Robert, Minneapolis’den genç bir illüstrator, aynı zamanda bir çizgi filmci. Yaptığı tuhaf işler hakkında bazı sorular sorduk.


 

Robert merhaba, ne zamandan beri çizgi roman dünyasındasın?

2007’den beri sanatla uğraşıyorum. 2013 yılında birkaç farklı sanatçıyla birlikte bağımsız bir çizgiroman dergisi olan “Pure Insanity” için birşeyler çizdim; böylece çalışmalarımı yayınlama şansını yakaladım. Sanatımı sergilediğim ilk yayın bu oldu, bunun dışında yeni olduğumu söyleyebilirim.

Aynı zamanda tuhaf çizgi filmlerde üretiyorsun ve çalışmalarındaki  amatör ruh, son zamanlarda gittikçe güçlü bir stil kazanmaya başladı. Şu ana kadar yaptığın çalışmaları göz önüne alırsak, kendini sanatının neresinde görüyorsun?

Sanırım, ben bir sanatçıdan daha çok animatörüm. Çizimlerimin bu düzeyde ilgi göreceğini hiç düşünmemiştim açıkçası. Hayatımı animasyonla kazanmak istiyordum ve halen de bunda kararlıyım. Çocukluğumdan beri çizgi filmler beni büyülemiştir, aynı zamanda Bill Plympton, Bruce Bickford, Ralph Bakshi ve daha pek çok animatörün filmleri beni çizgi filmlerin muhteşem şeyler yapabileceğine ikna etti ve bende çılgın animasyonlar yapma motivasyonu uyandırdı.

Hassas bir çizgiyle sarkazm, ironi ve absürtlüğü son raddesine kadar ileri götürerek tuhaf dünyalar kurmaktan zevk alıyorsun. Çizgiroman piyasasını göz önüne alırsak yaptığın işin müstehcenliğinin, onu profesyonel düzeye getirme açısından riskli olduğunu düşünüyor musun?

Yo, açıkçası pek böyle düşünmüyorum. Yaptıklarımız, sadece sayfanın üzerindeki çizimlerden ibaret ve fiziksel olarak kimseye zarar vermiyorsanız, rahatsız olan insanlar ya kendilerine gülmeyi öğrenecekler ya da şikayet etmeye devam edecekler ki bu benim için sorun değil. Temiz aile çizgi filmleri yapmak isteyenler istediğini yapabilirler.

Amerikan Yeraltı Çizgiroman dünyasında son zamanlarda neler oluyor, bizleri biraz bilgilendirebilir misin? Sevdiğin, takip ettiğin sanatçılar? Avrupa’daki gelişmeleri de göz önünde bulundurursak kendi çizgini hangi ekole daha yakın buluyorsun?

Sanırım bu, yeraltı çizgiromancıları için daha uygun bir soru olurdu. Kaldı ki, gördüğüm kadarıyla olay tamamen işini ortaya koyup kendini pazarlamaktan ve toplantılara katılıp, bağlantılar kurmaktan geçiyor. En sevdiğim sanatçılar, nereden başlasam, 70’lerin Zap Comix sanatçılarını gerçekten severim: R. Crumb, S. Clay Wilson, Spain Rodriguez ve Rory Hayes gibi, bunlara Mike Diana ve sanatını kendime yakın bulduğum Johnny Ryan’ı ve Japon manga sanatçıları Junji Ito, Suehiro Mauro ve Hideshi Hino da ekleyebilirim.

Müzikle aran nasıl? Neler dinlersin?

Çoğunlukla sludge metal, black metal, grindcore ve hardcore punk dinliyorum.

GG Allin hakkında ne düşünüyorsun?  GG’yi bu derece efsane kılan sence nedir?

Hayranı olduğumu biliyorsun. Bence onu efsane yapan müziğinden çok yaşam tarzıydı ve sahnede yaptığı manyak şeyleri gördüğümüzde, eminim ilkel bir yanımız bunlara eşlik etmek isterdi ama kodesi boylama korkusuyla elbette yapamazdık.

Antiseen’i nasıl buluyorsun?

Harika! Muhteşem şarkıları var ve GG Allin ile çaldılar, ki bu gerçekten çılgınca!

Şu an üzerinde çalıştığın bir proje var mı?

Şu an üzerinde çalıştığım bir çizgi film var. Bunun dışında yakın gelecekte işlerimi bir araya getiren ufak bir kitap hiç fena olmaz.

https://www.youtube.com/user/johnroders

http://www.dailymotion.com/johnroders

http://robertelwood.weebly.com


 

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page