Julian Beever, 1990’lı yıllardan beri, kaldırımlara tebeşirle, üç boyutlu, optik ilüzyon ve yanılsamalı resimler yapan bir sanatçı. Resimlerindeki üçüncü boyutu yakalayabilmek için, sokağın belirli bir köşesinden, doğru açıyı yakalayıp bakmalısınız.

İstanbul’da bulunup, Kanyon ve Cevahir gibi alışveriş merkezlerinde resimler yapmış sanatçıyla kısa bir görüşmemiz oldu:

F: Günümüz teknolojisinin sanata etkisi nedir? Bir sonraki adım sizce nedir?

Benim gibi sanatçıların eleştirmen kaygıları olmadan, galerilerin üstümüzden para kazanmasına fırsat vermeden tanınmasını sağlaması. Bir sonraki adım; tüm dünyanın ele geçirilmesi ! (Sohbetimizde dediğiniz gibi; Türkiye’deki küçük bir köyde internet bağlantısı -wireless olarak bile- bulunabiliyor bugünlerde.)

F: Geçen yıl İstanbul’a gelmiştiniz, Türk sokak sanatçılarıyla tanıştınız mı? Dikkatinizi çeken Türk sokak sanatı örnekleri oldu mu?

Hayır, olmadı. Ne yazık ki.

F: Projelerinizi gerçekleştirme süreciniz?

Fikir! Geliştirme. Karalamalar! Geliştirme. Final çizimi!

F: Projelerinizi yaparken başkaları tarafından izlenmek rahatsız ediyor mu?

Sadece yapmak istediğimi yapamadığım zamanlar, bir şeyler düzgün gitmediğinde.

F: Hatırlamak istemediğiniz anlar?

Gece tahrip edilen ve kötü hava şartlarından zarar gören çalışmalarım olduğu zamanlar.

F: 10 yıldır adınız bu alanda konuşuluyor, nasıl bu kadar ünlü olabildiniz? Diğer sokak sanatçılarından farkınız nedir?

Hmm, bunu söylemek sanırım bana düşmez.

F: Belli bir açıdan bakıldığında 3 boyutlu görüntü oluşturan resimleriniz sanatınızı kısıtlamıyor mu?

Hayır, beni değil çalışmalarımı her açıdan görmek isteyenleri kısıtlıyor! (Gülüyor)

F: Kaldırımlar mı duvar resimleri mi?

Kaldırımlar.

F: Çalışmalarınıza bir bağlılık hissetmiyor olmalısınız? Kısa bir süre sergiledikten sonra kaldırım resimleriniz…

Evet hissetmiyorum… Kayboluyorlar, ilk yağmurla mazgaldan aşağıya.

F: Balık mı kırmızı et mi?

Soya!

F: Teşekkürler.

[autoviewer=49,500]
Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page