Çocukluk kahramanlarımız ilk öpüşmeler gibidir asla unutulmaz. Ne kadar zaman geçse de insanlar ne ilk öpüşmesini ne de ilk kahramanlarını unutamazlar.

Hatta hayranı oldukları kahraman bir çizgi roman karakteriyse ve süper güçlere sahipse neredeyse hayatının sonuna kadar o güçlere sahip olmayı zaman zaman diler insanlar. Zaten küçük yaşlarda Corto Maltese ya da Blade gibi karakterler fazla bilinmediği için eldeki kahraman sayısı da bellidir.

reeves.jpgSuperman’i sevenler hep uçmayı düşler. Bazen uçmak ve yükseklere çıkmak gerçek anlamıyla olmasa da gerçekleşir. Ancak o yüksekten çakılmak da vardır hayatta. Hatta Superman olarak çakılmak da vardır, tıpkı Christopher Reeve gibi. Fakat ondan çok önce çakılan bir Superman daha vardı. Belki de Superman’in lanetiyle tanışan ilk oydu.

Soyadı Reeves idi. Tıpkı yıllar sonra kendisinin canlandırdığı karaktere hayat verecek gencinkine benziyordu. Hollywood’da kendine iyi bir yer isteyen, yakışıklı bir oyuncuydu. İlk önemli rolünde “Rüzgar Gibi Geçti” filminde Scarlet’e aşık olan Tarleton ikizlerinden Brandon’u canlandırıyordu. Sonra MGM’in o zamanki en önemli adamı Eddie Mannix’in karısı Toni ile tanıştı. Kısa sürede bir ilişki yaşamaya başladılar.

İlişkileri oldukça garipti. Toni ve George birlikte olurken Eddie ve Asyalı metresi de onlara katılırdı. Dörtlü davetlere açılışlara giderdi. Sonra George’a bir ev aldı Toni ve faturalarını ödemeye başladı. George ise kendini göstereceği bir rol istiyordu.

Superman’in denemelerine katıldığında amacı kötü adamı oynamaktı ama yapımcılar bu genç, yakışıklı ve atletik yapılı adama başrolü önerdi. Kısa süreceğini düşündüğü rolü kabul etti.

tarletons.jpgÇoğumuz yapmaz mıyız bunu? Sadece o an için başladığımız ve çokça uzun süreler devam eden işlerimiz yok mudur? Kimi zaman iki ay içinde biter diye başlanan bir ilişki yıllarca sürer, kimi zamanda geçici olarak başlanan bir işten emekli olunur.

George da kısa sürede bitecek diye girdiği bu işte tüm Amerikalı çocukların sevgilisi oldu. Superman başladığı saatlerde sokaklarda hiçbir çocuk bulunmuyordu. Ne var ki o bunu istemiyordu. Başrollerde oynamak ve sinema yıldızı olmaktı hayali.

O zaman ki dizinin senaryolarına, bölümlerine bakıldığında da insanların ne kadar saf olduğunu görebiliyorduk. Superman ilk defa ortaya çıktığında bozulan bir uçak havada asılı duruyor, neresinden sarkıtıldığı belli olmayan bir ipe bağlı adamda o ipte sallanıyordu. Yıllar sonra “Superman Dönüyor” da yapımcılar bu ilk filme atfen Süperman’i bir uçağı kurtararak döndürecekti.

Kıyafetleri gri, siyahtı. O kırmızı mavi pelerini giymesine daha birkaç sezon vardı. O bütün çocukların kahramanıyken mutsuzdu. Sonunda dizi bitti ve başka roller aramaya başladı. Toni’nin yardımıyla “İnsanlar Yaşadıkça” (From Here to Eternity) filminde başrolü aldı ama o kadar demir adam ile özleşmişti ki seyircilerin onu yadırgaması üzerine rolünü kaybetti.

gr_portre.jpgArtık yaşlanıyordu ve yapacağı yeni şey yönetmen ve yapımcı olmaktı. Sonra bir hata daha yaptı. Toni ile olan yedi yıllık ilişkisini bitirdi ve Lenore Lemmon ile nişanlandı. İstediği hiçbir şeyi yapamıyordu. Önünde engeller vardı, çoğunu da Eddie yaratıyordu aslında.

Sonra bir akşam Lenore ve iki arkadaşının bulunduğu bir partide gitar çaldı. Saat gece yarısını geçmişti. Odasına çekildi. Kendini vurdu. En azından polis kayıtlarına göre.

Süper adam bir kurşuna yenik düşmüştü. Oda da üç kurşun deliği vardı. George intihar edecek biri değildi ama ölmüştü. Silah seslerinden çok sonra polis aranmıştı. Ve intiharından kısa bir süre önce arabasının frenleri kesildiği için kaza yapmıştı.

Ancak kanıtlanacak bir şey yoktu. Her durumdan kurtulan Superman bu sefer kendi içine düştüğü durumdan çıkamamıştı ya da çıkarılmamıştı. Çelik adam Hollywood’un kriptonit etkili hayatına yenik düşmüştü.

Ölümünden sonra neredeyse bütün çocuklar ağız birliği etmişçesine yas tuttular. Onlar hayatlarındaki ilk kahramanı hem de ölümü tam olarak kavrayamayacakları bir yaşta kaybetmişlerdi.

Hala uçmak istiyorum. Çocukken yalvardığım Superman kostümü hala içimde bir uhdedir. Ne zaman bir Superman filmi görsem her işimi bırakıp izlerim. Çıkan tüm filmlerini alırım. Gazeteci olmam bile Superman’e bağlanabilir. Yere düşme olasılığını bilsem de uçmak en büyük hayalimdir. Hala bir gün uçabileceğimi hayal ederim. Sonra da düşebilme ihtimali aklıma gelir ama olsun her şeyin bir bedeli yok mu bu hayatta?