Bazıları, yeryüzünün yapılması ve tüketilmesi en kolay besin maddelerinden olan makarnayı alır, kaynar suyun içine atar, yumuşadıktan sonra sudan alıp tabağa koyar ve üzerine ketçap, mayonez veya bilimum sosumsu malzeme döküp kısa sürede tüketir.

Bazıları ise makarnayı bardakla ölçerek alır, ona uygun minumum seviyedeki suyu tencereye boşaltır, suyun içine daha önceki tecrübeleri sonucunda ulaştığı en uygun miktardaki tuzu döker, sonra makarnayı ekler, suyu hiç süzmesine gerek kalmadan tencereden alıp tabağa boşaltır ve yerinde ve mevsiminde aldığı türlü baharatlarla hazırladığı sosu üstüne döküp önce koklayıp derin bir nefes alır ve yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara yemeye başlar. Eğer siz de onlardan biriyseniz yazıyı okumaya devam edebilirsiniz. İlk gruptakiler dağılabilirler.

İnsanların tam da Spagetti ve Western’den sıkılmaya başladıkları anda, dünyanın en uzak doğusundaki Japonlar, Noodle Western’le çıkageldiler. Sene 1985’ti ve Sukiyaki Western Django’nun çekilmesine daha 22 yıl vardı. Ama o bile benzer diğer filmler gibi, Tampopo’daki betimlemelere çok uzaktı. Evet, garip isimli güzel filmimiz Tampopo. Ve ne yazık ki, “bi öğrenci bi tam popo” esprisi ilk defa 1986 yılında bir Türk tarafından yapıldı, o yüzden sakın denemeyin bile.

Malzemeler:

1 Kamyon Japon oyuncu (alırken, birini Crocodile Dundee karizmasında seçin)
Vasati 40 çöp karışık ekip
1 Mutfak
1 Manyak

Hazırlanışı:

Crocodile Dundee görünümlü Japon’umuzu, acıkıncaya kadar kamyonda iyice yoğurun. Sonra onu, geceden beri mutfakta bekletmiş olduğunuz hanım kızımızın noodle’ıyla besleyin. Ki, filmimizin güzel olması için bu noodle’ın tatsız tuzsuz olması çok önemli.

Ardından ikisini zorlu bir arayışa sürükleyin, en iyi noodle’ı bulma arayışına. En iyi noodle’a ulaştıktan sonra artık hayattan başka bir beklentisi kalmadığından varını yoğunu bırakıp sokakta yaşayanlara mı dersiniz, arka sokaklarda küçük bir tezgahta çalışan bir dahi mi dersiniz, 77 kuşaktır noodle yapan bir ailenin varisleri mi dersiniz, en iyi noodle’ı yapan her hangi biri olabilir.

Son olarak, tüm bunları yaşarmışcasına anlatması için 1 manyak kullanın. Yaşamak için yemek yiyen değil, yemek için yaşayan hiç değil, ölümüne yemek yiyen bir manyak…

Tampopo’dan bir bölümle bu haftaki yemek programımızı kapatalım, afiyet olsun.

Önce tüm kâseyi gözlemle, biçimine takdir göster, kokusundan zevk al.

Yağ taneciklerinin mücevher gibi parıldayışını, şinacku köklerinin ışıltısını, deniz yosunlarının hafifçe batışını, taze soğanların yüzüşünü seyret.

İlk önce çubuklarla yüzeyi güzelce okşa. Şefkatini ifade etmek için.

Sonra ete birkaç kez dokun, çubuğun uçlarıyla okşa onu, nazikçe kaldır ve kâsenin sağındaki çorba kısmına daldır.

Burada önemli olan şey “Yakında görüşürüz!” diyerek ondan özür dilemektir.