Slavoj Žižek, 59 yaşında, Slovenya doğumlu. Pofesör ve yazar. Geçen yaz, The Guardian’ın bazı sorularını yanıtlamıştı. Sivil sorulara sivri cevaplar için, ilk sırayı alıyor. Hayat, ölüm, Hegel, en derin korkuları ve bir heyula hakkında sır fısıldıyor…

Slavoy

En mutlu olduğunuz an?

Mutlu anlarımı andığım veya hatırladığım bazı zamanlar – ama asla onlar sırasında değil.

En büyük korkunuz?

Öldükten sonra dirilmek – Bu nedenle, hemen yakılmak istiyorum.

En eski hatıranız nedir?

Annemi çıplak görmem. İğrençti.

Yaşayan kime hayranlık duyuyorsunuz ve neden?

Jean-Bertrand Aristide: Haiti’nin iki kez indirilen başkanı. Kendisi, umutsuz bir durumda neler yapılabileceğini gösteren bir örnektir.

En beğenmediğiniz özelliğiniz?

Başkaları zor durumdayken umarsızlığım.

Başkalarında en beğenmediğiniz özellik?

İhtiyacım olmasa ya da istemesem de bana yardım teklif edilmesinde ısrar edilmesi.

Yaşadığınız en utanç verici an?

Sevişmeden önce bir kadının önünde çıplak durmak.

Mal mülk dışında, satın aldığınız en pahalı şey?

Hegel’in toplu eserlerinin almanca yeni baskısı.

Sahip olduğunuz en değerli şey?

Bkz. Bir önceki soru.

Canınızı ne sıkar?

Aptalları mutlu görmek.

Görünüşünüzde en hoşlanmadığınız şey?

Olduğum gibi görünmeme neden olan şey.

Engel olamadığınız davranışınız?

Konuşurken, saçma sapan ve aşırı bir şekilde ellerimde ortaya çıkan tikler.

Kendinize nasıl bir eğlenceli kostüm seçerdiniz?

Üzerinde kendi yüzümün olduğu bir maske. Böylelikle insanlar, benim aslında kendim olmadığımı ama benim gibi görünmeye çalışan bir başkası olduğumu düşünürdü.

En ‘suçlu hissettiğiniz’ keyfiniz?

“The Sound of Music” gibi utanç verici, rahatsız filmleri izlemek.

Ebeveynlerinize ne borçlusunuz?

Hiçbir şey, umarım. ölümlerine üzüntü duyduğum bir an bile yaşamadım.

En çok kime üzgün olduğunuzu söylemek isterdiniz, neden?

Oğullarıma. Yeteri kadar iyi bir baba olamadığım için.

Aşk nasıl bir şeydir?

Büyük bir talihsizlik, dev bir parazit, bütün küçük zevklerinizi mahveden kalıcı bir acil durum gibidir.

Hayatınızın aşkı kim ya da nedir?

Felsefe. Gizli gizli hakikatin olduğunu düşünüyorum, böylelikle onun üzerine düşünebiliyoruz.

Favori kokunuz?

Çürümüş doğa kokusu, çürük ağaçlar gibi.

Kastetmediğiniz halde, hiç ‘seni seviyorum’ dediniz mi?

Her zaman. Birini gerçekten sevdiğimde, bunu sadece saldırgan ve kötü izlenim bırakan davranışlarla gösterebiliyorum.

En çok nefret ettiğiniz yaşayan kişi(ler) kimdir ve neden?

İşkencecilere yardım eden doktorlar.

Yaptığınız en kötü iş?

Öğretmenlik. Öğrencilerden nefret ediyorum. Diğer tüm insanlar gibi, çoğunlukla aptal ve sıkıcılar.

En büyük hayal kırıklığınız?

Alain Badiou’nun 20. yüzyılın “anlaşılmaz felaketi” dediği şey: Komünizmin felaket başarısızlığı.

Geçmişinizi değiştirebiliyor olsaydınız, neyi değiştirirdiniz?

Doğumumu. Sofokles’le aynı fikirdeyim: En büyük şans, doğmamaktı – ancak fıkranın devamındaki gibi, çok az kişi bunu başarabilmiştir.

Geçmişe gidebiliyor olsaydınız, nereye giderdiniz?

Hegel’in bir üniversite dersini izlemek için 19. yüzyıl başlarının Almanya’sına.

Nasıl dinlenirsiniz?

Tekrar tekrar Wagner dinleyerek.

Ne sıklıkta seks yaparsınız?

“Seks”ten ne kastedildiğine bağlı. Canlı biriyle sıradan bir mastürbasyondan bahsediliyorsa, hiç yapmam daha iyi…

Ölüme en yaklaştığınız an?

Küçük bir kalp krizi geçirdiğim an. Vücudumdan nefret etmeye başladım: Gözünü kırpmadan yerine getirmesi gereken bir görevi yapmayı reddetmişti.

Yaşam kalitenizi arttıracak tek bir şey?

Bunamaktan uzak durmak.

Hayatın size öğrettiği en önemli ders?

Bu hayat, size öğretecek hiçbir şeyi olmayan aptal ve anlamsız bir şeydir.

Bize bir sır söyleyin.

Komünizm kazanacak.

The Guardian, 9 Ağustos 2008 Cumartesi

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page