1880′lerde dönemin meşhur mimarlarından Adolf Feszty’nin, zengin Macar ailelerine malikane olarak tasarladığı ve inşa ettiği bina, o günlerden bugüne Budapeşte’nin en bilinen ve en geniş bulvarlarından Andrassy ile Csengery caddesi köşesinde 60 numaraya konuşlanmıştı.

Pek çok aileye yuva olduktan sonra 1936′da, neo-rönesans fasadıyla göz alıcı bu bina, Perlmutter ailesine geçti ve bir sonraki yıl bir bölümü ülkenin aşırı sağcı partisi “Arrow Cross” tarafından kiralandı.

40′lara gelindiğinde binanın tümünü kiralayan parti, liderleri Ferenc Szalasi’nin önerisiyle binaya “Sadakat Evi” adını verdi. 1944 güzünde, nazi Macarlar’ın yönetimi ele geçirmesiyle de bodrum katı hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştı.

Kısa bir süre içinde nazilikten komünistliğe geçiş yapıldığında da, Macar gizli servisi AVO’nun (Allam Vedelmy Osztaly) merkez binası olarak kullanıldı Sadakat Evi. Bodrum katı da, gündüz gece ansızın sokaktan evinden alınıp götürülen ve bir daha dönemeyen insanlar için, kimisi bir insanın ancak ayakta durabileceği darlıkta, kimisi topluluklara mekan hücrelerden oluşan bir hapishane olarak güncellendi, işkence odaları zaten hep vardı.

1956′da gizli polisin başka bir yere taşınmasıyla yenilendi Sadakat Evi, oda oda çeşitli şirketlere ofis olarak kiralandı. Bodrum katı ise 70′lerde genç komünistlere lokal, 80′lerde diskotek, 90′larda da yerli yabancı ana akımlardan uzak alt kültürün buluşup çeşitli etkinlikler düzenlediği alternatif bir buluşma noktası olarak kullanıldı.

Şimdilerde ise “Terör Evi – Terror Haza” adı altında müzeye çevrilen binada, Avrupa tarihinin kara sayfalarından her iki döneme de çanak tutan akrabalarını lanetlemeye ve bir bodrum katına sığdırılmış ölümlerinden medet uman yüzlerce kurbanın anısını onurlandırmaya, macarları günah çıkartıp aklamak üzere belgeler, eşyalar, görüntüler, sesler sergilenmekte. yol düşerse gezilip görülesi, görünce üzülünesi saçaklarından terör sarkan bir garip gri bina.