Saatlerin futuristik tarzda gözüküyor. Sizi etkileyen ne oldu?

Saat yapmaya başladığımda tasarıma değil de işin eğlence kısmına bakıyorum. Görünümün keyif vermesine, kendine özgü bir takış biçimi olması tarafıyla daha çok ilgileniyorum. Dolayısıyla, bana ilginç gelen her şey ilham kaynağım olabiliyor.

O zaman Japon animesi etkisi yok steampunk stilinin oluşmasında?

Aslında bir dergide steampunk sanatçısı olarak adlandırılmadan önce kelimenin varlığından bihaberdim. Şimdi özellikle pirinç ve deri gibi materyallerin steampunk çalışmalarının has öznesi olduğunu biliyorum. Oysa ben onları kullanması kolay olduğu için seçmiştim. Pirinç, bu tür saatler için en uygun malzeme. Kolay erir, kolay şekil verirsin. Çocukken Reiji Matsumoto’nun [Galaxy Express 999] isimli bilim kurgu çizgi romanına bayılırdım. Babam Ulusal Demiryolları’nda elektrik mühendisiydi ve bana getirdiği tek çizgi roman da buydu! Çalışmalarımda etkisi olduğunu söyleyebilirim. Ama tam olarak nasıl olmuştur, emin değilim. bunun dışında bilim kurgu animelerini de hiç izlemedim. Bu türden plastik modeller, gemiler vs ile hiç ilgilenmedim.

Saat yapman nasıl başladı?

18 yaşında Tokyo’ya geldiğimde ilk işim bir matbaadaydı, oradan kaçtım. Bir toptancıya girdim. Müşteriler arasında saat dükkanları vardı. O zamanki kız arkadaşım ise saat delisiydi. Bana İsviçre saatlerinin kataloğunu filan getiriyordu. Böyle böyle ilgim arttı. Gidip bir Breitling saat aldım, 4.200$ tuttu. Onu örnek alıp kendi saatimi yaptım. Ancak bit pazarında ilk yaptığım saati satarken Breitling’i de kaybettim. Bir daha asla o kadar para vermem diye düşünüp saat yapmayı sürdürdüm.

Bit pazarında satış nasıl başladı?

Önceleri sadece hobi olarak yapıyordum. Sanat galerisinde sergilemiştim. Kimse saatlerimi almak istemedi. Elektronik mağazalarına götürdüm, onlar da istemedi. Böylece tanesine 28$ fiyat koyup bit pazarında denedim şansımı. İlk gün hiç müşteri gelmedi. Sonuçta yan taraftaki Koreli bir kadın yanıma gelip “Irashaimase” [Merhaba, hoş geldiniz] dememin iyi bir fikir olacağını söyledi. Sonunda müşteriler gelmeye başladı.

Kaç saat yaptınız bit pazarındaki o ilk günden 15 yıl sonrasına kadar?

Sanırım toplamda 7.000 civarında. İlk dönemler hazır parçalar kullandığımdan çok yapıyordum. Son 9 yıldır her parçayı kendim yapıyorum o nedenle rakam düştü.

Her saatimin bir hikayesi var aslında. Tek kolu olan bir adam saat yapmıştım. Kolunu hareket ettirdiğinde saat kendi kendine kapanıyordu. Böylece saatlerin tasarımsal olarak çok esnek yapılabileceğini gördüm.

Örneğin enerji içeceği saatinde süperkahraman [Ultraman]’den feyz aldım. Ultraman şekil değiştirirken kapsül kullanır. Biz de enerji içeceği kullanırız. Dolayısıyla bir şişe enerji içeceği ekleyip, süperkahramanlar gibi saatten kafaya dikebiliriz.

Enerji içeceği saati

Modern araçlar kullanan tasarımcılardan farklı olarak sadece el işçiliği çalışıyorsun…

Teknolojiyi takip edemiyorum. Müzik dinlerken iPod kullanıyorum tabi ancak geçenlerde yeni bir radyo kaset çalar aldım! Ben makineleri oluşturan parçaların birbirinden ayrılıp incelenmesini seviyorum. Nanoteknoloji ise benim ellerime küçük geliyor. Ben daha çok analog bir adamım. Bana sanatçı denmesine de şaşırıyorum. Sanatçı değilim, sadece bir şeyler yaratıyorum ve o yaratma sürecini seviyorum.

[Steampunk Lab Haruo Suekichi koleksiyonu]

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page