Olmaya devlet cihanda bir nefes siz gibi, Asude hanımefendi,

Nicedir rüyalarıma girmediğinizden orada soruşturamadım, şimdi yeri gelmişken cevap lütfedin, o pamuk elleriniz yerlerindeler mi hala? Nereye gidebilirler ki, sizi bilen bir el, sizden başka artık nerede durabilir ki? Ben bunu kendimden bilmiyorum efendim, zira bir kere aldığınız eldivenleri evinize kadar taşımak dışında, ellerinizle herhangi bir temasım olmamıştır malumunuz.

Madem bu konuya geldik (Evet biliyorum ben getirdim) hatırlarsanız, (Aslında lafın buraya geleceğini tasarlamıştım efendim) sizinle çocukken evcilik oynardık. Ben koca olurdum siz de benim kayınvalidem. (Ne iğrenç biriyim ben, bilmiyor muyum, ama izin verin bitireyim) Efendim, “Nerede hata yaptık?” isimli bir makaleyi okudum. Size önermiyorum. Çünkü yalnızca benim okumam gereken bir makaleydi. (En azından devrikliğinden herhalde, bana öyle gelmiş) Orada şöyle diyordu: “Temelleri sağlam atmak bir inşaatın hipotenüsünden çok daha mühimdir.”

Sonra ben düşündüm, Asude Hanım, ayıptır sorması kayınvalide de nereden çıktı, Allah aşkına, öyle bir oyun var mı yani? Yani ben sizin yüzünüzden uzun müddet yetimler yurdundan kız baktım efendim, üstüme korku salındı takdir edersiniz ki, tarafınızdan. Yani, o zaman neden ikide bir kapımı çalıp, en azından çalmaya doğru geliyordunuz ve ben çalmanızı beklemeden çıkıyordum. Ne ayıp. Bana da, size de.

Çocukluk efendim işte, onlara kızamayız ki, geleceğimiz onların elinde, hepimizi silkeleyip uzay boşluğuna atabilir şerefsizler. Biz onları atalarımızdan değil, borçlar hukukundan aldık biliyorsunuz. Çocuklara şerefsizlikte ayrı bir yakışıyor, tırtıl hariç… Olgun tırtılları severim. Bizim sizinle çocuğumuz olma ihtimallerini tahayyül etmek, bende oidipal bir soruna yol açtı sayenizde. Neticede kayınvalide de ana yarısı diğ mi ama?

Neyse ben de bu vesileyle validemi bir rüyam sırasında Freud’a bıraktım “Al tepe tepe kullan!” dedim. Freud ne dese beğenirsiniz; “Burası zaten sıkışık, ben zor duruyorum, bunu nereye koyayım? Al götür gözüm görmesi…”

Freud ekranlarda göründüğünden daha kısa ve daha agresif, biliyor muydunuz? Ben de neticede her ikisini de bölüştürdüm ve didikledim, böylece kıyma makinesinden çıkmışçasına azaldılar. Neyse aramızda bir engel kalmadığına göre, artık size açılabilirim diye düşündüm. Freud tip sakalı da hep bu anı hatırlayayım diye uzun müddet bıraktım ve şimdi de bu mektupla beraber size gönderiyorum. Ne mutlu sizin de beni anlamadığınızı bilmek.

Gözlerinizin bebeğine tüneyen benden-izm.

Daima sizin,

Rıza.

*Her mektupta dizinin imajı bir bölüm halinde belirecektir.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page