Yedi koltuğun durduğu bir oda. Odanın içine kısaca bir göz gezdirince 1970’lerin bilimkurgu dizilerinin dekorlarından uyarlandığına dair bir his oluşuyor insanın içinde. İlginç bir havası ve tasarımı var. Gerçi bu oda özellikle sol düşünceye yatkın olanlar için ayrı bir yeri olan yer.

1969’da İngiltere’nin güneyinde bulunan Surrey kentinin zengin banliyölerinden West Byfleet’de pembe ve yeşil mukavvalar, radyo parçaları önünde kamuoyunun düşüncelerini öğrenmek için yapılan deney ile Şili’de Santiago’da dizayn edilen yer arasında bağlantı ilk başta pek kolay kurulamayabilir. Bu bağlantıyı kurmak için elimizde olanlar; Şili’nin seçilmiş Salvador Allende hükümeti, Stafford Beer isimli İngiliz bilim, politika ve iş adamı, teleks makineleri ve Beer’in “Firmanın Beyni” kitabına hayran olan Allende’nin bakanlarından Fernando Flores.

1950 ve 1960’larda İngiltere’de politikacı ve iş adamlarına danışmanlık hizmeti sağlayarak, insanlar ve kurumlar arasındaki benzerlikleri açıklayan Stafford Beer, Şili’de demiryolları üstüne bir iş almış ama kendisi gitmemişti. Yaptığı işlerden sıkılan yenilikler arayan Beer’in hayranları arasında Fernando Flores ve başdanışmanı Raul Espajo da vardı.

Salvador Allende’nin farklı bir ekonomi uygulama isteği, Flores ile Espajo’nun Sovyet modeline inanmamaları üzerine Beer’e bir mektup yazarak yardım isterler. Gerçi onlar Beer’in bir ekip yollayıp konu ile ilgili uzaktan fikir vereceğini düşünmektedirler. Fakat yenilik arayışında bir maceraperest olan Beer bu teklifin üstüne balıklama atlar ve ilk uçakla Santiago’ya gider.

Önceki hükümetin aldığı ama nasıl kullanılacağı bilinmediği için depolara kaldırdığı 500 teleks makinesi tekrardan ortaya çıkarılır. Bir yıl içinde Şili’nin bütün bölgelerindeki fabrikalarına bu fakslar bağlanır ve sabahları buradan bilgilerin aktarılması istenir. Bütün fakslar bilgileri Santiago’da kurulan bir odaya aktarırlar. İşte bizim yedi koltuklu oda bu bilgilerin geldiği, Allende’nin kurmaylarıyla bunları incelediği odadır.

Cybersyn adı verilen proje için Beer günlük 500 dolar almakta ve yanında sınırsız şarap, püro ve çikolata istemektedir. O zamanlar bu kendisi için çok düşük bir ücret olsa da Allende hükümeti için biraz masraflıdır. Proje çalışmaya başlar hatta o kadar etkili olur ki 1972’de CIA destekli ülke çapındaki grevde Cybersyn sayesinde hükümet gerekli yerlere gıda göndererek kendilerine bağlılığı devam ettirir.

Beer projesinin ilk halinden hoşnuttur ama geliştirilmesini istiyordur. Oğlu Simon’ın radyo üzerinden kamuoyu değerlendirmesi yaptığı ve çalışan projesinin de olduğu bir sürü yeniliği bu sisteme dahil etmek istiyordu. Ancak sistemin büyümesi sonucu sıradan insanların da projeye dahil olmaları ve birbirleri aralarında çıkan huzursuzluklar, istenilen sonucu geciktiriyordu.

Sırasıyla; Stafford Beer, Raul Espajo ve Fernando Flores

Sonunda Beer’in yeni deneyi için La Moneda Başkanlık sarayında bir oda bulunur. Ertesi gün Allende için bir grup yatırımcıyla konuşmak için İngiltere’ye giden Beer toplantı sonunda Şili’ye gitmek üzere hareket ederken gazetelerin manşetini görür; “Salvador Allende öldürüldü”. Tarih 11 Eylül 1973’tür ve askerler yönetime el koymuştur.

Şansa Cybersyn Projesi zarar almaz ve diktatörle sistemin işleyişini anlatması için Espajo’yu çağırırlar. Ancak duydukları hoşlarına gitmez zira sosyalist sistemin bu öncü interneti çok demokratik ve eşitlikçidir. Espajo zar zor kaçar. Beer ise her şeyini İngiltere’de bırakıp Galler’de bir kulübeye çekilir ve 2002 yılında ölene kadar orada kalır.

Sonuçta Şili’de Agusto Pinhocet sadece bir hükümete değil belki de dünyanın ilk sosyalist internet ağına da son verdi.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page