Soldan sağa: “Apple Jelly konser posteri” / “Apple Jelly imaj: Danseden Dev” / “1986’da, Leon Grellutch Belçikalı ilk pilot olarak kayıtlara geçmişti. Jupiler birasının sponsorluğundaki yolculuğu hiçbir zaman gerçekleşemeyecek ne yazık ki, ve Leon hiçbir zaman uçup konamayacak. Ama her zaman için, çeşitli Belçika üniversitelerinde Mars’ta hayat üzerine ders verebilir.” / “Köprü”

SLip ya da Sylvain Cotte, en çok vintage fotoğraflar üzerinde yaptığı değişiklikler ve kolajlarıyla, imajları olduklarından daha anlamlı, daha eğlenceli hale getirdiği koleksiyonlarının ilginçliği ile fark edilen bir illüstratör. İşlerine Rahha Magazine, Ninja Magazine, Lyon Plus, Schön!, l’Arbre Marius, BumBumBum, UFunk gibi yayınlarda rastlayabildiğiniz gibi, özellikle Lyon’da düzenlenen festivaller, konserler ve bilumum diğer etkinlikler için hazırladığı broşürler, posterlerde de çalışmaları denk gelebilir. Sanatçının çoğu görseline, hayali bir dünyadan öyküler anlatan kısa metinler de eşlik ediyor. SLip’in farklı bir heyecan veren hayali dünyasında, hayvanlar bize sandığımızdan da yakın, kadınların makyaj sorunları var, zorbalar zor bir ergenlik döneminden geçmekteler. Sanatçının sıradışı çalışmalarına anahtar kelimeler ise; 70’li yıllar, pop, Sovyet, minimalizm, kolaj, renkler, şekiller, hayvanlar, kadınlar ve erkekler…

SLip’in çalışmaları duvarlarınızı süslesin isterseniz,  Atölye Ooblik tarafından yapılan A3 + (48×33 cm) boyutlarında, mat kağıt üzerine baskıları için satış fiyatı: 25 Avro + nakliye için 5 Avro. Ayrıntılı bilgi için: slip [@] mutfak-lab.com

“Une histoire soviétique – Deney 02. Nisan 23, 1963. Genç Ukraynalı güzel Ounova Svetlana, Özbek bir bilimadamının gözlerini ve burnunu aldı. Ne yazık ki, Bombay’da KGB için görev yapmaktayken yakalanan bir Hintli ajanın bıyığı da, değişim sırasında bir hatadan dolayı talihsizce kendisine takılı kaldı.”

Futuristika: Bize biraz kendinden bahseder misin? Ne tür bir eğitimden geçtin? Çalışmalarına ne zaman başladın?

SLip/Sylvain Cotte: 36 yaşında hala genç bir Fransız’ım. 10 yıldır grafik tasarımla uğraşıyorum. Arkadaşlarımın Apple Jelly adlı rock grubu için çalışmalar yaparak başladım ve bu çalışmalar daha da ilerlememe yol açtı; kendim için de yapmaya başladım. Sanat eğitimim yok, bilgisayar bilimleri üzerine eğitim aldım. Arkadaşlarım için çalışırken, onlarla sanat, sinema, müzik, sergiler hakkında konuşarak sanatsal eğilimlerim gelişti. Bu tarz bir ortamda olmak kendime bir alt yapı oluşturmamda yardımcı oldu. Hala eksikliklerim var ama tamamlamak için çabalıyorum.

Tarzını nasıl geliştirdin? Bir illüstrasyonu nasıl planlıyorsun?

En baştan itibaren Photoshop ile çalışmaya başlıyorum, eğitimim gereği kalemlerden çok bilgisayarlarla kendimi daha rahat hissediyorum. Tabi bu beni, doğal olarak kes-yapıştır ve kolaja yönlendiriyor. Fikirlerle başlıyor, tarzımı ve teknik kapasitemi zorlayarak bu fikirler üzerinde çalışıyorum. İllüstrasyon fikirlerim genelde geceleri geliyor. Uyumaya giderken bir fikir aklıma geliyor ve zihnim gece boyunca bu fikir üzerinde çalışıyor. Oldukça absürd tabi ama çoğunlukla böyle oluyor. İlham ise gördüğüm her şeyden gelebiliyor; bir dergideki bir resim, sokakta karşıdan karşıya geçen birisi, vs. esin kaynağım olabiliyor. Belki direkt olarak değil ama bir şeyleri başlatıyor ve sonra bir fikirden diğerine atlayarak zihnimdeki resmi oldukça net bir şekilde oluşturuyorum. Sonra da bilgisayarda bunu gerçeğe dönüştürüyorum. Aklımda kısa bir hikaye gibi oluşanlar illüstrasyona dönüşüyor.

Bu tarzı elde etmek için kullandığın malzemeler ve araçlar neler?

Dediğim gibi, vaktimi en çok Photoshop’la geçiriyorum. Fakat aslında çalışmalarımın esas kaynağı internette bulduğum imajlar, bu imajların ardındaki anlamlar ve onları kendi çalışmalarım için yontup kullanmak. Bilgisayarlarla yıllardır süregelen çalışmalarım sonucunda elle tutulur bir şeyler yapmam gerekiyordu ve kendime bu eskilerden kalma tekniği buldum: Siyanotip. Fikirlerimle mükemmel bir şekilde eşleşti. Ayrıca,  serigrafi baskı ya da stensil gibi başka teknikler de kullanıyorum ama bu teknikleri iyi uygulayabilmek için çok zamana ve büyük bir alana ihtiyaç var. Bu yüzden, istediğim sıklıkta yapamıyorum.

İşlerine baktığımda, bunların sadece eğlence amaçlı yapılmadığı gayet net görebiliyorum; her koleksiyon gördüğümüzden daha derin bir anlama sahip. Femme Fatales setin mesela, imajların ardındaki mesajın doğruluğu beni oldukça rahatsız etti: “Kadınlar (en azından pek çoğu) acı çekseler bile her zaman gülümserler.” Bir koleksiyon hazırlarken, hep belirli bir amaç ardından mı gidiyorsun?

Görsel estetiğin ardında -yeni ya da devrim yaratan olmasa da- bir mesaj bulmak için aranan çok kişinin olmadığını düşünüyorum; beni mutlu ettin :) İşlerimin çoğunluğunda, önce kendime göre başlangıç anlamın net olması için kelimelerle oynamaya başlıyorum. Oradan, işlerimin görsel bölümüne geçiyorum. Özellikle koleksiyonlarım için. Başlangıçta, işin anlamı ile çalışmaya başlıyorum, tamamen açık olmuyor, sonra çalışmam süresince anlam üzerine yoğunlaşıp daha iyi, daha güçlü hale getiriyorum (Umarım…) ve sonuçta o anlamı -benim için- en iyi temsil eden koleksiyona ulaşıyorum. Anlamsız, gelişigüzel illüstrasyonlar yapmaya çalıştım fakat bir an önce bitirmek zorunda kaldım çünkü amaçsız olduğumda bir işi bitiremiyorum. Her illüstrasyonda izleyiciyi önce güldürmek, sonra gördükleri üzerine düşündürmek istiyorum.

Soldan sağa: "Ida ve Marius - 1914" / "Femme Fatales 06" / "Dmitri Egorov - 1938" / "Anne ve Fahişe"

“WeAreAllAnimals” koleksiyonunda, vintage fotoğraflarda, gerçekte mevcut tarihlerde, insan isimleri olan, insan biçiminde hayvanları karakterize ediyorsun. Bu hayvanlar senin için nasıl bir alegorik anlam taşıyor?

İnsan bedeni üzerinde hayvan kafalarıyla çalışmaya, karakterleri yaşamlarından koparıp resmin ilk anlamını değiştirip alaycı bir hale getirerek başladım.  Bunu yaparak, 20. yüzyılı yeniden keşfetmek ve hayatın ne kadar anlamsız ve absürd olabileceğini göstermek istedim. Genellikle karakterleri bir başka bağlamda, daha siyasi, daha kayda değer olarak oturtuyorum. Tarihi olayları ve insanların bu olayları daha başka nasıl yaşamış olabileceği arasında paralellikler kurmaya çalışıyorum. Hayvan kafalarını kullanıyorum çünkü hayvanların, resmin algısını değiştirecek pek çok yüz ifadeleri var. Rus bir astronotun eski bir fotoğrafı eğlenceli değil ama Rus’u bir aslanla değiştir, daha heyecan verici bir şey, sana başka bir hikaye anlatan bir şey elde edersin. 

Çalışmalarını en çok ne etkiliyor? Edebiyat, müzik?

Değişiyor. Dergiler, bloglar, sokak çok iyi birer ilham kaynakları. CD illüstrasyonu çalışıyorsam, mutlaka müzikten esinlenmeliyim.

“Une histoire soviétique – Deney 19. Ekim 17, 1963. Novorossiis kasabı Mikhail Jdonovik, İkinci Dünya Savaşı sırasında Stalin’e oldukça yakındı. Hala anlaşılamayan bir sebepten dolayı bu kapalı çevrenden acımasızca uzaklaştırıldı. Bazıları hastalıklı deneyleri neden gösteriyor. Uzaklaştırılmasından sonra tutkun olduğu kasaplığa geri döndü. Daha sonra Jdovnik’e, hiciv ustası gizemli bir yazar bozuntusu, kendisinin de daha önceden gitmiş olduğu Sibirya’da bir kliniğe gitmesi için yalvarır. Ameliyatları iyi geçmesine rağmen, yeni gözler, burun ve ağızıyla eski işine dönemez kasap. Eskiden tanıdığı olan Khrushchev’e pek çok kez haber yollar. Hiç cevap alamaz ve kırık bir kalem açacağı ile şah damarını keserek odasında intihar eder.”

Favori sanatçılar?

Evet, pek çok sanatçıyı beğeniyorum. Görsel olarak; Peter Saville, El Lissitzky, Julien Pacaud aynı şekil ve zamanda çalışmasalar da inanılmaz işleri var. Arkadaşım Herbot’nun saçma işlerini her zaman çok sevmişimdir. Müzikte ise hala eskilerden keyif alıyorum; Beatles, Kraftwerk ya da Pink FLoyd, tabi arkadaşlarımdan oluşan Apple Jelly‘i de her zaman için favorim.

Özellikle “Une histoire soviétique” koleksiyonundaki insanları betimlemen çok etkileyici. Sanki bazı grotesk operasyonlar yanlış sonuçlanmış gibi… Bu fikir nasıl oluştu? Özellikle Rusları hedef almış olman kötü tepkilere yol açtı mı?

Soğuk Savaş’ın bu dönemi üzerinde çok çalıştığım için fikir oluştu. O dönemi çok etkileyici buluyorum ve deneyler, ABD ve SSCB arasındaki ilişkiler hakkında okumak, o dönemi işlerimde yansıtmaya araç oldu. Bu konular hakkında çok düşündüm; Soğuk Savaş’ın liderleri galip gelmek için ne kadar ileriye gidebilirler… Ve bu fikri buldum; bilim insanları yeni bir insanlık yaratmak için uğraştılar. Tabi her zamanki gibi absürd bir durum yaratmak istediğim için şöyle dönüştü; görünen o ki düzgün bir şeyler yapmaya çalışan aptal bilim insanlarıydılar. Ruslarla henüz bir sorunum yok çünkü öncelikle bu koleksiyonu etrafa pek dağıtmadım. İkinci olarak da, koleksiyon milletlerle değil de bir dönem ile ilgili, aynı dönemin bir ABD versiyonu da var. Henüz bitirmedim, yakında belki.

Bizimle paylaşmak istediğin yeni bir projen var mı?

Daha önce konuştuğumuz Reprogram (Une histoire soviétique) projeme dayanan küçük bir kitap üzerinde çalışıyor olacağım. Kısa hikayeler ve grafik tasarımlar içeriyor. PaperGirl #5 son baskısına katılıyor olacağım ve her gün bloğuma yeni bir tasarım ekliyorum.

Siyanotip nedir? Siyanotip, Sir John Herschel tarafından keşfedilmiş ve Anna Atkins sayesinde fotoğraf dünyasına aktarılmış alternatif bir baskı tekniğidir. Sıradan bir suluboya kağıdının gün ışığına duyarlı hale getirilmesi için potasyum ferri siyanür ve fer amonyum sitrat bileşimi kullanılır. Bu uygulama sonucunda fotoğraf mavi (Cyan/Prusya mavisi) ve tonlarına bürünür. Fotoğraf, güneşte pozlandıktan ve soğuk suda bekletildikten sonra bu rengi almaktadır. Hafif asidik bir ortamda çok uzun süre saklanabilir. Film yerine kağıt olduğu gibi, kumaş ve bilumum diğer malzemeler üzerinde de uygulanabilir. Bir dönem mimarlık ve mühendislikte ucuzluğu dolayısıyla kopya üretiminde kullanılmıştır.

Soldan sağa: “1953’te, Soğuk Savaş’ta, Meksikalı bir işçi olan Esteban Cruz, etraftakilere Batılı ismi John Fuego ile tanıtıldı. KGB ajanı Hollywood’a sızdı ve 1962’de Miami’de tutuklanmış 50’den fazla insanı kurtardı.” / “Tanrı Kraliçe’yi korusun. Faşist Rejim” / “Femme Fatales 01” / “Mareşal Lapin’in İnfazı”