Motionless

İyi müzik yolunu bulur. 2001 yılında ABD Mansfield’da kurulan Chris McTarnaghan, Jay Penman, Matt Reed ve Adam Tedeschi isimli (nispeten) genç kişilerden kurulu, ancak pek aklı başında bir müzik kotaran Motionless, dikkatimizi 2006 yılında çıkardıkları EP’leri The Windmill ile çekmişti. 2007 yılında İngiltere’de Yndi Halda, ABD’de ise Motionless kendi çapında bir post rock hareketlenmesine neden olmuşlardı. Gruba Katie Fortier da sık sık kemanıyla eşlik ediyor.

Motionless – The United States of Amnesia (The Windmill, 2006) Dinle
Motionless – She Got Lost In The Observatory (Motionless, 2007) Dinle

Motionless grubundan Matt, Futuristika’nın sorularını cevapladı:

F: Motionless’ın ilk kısa albümü olan “The Windmill” bana göre muhteşemdi. Duygusal, sinematik ve hafif dokunuşlarla isyankar bir müzik. Şimdi ikinci kısa albümünüzle birlikte müziğiniz daha kendine özgü bir sound’a, post-rock’tan post-punk’a doğru ilerlemiş. Bu albümde çanlar, banjolar gibi farklı aletleri çalmanızın ardındaki fikir neydi? Bir Motionless kısa albümü kotarırken müzikal ya da genel olarak ilham kaynaklarınız ne oluyor?

M: İlk kaydımızdan daha farklı bir kayıt yapmak istedik. Grup üyeleri olarak hepimiz The Windmill ile gurur duyduğumuz o dönemde, müziğimizi daha kısa ve daha az tekrarlara dayalı yeni bir aşamaya taşıyabilirsek, etkisinin çok daha fazla olacağını düşündük. Senin bu yeni kayıtta daha fazla bulduğun post-punk duygusu ise kendiliğinden ortaya çıktı. Lise yıllarımda çok fazla Fugazi ve At the Drive-In dinlerdim, sanırım bu post-punk hali geçen yıllarda biriken enerjinin kendisine bazı kanallar bulmasıyla gerçekleşti.

Yeni enstrümanların olaya katılması ise bizim keşif arzumuzun, aynı yerde uzun süre kalmak istemeyişimizin bir sonucudur. Yeni enstrümanlara gelince: Adam bir süredir banjo çalmaktaydı ve rüzgar çanları da boş bira şişelerini toplayıp arabaya atıp doğuya gitmemizden hemen önce olduğu yerde çalındı. Glockenspiels/Kariyonlar bölümü ise 6 ay sonra Boston’da eklendi.

F: İlk EP’niz The Windmill aylarca Ipod’umda dönüp durmuştu. Şimdi yine kısa bir albüm ile çıkageldiniz. Tam anlamıyla bir albüm yapmayı düşünüyor musunuz?

M: Hepimiz bir uzunçalar kaydetmek istiyoruz. Ancak bu durum ağırlıklı olarak zaman yaratmak ile ilgili bir durum. Grup elemanları Kuzeydoğu’ya dağınık biçimde yayılmış olduğundan, böyle bir zaman yaratmak bizim için oldukça zor. Birbirimizle fazla vakit geçiremiyor olsak da, her birimiz müzik yazmayı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların sonucunda çıkacak yeni malzeme, gelecek ay içinde web sitemizde yer alacak.

F: Myspace sayfanızdaki “Nardo yaşıyor!” ibaresi kime gönderme? (Bu arada bizim Bosozoku’yu arkadaş listenize almayı unutmayın lütfen)

M: Nardo hepimizi etkileyen efsanevi bir kahraman. Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası’ndan çıkan ve milyonların kalbini fetheden biri. Gücünü ait olduğu halktan alıyor ve halkı için gücünü korumalı.

F: Sitenizde hastası olduğumuz linkler vardı daha önce. Marksist Internet Arşiv, Wal-Mart’ı Gözleyin, Amerika Sivil Özgürlükler Birliği gibi… Bunları neden kaldırdınız?

M: Kaldırmadık. Sitenin yeni site yapılıncaya kadar arayüzden görünmez kıldık.

F: 2008’de ABD başkanlık seçimlerinde kime oy vereceksiniz? 2008 yılında dünyada bir değişiklik yaşanabileceğine inanıyor musunuz? Yoksa hala Amnezi Birleşik Devletleri’nde ((United States of Amnesia – Motionless şarkısı)) yaşamaya devam mı?

M: Büyük olasılıkla hepimiz Demokrat Parti’ye ya da Yeşiller Partisi gibi hareketlere oy vereceğiz. Massachusetts’de seçim ortamı pek önemli olmuyor çünkü herzaman demokratlar kazanıyor. Sanırım hepimiz oy vermenin pek birşey değiştirmediğini biliyoruz. Etkisi olmasını umut edeceğimiz başka kararlar vermemiz gerekiyor.

F: Hiç CD çaldın mı ya da biri senden CD hacıladı mı?

M: Biz genelde internetten müzik indiriyoruz ve bu bize göre gerçek anlamda bir hırsızlık sayılmaz. Adam bir keresinde şişman bir hanımdan bir parça turta yürüttü ama bu ahlaken mazur görülebilir.

F: İlk kısa albümünüzü Creative Commons (CC) lisansı korumasıyla internetten ücretsiz dağıttınız. Müzik sektörü hakkındaki genel düşünceleriniz nedir?

M: Aslında yeni albüm de CC lisansıyla çıkmış durumda. Grup olarak yeni müziklere ulaşmak için dosya paylaşımına sıcak bakıyoruz. İnsanları da şarkılarımızı ücretsiz indirmeleri konusunda cesaretlendiriyoruz. Eğer beğenirlerse, fiziksel bir kopyasını da edinmeyi değerlendirebilirler. Geleneksel grup ya da müzisyenler artık büyük paralar kazanamıyor. Büyük plak şirketlerinin neredeyse tüm kârı almaları yüzünden adları çıkmış. Küçük gruplar ise daha çok turnelerden ve ürün pazarlamasından para kazanıyor, kayıtlardan değil.

F: Internet sağolsun, canlı performans videolarınızı izleme şansına sahip oldum. Sahnede oldukça iyisiniz. Sizi İstanbul’da konserde görme şansımız var mı?

M: İstanbul’da çalmak muhteşem olurdu. Motionless’ın planlarında neler olduğunu şu an kimse tam olarak bilmiyor. Şimdilerde grup olarak çok garip bir dönemdeyiz, hem yoğunuz hem de hiçbir şey yapmıyoruz. Turneye çıkmak için sabırsızlanıyoruz ve umut ediyorum ki bu turne ABD dışında da olacak. İstanbul hakkında çok güzel şeyler duyduk. Özellikle “deri” defileleri ve saunalar hakkında.

F: Grup olarak haftada kaç gün, kaç saat çalışma imkanı buluyorsunuz?

M: Gerçekten, duruma göre değişiyor. Herkes okul ve iş ortamlarında dağılmış durumda. Tabii ki yaz mevsimi, en hareketli olduğumuz dönem oluyor. Yakında herkesin okulu bitmiş olacak ve gelecekte tam zamanlı bir araya gelebileceğiz.

F: Şarkıları yazarken genel süreç nasıl işliyor? Biri riff’leri yazıp melodiyi mi buluyor yoksa doğaçlamayı tercih ediyor musunuz?

M: Bu konu tam olarak değişkenlik gösteriyor. Ancak şarkı yazım aşamamızın çoğunda şimdiye kadar çoğunlukla tüm grup üyeleri yer aldı. Bir ya da iki kişi temel bir fikirle başlayabilir ancak gruptaki herkes tam anlamıyla ne olduğunu çıkarana kadar hayata geçmez.

F: Mansfield’da hayat nasıl, günlük hayatta neler yapıyorunuz?

M: Aslında şu anda grup üyelerinin tümü Mansfield dışında. Hepimiz üniversiteyi bitirmeye ve sonrasına bakıyoruz. Motionless olarak günlük hayat terimini reddediyoruz. Günlük hayat dediğimiz şey aslında insanın ne kadar az şey başardığı hissine kapılmasına neden olan, insan icadı bir kavram. Günlük hayat yoktur. Hayat vardır.

F: Bu aralar başucu kitaplarınız?

M: Adam: Gogol – Bir Delinin Hatıra Defteri, Albert Camus – Düşüş, Dostoyevski – Karamazov Kardeşler
Jay: James Joyce – Ulysess ve Raymond Carver – Hepimiz
Matt: Çoğunlukla çizgi romanlar, Charles Burns’den Kara Delik ve Alan Moore’dan V for Vendetta.
Chris: Yevgeni Zamyatin’den Biz ve Thomas More’dan Ütopya.

F: Motionless müziğinin heyecan verici ruhunu oluşturmanıza etkiler neler?

M: Hepimizin farkı etkilenim alanları var ki, biz bir grup yapan da bu unsur. Herkes tecrübe edilebilecek ilginç bir şey koyuyor ortaya ve herkes eşit miktarda katkıda bulunuyor. Bize göre bu durum, şarkı yazmanın en canlı ortamını sağlıyor.

Motionless kısa albümlerine, aşağıdaki, gruba ait görsellerden ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz. (Seyv targıt ez derneği.)

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page