[Propaganda Yayınları/Can Başkent] “Okunası bir şeyler yayınlama meselesi…”

Barış Yarsel / Futuristika!: Önce kişisel bir soru. 90’lar sonu 2000’ler başında çıkan Sonic Splendour dergisi bence uluslararası standartlarda bile olağanüstü bir yayındı. Utku Usta ile hala görüşüyor musunuz ve hem o dergi günlerini hem de Türkiye’de fanzinler dönemini nasıl hatırlıyorsunuz?

Can Başkent: Görüşmez olur muyum, en yakın dostlarımdandır kendisi. Yıllarca yakın dirsek temasıyla bir dergiyi yürütmek kolayca zayıflamayan bir dostluk yaratıyor.

O dönemleri karmaşık duygularla anımsıyorum. Tek pişmanlığım, egonun/egomuzun fazla öne çıkmasıydı – kaldı ki bunu, isimsiz olarak ya da mahlas kullanarak da bir çok fanzin çıkarmış biri olarak söylüyorum. Yüksek egomuz sanırım hakkettiğimizi düşündüğümüz ilgiyi aslında pek göremememizin verdiği ezikliğin bir neticesiydi belki. Ünlü bir tuluatcının dediği gibi, böyle bir dergiden sonra omuzlara alınacağınızı, sokakta herkesin size hayranlıkla bakacağını düşünüyorsunuz. Ama saçma sapan şeylere uğraşıp, üstüne üstlük zaten azıcık olan paranızı da kaybedince iyice agresifleşiyorsunuz. Her ne kadar hala arasıra kimi beynelmilel metal webzine’lerinde yazsam da, Cradle of Filth konserlerinin dahi şarkı sözlerini bile bilmeyen ’90 kuşağıyla dolu olduğunu göre göre metal piyasasından soğudum. Utku soğumadı, hala aktif olarak metal organizasyonlarında yer alıyor.

[sws_blockquote align=”left” alignment=”alignleft” cite=”Can Başkent ” quotestyles=”style01″]Vegan-anarşist tutsak Osman Evcan’a keyfi bir şekilde mektuplaşma kısıtı uygulanıyor [/sws_blockquote] Yine de Türkiye’nin en iyi İngilizce metal dergisini çıkardığımızı düşünüyorum. Sonic Splendour, bence hem bu toprakların en iyi İngilizce metal dergisi, hem de en çok kıskanılan metal dergisi oldu. Her detayına insanüstü bir emek verdiğimiz, üstüne üstlük sefil bir teknik altyapıya (mizanpajı yaptığımız PC çok yavaştı örneğin, dosyayı kaydetmesi bile 8 dakika sürüyordu) muhtaç olduğumuz bir dönemde çıkardığımız bir dergiydi. Fanzin dayanışması adına çok şey yapılabilirdi, birbirimize omuz vererek çok daha iyi yerlere gelebilirdik, olmadı.

Türkiye fanzinlerinin son dönemi üzerine söyleyecek çok şeyim var aslında. Aklıma gelen, devletin satanizm saldırganlığının piyasayı hemencecik kolayca dağıtabilmesinin verdiği utanç sanırım çoğunlukla.

F!: Propaganda Yayınları’na nasıl karar verdiniz, ne gibi tepkiler almaktasınız?

CB: Propaganda Yayınları’nın temeli, çok önceleri ben ‘oldsletter’ politik fanzini çıkarırken atılmıştı. O dönemde, eskilerde yayınlanmış anarşizan yayınları da fotokopiyle çoğaltıp, disto gibi dağıtıyordum. Bu distoya da ‘oldsletter yayınları’ adını takmıştım.  Türkiye’nin öndönem anarşist dergilerinin geniş bir arşivine sahiptim ve bu arşivi paylaşmamayı ayıp olarak görüyordum. Her isteyene fotokopi fiyatına yolluyordum dergilerin kopyalarını.

Ancak, fotokopinin internete yenildiğini kabul ettim. Bu konuda da hiç romantikleşmedim. Ama sıradan bir web sayfası kurup, boş boş dağıtmak da istemiyordum yayınları. Hem derli toplu olsun, hem de sen-ben-bizim oğlan dışında da ciddiye alınsın ve bu bahaneyle, epeydir kafamda olan yayıncılığa da ciddi bir adım atmak için yayınevi olarak yola devam etmek istedim. Matbuu yayıncılığın da bir şekilde içinde olduğumdan, en verimli yöntemin e-kitabevi kurmak olduğuna karar verdim. Aklımın bir ucunda da, hep anarım, Hayalet Gemi ekibinin yıllar önce kurduğu, AltKitap e-yayınevi vardı. Hoş, AltKitap bizim anladığımız anlamda tam bir yayınevi değildi aslında, ama yine de, benim üzerimde etkisi olmuştur.

Yayınevini kaydettirip, uluslararası ekitap dağıtıcılarına dahil olmak, ISBN almak gerekliliğine karar vermemiz de bu stratejinin ürünüydü – yani kitaplarımızı sen-ben-bizim oğlan dışındaki kitleye ulaştırmak.

Çok bir tepki almadım – ne olumlu ne olumsuz. Çok nadiren öğrenciler bir iki emaille teşekkür ediyor kaynakları erişilir hale getirdiğimiz için. ‘Ateizmi Anlamak‘ kitabından sonra da bir süre küfür emailleri aldık ve zevkle okuduk bu emailleri. Yapılabilecek, ortaklaşacak o kadar proje varken, sürekli kapıların yüzümüze kapanmasına da alıştık. Hoş, bu yol zaten kolay olsaydı, yürüne yürüne aşınmış olurdu çoktan.

F!: Özellikle Ateş Hırsızı, Kara, Efendisiz gibi, ülkede anarşizmin bilinirliğini artırmış yayınların seçkileri bizce çok değer taşıyor. Bu seçkilere ilgi nasıl, benzer yayınların şu anda olmasının önemi hakkında neler düşünüyorsunuz?

CB: Teşekkürler. Bizce de çok önemli bu seçkiler. İlgi fena değil, her kitap yüzlerce kere indiriliyor. Ama kitapların ne kadar okunduğunun tahminin yapamam. Neredeyse hiç geri bildirim almıyoruz zira değindiğim gibi. Benzer yayınların bir an önce yayınlanması lazım, zira yavaş yavaş o döneme ait hafızalar siliniyor ve bir yerden sonra sadece hafızalarda kalan bir çok detay tarihe gömülüp gidecek. Bilhassa ’90 kuşağının artık erişkin olmasının yarattığı politik sorunları öngörmek zor değil. Bu seçkilerin yeni nesil anarşizan cengaverleri tarihe bağlayabilmenin tek yolu olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de anarşizm üzerine yazılan çizilenlerin çoğunun saçma sapan olduğunu düşünüyorum bir kaç ele gelen çeviri dışında. Eskiden, epey bir emek sarfederdim bu tip yazılara yanıt vermeye. Dolayısıyla, aynı mantıkla bu seçkileri yaptık. Bırakalım, dergiler kendilerini anlatsınlar diye düşündük. Bir yandan da, ciddi bir vaka incelemesine ihtiyaç var elbet. Ama bunu kimin nasıl yapacağında dair bir fikrim yok.

F!: Kendin yayınla (self publishing) hakkında düşünceleriniz neler?

CB: Kendin yayınla’nın kapitalizmin sahte üretkenliğinin en güzel örneklerinden biri olduğunu düşünüyorum. İnternet’in belki de ikinci bir Gütenberg devrimi olmadığını düşünmemden dolayıdır belki de bu.

[sws_blockquote align=”left” alignment=”alignleft” cite=”Can Başkent ” quotestyles=”style01″]En büyük amaçlarımızdan biri mali getirisi olmayan sahalarda kitap boyutunda araştırma yapan titiz araştırmacıların kendilerini yalnız hissetmemesi [/sws_blockquote] Kendin yayınla sayesinde, yayın yapmak kolaylaştı. Ama es geçilen nokta şu – mesele artık yayınlamaktan ziyade, okunası bir şeyler yayınlamak. Eğer kendin yayınla’yı bir devrim olarak addedersek, meselenin ego safhasında takılı kalırız. Elbette bir şey yazıp yayınlamak çok güzel, ama bu yayınların okunması da gerekiyor. Kendin yayınlayla üretilen zerzevatın %99’unun saçmalık olduğu düşünüldüğünde, bu eserler okura bunları okumak için bir neden/gerekçe sunmuyor. Kısacası, sırf bilgisayar başında biraz zaman geçirip kitabını kendin yayınladın diye, neden okuyayım?

Bu nedenle editörlük ve eleştiri müesseseleri gereklidir bence. Özellikle kitap eleştirisi denen zanaatın çok mühim olduğunu düşünüyorum. İnternet devrimi artık belki editörlüğü öldürüyor ama, kitap eleştirmenlerine ihtiyacı arttırıyor. Elbette, eleştirmenle kastım, amazon.com’da iki paragraf yorum yazanlar değil.

F!: “Türkiye’de Anarşist Düşünce Tarihi” dizisini ingilizceye çevirmek konusunda bir gelişme var mı?

CB: Yok. Başvuran çevirmenlerin çoğu ‘hobi çevirmeni’ olduğu için, verim alamıyoruz. Dahası, şimdiye dek bütün yabancı yayınevleri reddetti projemizi. Ama hala uğraşıyoruz. Düşündükçe tepem atıyor, TV’de yayınlanan dizilerin altyazıları ertesi güne çevriliyor torrent ortamlarında, ama bu kadar ilginç dergilerin makalelerini çevirtmek için kalifiye adam bulamıyoruz. Eh, bulamadığımız için de yurtdışında İngilizce yayınlama imkanımız olmuyor. Bu kadar basit bir denklem aslında bu.

F!: Yakın dönemde hangi kitapları beklemeliyiz?

CB: Şu anda ‘İzmir Savaş Karşıtları Derneği’ kitabını yayına hazırlıyoruz. Bir sözel tarih çalışması olacak. Oldukça hevesli olduğumuz bir çalışma. Zira, İSKD tarihine yoğunlaşan ilk kitap olacak bu. Antimilitarist harekette yer alan herkesin, hepimizin türlü türlü, duygusal ve heyecanlı kişisel hikayesi vardır İSKD’yle. Bu açıdan kişisel olarak bir minnet borcunu ödemek olarak görüyorum bu projeyi. Amacımız ocak-şubat (2013) ayına yetiştirmek.

Bir de vegan-anarşist tutsak Osman Evcan ile nehir söyleşi yapıyoruz mektup aracılığıyla. Bunu da kitaplaştıracağız. Ama geçen ay (Kasım 2012) öğrendiğimize göre, Osman’a keyfi bir şekilde mektuplaşma kısıtı uygulanıyor. Mektupları bize ulaşmıyor. Türkiye faşizminin halleri…

F!: Size dosya göndermek isteyen yazarlar ne yapmalılar, nelere dikkat etmeliler?

CB: Kurgusal çalışmalarla (roman, şiir vs) çeviri yayınlamıyoruz. İdealimiz, yoğunlaştığımız sahalara ve konulara dair çalışmalar yayınlamak. Ama elbette, epey esneğiz. Gelen dosyalara genelde bir ay içinde yanıt veriyoruz. En büyük amaçlarımızdan biri mali getirisi olmayan sahalarda kitap boyutunda araştırma yapan titiz araştırmacıların kendilerini yalnız hissetmemesi. Çirkef matbuat piyasasının çarkına girmeden kitaplarını kitlelerin erişebileceği şekilde yayınlamak isteyen yazarlara kapımız açık.

[sws_divider_line]

linkler

PROPAGANDA YAYINLARI

CAN BAŞKENT

[sws_divider_line]

PROPAGANDA YAYINLARI – Özgürlükçü düşünce için e-kitaplar
MANİFESTO

propaganda:[(Latince) (bitki) çoğaltmak, çubuktan üretmek anlamında gelen propagare sözcüğünden] Katolik inancını denizaşırı ülkelere yaymak amacıyla 1622’de kurulan Sacra Congregatio de Propaganda Fide (“İnancı Yaymak Amaçlı Kutsal Cemiyet”) adlı teşkilatın adından.

Propaganda Yayınları, anarşist ve özgürlükçü düşünse sahasında bir boşluğu doldurmak için doğuyor!

Propaganda Yayınları, Türkiye’de anarşist ve özgürlükçü düşünce parkurunda yazılmış özgün eserleri, elektronik kitap olarak yayınlamayı amaçlayan, kar amacı gütmeyen bir organizasyondur.

Propaganda Yayınları, anarşizan düşünce anaçerçevesi dahilinde ele alınabilecek özgün ve kuramsal eserleri yayınlama gayesindedir. Bu minvalde, çeviriler ve kurgusal eserler (roman, şiir, öykü) ilgi alanımıza girmemektedir. Öte yandan, anarşist ve özgürlükçü düşüncelere eleştirel ve kritik yaklaşan çalışmalara da yer verecektir.

Dolayısıyla, anarşizm, komünizm/sosyalizm, ekolojizm, feminizm, hayvan özgürlüğü, antimilitarizim, GLBT hareketi, öğrenci hareketi ve benzeri toplumsal hareketler ve düşünce akımlarına dair yazılmış özgün eserler, araştırma ve incelemeler yayınevimizin ilgi alanına girmektedir. Bu bağlamda, değindiğimiz sahalarda yazılmış olan tezleri, toplu makaleleri ve benzerlerini yayınevimize sunulmaları üzere davet ediyoruz.

Yayınevimize değerlendirilmesi için sunulan kitap dosyaları, en geç bir ay içinde değerlendirilecek ve sonuç yazara bildirilecektir. Sunulan kitap dosyaları, titiz bir editöryal elemeden geçirilecektir. Editöryal kurul, gerekli gördüğünde eserleri harici bir hakeme okutarak, fikir alabilecektir.

Yayınevimiz, sadece elektronik kitap (e-Book) yayınlamaktadır. Kitaplarımızı, matbuu kitap basan yayınevleri gibi ISBN numaralı olarak yayınlamaktayız. Bu kitaplar, elektronik kitap okuma cihazları ya da el bilgisayarlarında okunabilmesi için hem ePub/mobi formatında, hem de bilgisayarda okunabilmesi için pdf formatında yaynlanmaktadır.

[/box]

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page