Ştrugatski Biraderler’den geriye kalan Boris, bir yıl önce bugün hayata veda etmişti. Avam Kahvesi’nde 19 Kasım 2013 akşamı birkaç kişi toplanıp, yazarın hatırasından yola çıkacak, Sovyetler’in distopik bilim kurgusuna, Zone kavramına ve oradan Stalker’a uğrayacak diyorlar.

Arkadi ve Boris Ştrugatski kardeşlerin romanı “Yol Kenarındaki Piknik / Piknik na obochine”de uzaylılar dünyanın kimi bölgelerini ziyaret eder. Arkalarında, dünyanın o güne kadar hiç tanımadığı maddelerle dolu altı bölge bırakırlar. Sanki güneşe en yakın yıldızdan dünyaya doğru tabancayla altı el ateş edilmiş gibidir. Silahtan çıkan mermiler, öteleme hareketi yaparken ekseni etrafında da dönen bir küresel yüzeye isabet etmiş  ve fizik-geometri kurallarına uyarak ardışık şekilde birer kıtaya isabet etmiştir. İşte bu altı isabet alan yerler  birer “bölge”dir. Eğer siz bu bölgelerden bir nesne alıp çıkarmazsanız, kendiliğinden hiç bir şey o bölgeden çıkamaz. Bölgeler ise, ziyaretçilerin geride bıraktıkları atıklar, pislikler, çöp ve insanlığın anlamlandıramadığı, teknoloji ve bilim çevrelerinde büyük tartışmalara yol açan nesneler barındırır. Devletler, ordu ve bilim insanları konaklanan ve artık birer bölge olan bu yerleri kapatır ve giriş çıkışlar kontrol altına alınır. Bölgelerin çevrelerinde yer alan kentlerde ise sosyolojik ve ekonomik açıdan yaşayanlarda çeşitli değişimler gözlenir. Bölgeden çıkarılacak nesneler için yüklü miktarda para ödeyecek insanlar vardır. Bölgelere girebilen cesur stalker’lar, sipariş üzerine bu yolculukları gerçekleştirir ve ailelerinde genetik bozukluklara yol açma pahasına, dünyada nadir rastlanan bir meslek edinmiş olurlar. Dışarıdaki insanların ilgisini çeken, anlamlandıramadıkları, yer yer efsanelerle örülü nesneler arasında peltemsi sıvılar, araçların çakmak bölümlerine yerleştirip yakıta ihtiyaç duymadan araçlarını çalıştırabildikleri “şu-bu”lar, içine giren her şeyi presleyen lokal çekim alanları, bir kez dönmesi sağlandığında sürekli devinime giren halkalar, her dileği gerçekleştireceği söylenen altın küre gibi elde edilmek istenen ve bir yandan da hangi amaçla kullanmak gerektiği konusunda bilim insanlarının kafasını karıştıran amaçlar vardır.  İnsanlar, kendi varlıklarını bölgeden çıkan nesnelerle bağlantılı olarak anlamlandırmaya çalışırlar. Ziyaretin nedeni, nedensizliği, rastlantısallığı veya amaçsızlığına karşı şüpheyle karışan düşünceleri, daha büyük bir akla karşı sarsılan günlük hayat değerlerini savunma güdüsünü tetikler. Kitap, Kanada’daki bölgeye ve tek bir stalker’a odaklanır. 1

strugatskiler2
Ştrugatski Biraderler

Sovyetler döneminde kaleme alınan diğer sıra dışı kurgu metinler gibi (Mayakovski’nin oyunları, Bulgakov’un Üstat ile Margarita’sı vb.) Yol Kenarındaki Piknik de, Marksist Leninist teori ve pratiğe dolaylı yaklaşır. Gürcistan Batum doğumlu Arkadi’nin annesi öğretmendi. Babası ise Komünist Parti’de etkin, Yahudi asıllı bir sanat eleştirmeniydi. Leningrad’a taşınmış olan aile, kuşatma sırasında açlıktan ölmekte olan kentte ikiye ayrılır. Arkadi ve babası şehri terketmeye çalışanlar arasına katılır. Boris ve annesi ise şehirde kalırlar. Arkadi’leri taşıyan vagonda babası ölür, vagondakilerden sadece Arkadi kurtulur. Önce orduya katılan Arkadi daha sonra İngilizce ve Japonca eğitimi alıp öğretmenlik yapar. Daha sonra editörlük yapan Arkadi, tam zamanlı yazmaya başlar ve fizik ve astronomi okuyan kardeşi Boris ile birlikte çalışmalar yapar.

İkilinin kitapları “Kıyamet Gerçekçiliği” şeklinde nitelenir. Kitaplarının çoğu yarattıkları “Noon Evreni”nde geçer. Sosyolojik, bilimsel ve teknolojik yetkinliğe ulaşmış toplumda nüfusu, zekası ve yaratıcılığı artmış toplum ile dünyanın güncel halini karşılaştırırlar. Yarattıkları evrende paraya ihtiyaç duyulmamaktadır. Filozof ve bilim insanlarının oluşturduğu bir Divan tarafından yönetilen yeryüzü, bazı romanlarında Komünist Dünya diye nitelenir. Özellikle 1950’lerin sonlarında yayımladıkları çeşitli roman, novella ve kısa hikaye toplamalarında dönemin uzay araştırmalarını hızlandıran Sovyet Hükümeti’ni destekler metinler üretirler. SSCB ise, kardeşlerin romanlarının ülke dışında yayımlanmasını destekler. Yine de romanların ABD’de yayımlanması 1973 yılında gerçekleşir.

Kıyamet ve kurgu

Kitabın toplumundaki bireyler, ziyaret sonrasında bölgenin etkisiyle değişen hayatlarındaki anlamları oluşturan detayları sabitlemeye çalışırlar. Bölge ise, böyle bir anlamlandırmayı sağlayacak bağlamlarını ellerinden alır. Ziyaretin nedeni, ziyaretçilerin kimlikleri, amaçlarının ne olduğu, şimdi insanların ne yapması gerektiği (bir şey yapmaları gerekiyor mudur?) soruları ve öngörüsüzlük düşünceleriyle hayatla aralarındaki toplumsal sözleşmeleri sarsılır. Jacques Derrida’nın “Kıyamet’e dair dil de bütünüyle apolaliptiktir ve kendi cisminden ayrılamaz” önermesinden hareketle, bildiğimiz anlamda dünyanın sonu geldi temalı kıyamet yapıtlarını biçimsel ve estetik bağlamından ayırıp bireyin tekilliği ve dünya ile ilişkisine, dünyanın ve kendisinin dönüşümüne bakıp okumak gereklidir. Kurgusal metin bir kurumdur ve gerçekliği tartışılmaz. Umberto Eco’nun aktardığı gibi, Tolstoy’un Anna Karenninası’nda Anna’nın kendini trenin önüne attığı savını ortaya koyan sözcüklerle kurulu anlamsal bütünlüğü gerçek diye kabul ederiz, fakat de dicto, bize söylenmiş olan Hitler’in intihar ettiği ansiklopedik gerçeklikte yerini bulan savdan kuşkulanabiliriz. Oysa kıyamet/kıyamet sonrası kurguda tam da kurumsal yapının reddedildiğini düşünebiliriz. Yol Kenarındaki Piknik, Derrida’nın metinlerinde yazınsal estetikle gösterilen “olay”, yazınsal metni yaratmanın ve okumanın gösterdiği durumda “‘… nedir?’ sorusunun otoritesini ve yerindeliğini ve bütün ilişkili öz ya da hakikat rejimlerini sarsan bütün yapıbozumcu sarsıntıları” (Derrida 2010, 51) görürüz. Pikniğin nedeni ve nasıl gerçekleştiği tam da  Derrida’nın olumsuzladığı biçimle özdeşir: “Edebiyatın özü, edebiyatın hakikati, edebiyatın edebi-varlığı ya da edebi-oluşu yoktur.” Yol Kenarındaki Piknik, ziyaretin kaynağına, uzayın boşluğuna dair soruları gereksiz kılar, insana, insanların varoluşlarını sorgulamasına yönelir.

  1. Tarkovski’nin sinema versiyonunun kitaptan bağımsız değerlendirilmesi gereklidir. Bölge fikri ve yolculuğu yapan kişi dışında kitaba sadık kalmayan yönetmen, bölgenin sembolizminden sıyrılıp yolculuğun psikoanalitik gel gitlerini yansıtmayı tercih eder.
Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page