[intense_dropcap]H[/intense_dropcap]esiod’dun cüretkar harmanını dillendirmesi ile başladı gökyüzü (cennet) ile yeryüzü (Dünya) arasındaki çekişme. Birdenbire tüm ruhlar bedenlerinin içinde sıkışıp kaldılar. Düşünceler uçuşurken, ayaklar asfalta çivilendi. Yerle gök arasında kaos solumaya başladı insanoğlu. Uçarı kaçarı ruh ile tökezleyen beden ayrıştırılmamış bir denge için yaygaraya başladılar. Beden otostop çekti, ama talihsiz bir kaza ruhu asfalta taşırdı. Bedenden ayrı ruhun tezahürü göz, kanlı canlı asfalttaydı artık. Kaza yüzünden kendi içinde sıkışmaktan alıkonan beden asfalt üzerinde özgürdü oysa.  Sınır tanımaz ruh ise yeryüzüne çakılı bir halde Hermes’in Caduceus’u bekledi. Asa, bu seferlik yol göstermek yerine dengeyi haykırdı. Ruhun, sınırlı dünyaya yeniden doğuşu ile ebedi döngü tekrar başladı. Gözü yani ruhu bir Ouroboros sarmaladı. Ve beden, özgürlük esrikliğini bir yara izi ile, canlı kanlı bir memento mori damgası ile, resmileştirdi.  Bundan böyle dengenin bir simgesi olarak göz, ruhsal boyutunun bir parçası olarak pençelerle (ve bazen de kanatlarla), dünyaevi tarafının simgesi olarak yeryüzünde sürünen yılanlar ile lütuflandırılacaktır.

Yaygara koparan her esrik benlik döngüsel zaman ve hayat içerisinde, Rick Griffin’e ait olan bu bakışı, herkesi içine alan kolektif bir göze dönüştürecektir.

griffin2

 

griffin

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page