[Pınar İlkiz] uyandırdı:

What we call the beginning is often the end.
And to make an end is to make a beginning.
The end is where we start from.
T.S. Eliot

T.S. Eliot Nobel ödülü almış, Britanya’nın en güçlü figürlerinden biriyken, Leeds’li bir genç kızı işe alır: Valerie Fletcher. Valerie, o dönemde 22 yaşındadır ve 14 yaşında ilk Eliot okumasından itibaren şaire kafayı takmıştır.

Aradan sekiz yıl geçince, Valerie 30 yaşındayken, şair 60’larının sonundadır artık, T.S. Eliot Valerie’ye evlenme teklif eder. Valerie kabul eder. Şairin pişmanlığı, Valerie’nin ondan hoşlandığını daha erken farkedememiş olmaktır.

T.S. Eliot’ın ilk evliğiliği bir felaketti. Mental problemleri olan ilk eşiyle yaşadığı sıkıntılı yıllarda, T.S. Eliot önce Britanya’ya göç etmiş, sonra vaftiz olup kiliseye katılmış, alkolik olmuş ve bir kez de kendini binadan atarken son anda kurtarılmıştı.

İlginçtir, ilk eşi Vivien sancılı geçen yıllar sonrasında akıl hastanesine kapatılmayı kabul ettikten sonra, 1949 yılında hayatını kaybederken, Valerie’nin T.S. Eliot’ın hayatına çalışanı olarak girmesi de aynı yıla denk gelmiştir.

Valerie ve T.S. Eliot, uzun süre ilişkilerini etraflarına belli etmemişler. Valerie, yüzüğü kimin verdiğini bile söylememiş. İkili, ara sıra hediye gelen kırmızı güller ve başbaşa birkaç kadeh içkiyle vakit geçirmişler.

1965 yılında, Valerie’nin sekreter olarak alınmasından 16, sevgilisi/eşi olmasından sekiz yıl sonra, Valerie’nin annesini ziyaret ettikleri bir yolculuğun ertesinde, T.S. Eliot’ın zaten bozulmuş sağlığı onu ölüme götürür.

Peter Ackroyd’un aktardığına göre, T.S. Eliot ölürken aynı ismi sayıklayıp durmuş: Valerie..

O nedenle, yukarıdaki şiirde ve hayatta bazen başlangıçlar ve sonlar karışabilir, normaldir, zamansızlıklarında kaybolduklarımıza…

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page