Tesla’nın güvercini

“Bir eşim olamaz, diyorum kendime. Yazarların olabilir. Ressamların olabilir. Ama mucitlerin olamaz. En azından benim olamaz. Bir kuş olabilir. Belki bir kuş beni aşkla sevebilir. Bu güvercini bir erkeğin bir kadını sevdiği gibi sevdim, o da beni öyle sevdi. Ona sahip oldukça, hayatımın bir anlamı var.”

Tesla New Yorker Oteli’nin 33. katında, 3327 numaralı iki odalı suitinin penceresinde güvercinlerini besliyordu. Zaman zaman otelden çıkıp parka gidip beslediği de oluyordu. 1937 yılında bir geceyarısı, otelinden çıkıp yakınlardaki katedral ve kütüphaneye güvercinlerini beslemeye gitti. Karşıdan karşıya geçerken, üzerine gelen taksiyi fark edemedi. Yerdeydi. Sırtında ve çeşitli yerlerinde kırıklarla hastaneye kaldırıldı. Üç rakamına takıntılı Tesla’nın otel odası seçimi şansa değildi. Bir başka takıntısı ise doktorlara asla danışmamaktı. Bu nedenle bu kazada aldığı yaralar tam olarak bilinmiyor. Tıbbi yardım istemedi. Sorumlu taksiyi söylemeyi de reddetti. Oteline geri dönmek üzere taksi istedi. Aylarca yataktan çıkamadığından, pencerelerindeki güvercinlerini beslemeyemedi. Güvercinler geri dönmedi. 1938 baharı geldiğinde Tesla yataktan çıkabildi. Güvercin besleme yürüyüşlerine, eskisi kadar sık olamsa da, devam etti. Otelin aşçısına, parkta yaralı bulup odaya getirdiği, iyileştirdiği güvercinleri için özel menü yemler sipariş etti. Aslında bu özel karışım yemleri pazarlamayı da düşündü. Takıntıları baskın geldi, üç kezden az olmamak üzere ellerini yıkamayı ve sadece haşlanmış yiyecekler tüketmeyi tercih etti.

Tesla'nın güvercini 1Güvercinleri en iyi arkadaşlarıydı; kendi deyişiyle ‘en samimi arkadaşları’. Penceresine gelen kuşları besliyordu. Hatta oraya yuvalayanlar için marangoza özel sepetler ve kafesler yaptırmış, içlerine yıkansınlar diye de bir suluk ve yem olarak da en sevdikleri üzüm çekirdeği, kenevir, kuşyemi karışımından koymuştu. Yerde ve mobilyalarda tüyler ve beyaz kalıntılar vardı. Temizlik arabamla odadan içeri girdiğimde kuytulardan kuşların sesleri gelirdi.

Yirmi küsur sene önce ölmüş bir güvercinin resmini saklıyordu Tesla. Bazen beyaz güvercin diyordu ona, bazen de beyaz kumru. Bazı dillerde ikisi için aynı kelime kullanılıyor, demişti. O benim gerçek aşkımdı, kanatlarında gri tüyler olan beyaz bir güvercin. Daha sonraları onun güvercini bir erkeğin bir kadını sevdiği gibi sevdiğini okuyacaktım. Bu konudan hiç bahsetmemiş ama kuş hakkında başka şeyler anlatmıştı bana. Güvercinin, kalbinin mutlulukla doldurduğunu ve onun hasta olduğunu hissettiğinde ölene kadar yanından ayrılmadığını söylemişti. Öldüğünde de bedeninden parlak bir ışık çıkmış ve gözlerini kamaştırmıştı. İşte o an Bay Tesla kendisinin bu dünyada yapacak bir şeyinin kalmadığını anlamıştı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page