritimleri ile yapılabilecek müziğin hepsinin yapıldığına inanıyorum. Bunlara makam ve batılılara için daha karmaşık olan 5/4 7/8 vs gibi ritimleri eklemek de olsa olsa eski müziğin sonunun gelmesini geciktirir, çok birşey değişmez. Ben zaman ve mekan aşılmakta olduğundan yeni bir müzik ortaya çıkacaksa melodi ve ritimden çok ton ve tını ağırlıklı olacağına inanıyorum.

Şu günlerde, nefes aldırdığını düşündüğünüz neler dinliyorsunuz?

Brian Eno, Robert Fripp, Adrian Belew ve Jon Hassell. 1980’lerde CoDoNa adlı, Colin Walcott, Don Cherry ve Nana Vasconcelos’un çaldığı bir grup vardı, iki konserlerini izlediğim için çok şanslı sayılırım. Walcott ve Cherry’nin erken aramızdan ayrılmalarıyla bu grup müzik dünyasına yapabileceği katkıyı tam anlamıyla gerçekleştiremedi maalesef. Eminem ve RZA’yi de beğeniyorum.

———–

Soldan sağa Jeffy Medina, Raffi Geliboluluoğlu, Muhtar Turan, Ömer Sipahi, Mehmet Ali Babaoğlu, Christoph Sommer, Tevfik Sonder (Milliyet Liselerarası Müzik Yarışması 1969)
—————


Soldan sağa Tevfik Sonder, Murat Verdi, Edi Matig (1970 Fitaş Sineması Amatör Orkestralar Yarışması’nda Sıfır Virgül Bir Grubu)
—————-


Alman Lisesi Orkestrası 1967/68 müzik odasında provada, soldan sağa Tevfik Sonder, Hakkı Atasagun, Christoph Sommer, Jeffy Medina
—————-

Sıfır virgül bir’in plağı yayımlandığı dönemde Milliyet gazetesinde çıkan tanıtım yazısı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page