Modern video kliplerin ve video oynatıcıların atası olarak nitelenebilecek skopiton /scopitone, üzerine 16 mm film makinesi oturtulmuş görüntülü bir müzik kutusudur.

Aslında ondan daha önce, 1959 yılında Avrupa pazarına aynı anda giren, ABD pazarına ise 1963′te skopitondan da önce giren cinebox vardı ancak, skopiton kadar ünlü olamadı. Cinebox’ın bir şanssızlığı da, ABD’de yeniden tasarlanması ve yeniden adlandırılmasıydı. Her şeyi kendilerine göre çevirmeyi bilen ABD Cinebox’ı Colorama yaptı, şeklini de değiştirdi. Cinebox filmlerinin çoğu ingiliz ve italyanken, 1965 yazında toplam 612 film olduğu bildiriliyordu. Bugün, cinebox filmi bulmak oldukça nadir rastlanan bir olaydır.

Skopiton ise, renkli 16 mm film üzerine eklenen seslerin görüntülü sunulması için yapılmıştı. İlk skopitonların 1960larda fransa’da yapıldığı sanılıyor. 1964′te ABD’ye “hicret” etmeden önce, bu makineler Batı Almanya ve İngiltere’de popüler olmuştu bile ve 1960′ların sonunda, çoktan yok olmuştu. Kısa ama etkili bir hükümdarlıktı.

Daha sonraki yıllarda VHS video yılları, cd ve dvd dönemi başlamış olsa da, ilk gerçek video çılgınlığı skopiton ile yaşanmıştı. Makinenin tarihi, aslında 1940′lara dayanıyordu. Müzik kutusu -jukebox ile 26 inç TV karışımı olan alet, 2. Dünya Savaşı’nda (moral için) kullanıldıysa da, sonrasında kamuya açılmış ve kulüplerde barlarda oynatmak üzere 3 dakikalık şarkı filmleri ortaya çıkmıştı. Video olmadan, ilk video klipler yapılmıştı. Bu aletin ABD’de yayılması, aslında ilk multimedya ajanslarının da kurulmasını işaret ediyordu.

Nancy Sinatra, Debby Raynolds gibi dönemin ünlülerinin skopitonları vardı, yine de böylesi bir popülerlik bile bu aletin 1967′den sonra ortadan kaybolmasını önleyemedi.

Skopitonların, tıpkı modern video klipler gibi belirli amaçları vardı. Şarkıya dair bir hikaye anlatmak, şarkıya ilgi çekmek, şarkıya seksi bir görünüm kazandırmak.

Aslında skopitonlar o dönem ABD’de bir soft porno malzemesi olarak kullanılmıştı. (Burada soft pornodan bahsederken, dönem için oldukça açık sayılabilecek bikini kızlardan bahsediyoruz.) ABD’deki skopiton filmlerinde kızlar müzikle ilişkisiz olarak doğrudan bikinilerini göstermek üzere soyunurken, bu aletin anavatanı Fransa’da işler biraz daha estetik ertoizme kayıyordu ve kızlarda bikiniliyse havuz kenarında dolaşırken, iç çamaşırlarıyla görüntüleniyorsa, kendileri anahtar deliklerinden gözlenebiliyordu! Böylece olaya gerçekçilik de katılmış oluyordu. Bu açıdan, müzikle birlikte stilli hareketlerde bulunan bu kadınlar MTV’nin en erken dönemleri oluyordu. Hatta Susan Sontag, 1964 tarihli “Notes on Camp” isimli makalesinde, bu aletleri bilinçli kitsch hezeyanına örnek olarak göstermişti.

Skopitonların 1960’lı yıllar sonunda popüler kültür ikonu olarak ortadan kalmasının ardından, bu aletlerin içindeki mekanizma birkaç yıl sonra gayet ilgisiz bir alanda tekrar ortaya çıktı. NASA, Houston ve Cape Canaveral üslerindeki ziyaretçi merkezlerinde bu aletleri kurdu ve hükümetin uzaya mutlu bir gelecek üzerine nasıl yatırım yaptığını anlatan roket fırlatışlarını gösteren filmler ve başka gezegenlerde kurulan kolonileri gösteren çizgi/animasyon filmler gösterdi. NASA’nın haşmetli üssünde bir zamanların nispeten erotik/popüler kültüre hizmet etmiş aletlerinin, bu sefer ideolojiye hizmet edip ABD’nin uzaydaki gücünü yansıtma çabası, yeteri kadar siberpunk bir görüntü ortaya sunmuştur sanırız.

Daha fazla okuma için:

Scopitone reklamları… (Tam sayfa)[autoviewer=119,600,800]

Futuristika’nın favorisi:

Nancy Sinatra – These boots are made for walking

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page