Never let the truth get in the way of a good story

(Bir kez olan bir kez daha oluyordur ve bu hep boyle olmuştur. Bu ayrımın ortaya çıkmasıysa tamamen rastlantısaldır. Bu rastlantının kaçınılmaz olmasıysa artık herkes tarafından bilinen bir gerçek. Aslında burada söylenmek istenen yani önemli olan nokta bir kez olanın bir kez daha olmasında değil bir kez daha olanun hep olmasındadır. Yani bir şeyin ilk kez olmasının mutlak yeterliliğidir, gerisi size kalmis… )

Yolda yürürken düşünüyordum; karşıdan karşıya geçerken, sigara içerken, insanlar yanımdan geçerken… Onları görmezken onların da beni görmesine izin vermezken, transa geçmişken, soyutlarken ve soyutlanırken; günlük hayatın sıradanlığından sıyrılmak, onların devinimine ortak olmamak, gereksizliğe katılmamak, farkında olmak ve yakalanmamak için…

Bu sefer yol gerçekten uzun sürmüştü. Ne kadar zamandır düşünüyordum; neredeydim, hangi zaman dilimi içerisindeydim, bir fikrim yoktu. Sadece kendime geldiğimde bir binanın önündeydim, benim için herhangi bir binanın. Ne yapmam gerektiğine karar vermek için tekrar düşünmem gerekiyordu, etrafa baktım; caddeye, binalara köşedeki dükkana; herhangi bir çağrışım yapmasını beklediğim herşeye…

Bir anlamı yoktu, geri dönmeyi düşündüm… Bekledim… Bir anlamı olmalıydı. Neden buradaydım, beni buraya çeken şey neydi? Tekrar etrafıma baktım, tutarlı herhangi birşey, tanıdık gelen elle tutulur bir şey… Yine yoktu… Acaba rüyada mıydım yoksa sıradan bir halüsinasyon muydu yaşadığım? Bir an önce kafamı toparlamam gerekiyordu…

Herşeyi baştan almayı denedim. Mesela bugünden, nerede uyandığımdan ya da en son nerede uyuya kaldiığımdan? İyi bir başlangıç olabilirdi… Ama olmadı, bir işe yaramadı demek istiyorum. Farklı bir yol denemeliydi, bu kısır döngüden kurtulmanın bir yolu olmalıydı. Panik yapmamalıydı. Sadece kullanmış olduğun yöntemi iyi seçmek gerekiyordu. Ayağa kalktım, orada durmanın daha fazla bir gereği yoktu, caddenin başına doğru yürüdüm, kalabalık… Ve tekrar içindeydim.

Beni kabul etmelerini beklemek ya da onları kabul etmek gibi bir kaygım yoktu… Aralarındaydım, maskemi taktım, kayıtsızlık rolüme bürünmek için yorgundum; kendimi bıraktım. Ağır ve büyük bir taş gibi hissediyordum, suyun içinde suyun üzerinden akmasına ama oynatılmasına izin vermeyen bir taş…

İşte o an anladım, o binanın önünde durmamın sebebini demek istiyorum, sadece biraz soluklanmak içinmiş, dalmadan önce alınan derin bir nefes gibi, ihtiyacı olanı isteyen ruhmuş sebebi.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page