[dropcap size=big]C[/dropcap]arney kardeşlerden oluşan Pontiak’ın tarzını netleştirme ihtiyacı sadece müzik eleştirmenlerinin sorunu. Neo-psychedelic, stoner ya da hard rock mı Pontiak için önemli değil! Bana göre ileride insanların “efsane” olarak bahsedeceği gruplardan biri. Bağımlılık yaratan son albümleri Innocence’un Avrupa turnesi haberini gördüğüm anda biliyordum, kesinlikle gidip canlı izlemeliydim. RoHam Bar, Budapeşte.

Konserin başlamasına en az iki saat daha vardı. Ön grupları dinlerken birden konser alanında “Golden Void” şapkasıyla Van’i, onun hemen yanında Jennings’i ve hoparlörlerden birinin yanında da biraz dinlenmeye çalışan Lain’i gördüm.  İçerideki herkesin suratlarına tek tek baktım acaba onları fark eden oldu mu diye. Sadece uzun sakallı bir adam –benim gibi- gözlerini dikmiş bakıyordu. Sonradan oldukça tanınan bir DJ olduğunu öğrendim. Ve sonra tanışmak için en uygun zamanı kolladım. Hayatımdaki en heyecanlı anlardan birisiydi.

Ayşegül Doğan: Diğer Pontiak severler “Wildfires” ve “Darkness Is Coming” gibi daha sakin şarkılarınız hakkında ne düşünüyor bilemiyorum ama bence bu yılın başında çıkardığınız Innocence, bütün şarkılarıyla muhteşem bir albüm! Şarkı listesi hakkında size birkaç şey sorduğumda öğrendim ki Living albümünden “Second Sun”ı hiçbir canlı performansınızda çalmamışsınız. Ayrıca Echo Ono albümünden çok sevdiğim “Silver Shadow” da listede değildi. Sadece stüdyoda kaydettiğiniz ve canlı çalmadığınız başka şarkılar var mı?

Jennings Carney: Canlı çalmadığımız pek çok şarkı var. Çoğunlukla fark ediyoruz ki bazı şarkılar sadece kayıtta çok iyi, bazıları sırf sahne için yapılmış gibi ve bazıları ikisi için de. Stüdyoda olmak muhteşem bir şey çünkü şarkıları oluşturduğunuz anda canlı performans mı ya da sadece kayıtta kalmaları gerektiğine dair kendi kimliklerine bürünüyorlar.

AD: Genel olarak Avrupa turnesi nasıl geçti? Hangi şehir seyircisiyle ve içkileriyle sizi büyüledi? Kesin yine komik bir hikâyeniz vardır.

JC: Turne inanılmazdı ve sadece bir tane şehir söylemek çok zor olur! Her zaman komik şeyler yaşanıyor. Turnenin en başında, Berlin’deki ilk konserden sonra, bir sürü farklı bölümü ve katından dolayı insanda yön duygusunu kaybettirecek kadar büyük bir otelde kaldık. Hala daha ‘jet-lag’i atlatamamıştım ve hemen uyudum. Yaklaşık iki saat sonra tam olarak nerede olduğunu anlayamadığım bir koridorun ortasında uyandım. Uykumda gezmiştim! Jet-lag olduğum zamanlarda başıma geldiği için şaşırmadım ama gerçekten tuvalete gitmek zorundaydım ve hangi katta olduğumu ve nerede banyo bulacağımı bilemiyordum. Zemin kattaki banyoyu bulana kadar tshirtüm ve iç çamaşırımla koridorlar arasında yaklaşık bir yarım saat dolandım! Sonrasında bir şekilde odama gitmek zorundaydım ve kendimi otelin lobisinde buldum. Bir sürü insanın şık kıyafetleriyle eğlendikleri yerden iç çamaşırımla geçmek zorunda kalmıştım. Oldukça komikti.

Pontiak -copy 1
Pontiak facebook

AD: Bu arada konser sonrasında tanıştığım Budapeşteliler Slovakya’da dört konser verecek olmanızı kıskanıyordu. Ben de kendimi örnek gösterip onları rahatlatmaya çalıştım diyebilirim. Keşke sizi İstanbul’da hatta Ankara’da dinleyebilseydim. Türkiye ile bağlantının bir şekilde koptuğundan bahsetmiştiniz?

JC: Gerçekten İstanbul’a gelip konser vermek istiyoruz! Anladığım kadarıyla Türkiye’de konser vermek bazen zor olabiliyor ve temsilcimizin çalıştığı organizatör bir şekilde ayarlayamadı. Belki gelecek tarihlerde!

AD: Çok mütevazı insanlarsınız. Konser sonrası neredeyse herkesle tek tek muhabbet ettiniz. Rock yıldızı olmanızı bir kenara bırakırsak, Virginia’da doğanın içindeki hayatınız nasıl geçiyor?

JC: Teşekkürler. Her şey bittiğinde sahneden aşağıya atlamaya (evet atladılar) ve bizi dinlemeye gelen insanlarla konuşmaya bayılıyorum! Biliyorum ki herkesin hayatında ilgi ve zaman isteyen birçok şey var. Bu yüzden zaman ayırıp bizi izleyemeye gelen insanlar bize çok şey ifade ediyor! Ayrıca müziğimizi seven yeni insanlarla tanışma fırsatımız oluyor. Dünyanın farklı yerlerinden insanlarla tanışmayı çok seviyorum.

Günlük hayatımıza gelirsek kardeşlerim ve ben büyüdüğümüz yerde bira üretimi işine giriştik. Birayı ve dünyadaki farklı bira alışkanlıklarını yerinde incelemeyi çok seviyoruz. Şimdilik bu iş, stüdyo saatlerimizin dışında, oldukça zamanımızı alıyor.

AD: Daha yeni Revolve’dan plak yayınladınız.  (https://soundcloud.com/rvlv/sets/pontiak-revolve-7) Önceden hiç duymadığımız bu iki yeni şarkı çok mutlu etti. Stüdyodan güzel haberler var mı yoksa bir süre daha turnede mi olacaksınız? Ya da başka gruplarla ortak albüm çalışması?

JC: Beğenmene sevindim! Turneler arasında bir zamanda geçtiğimiz yaz kaydettik, bizim için oldukça keyifliydi. Gelecek yıl yayınlamayı planladığımız birkaç şarkı var – yılın ilk aylarında da bir kaset çıkaracağız – bu konuda henüz söylenecek çok şey yok. Ayrıca, bir arkadaşımızla yine gelecek yıl yayınlanacak split albüm var.

Pontiak -copy 2
Pontiak facebook

AD: Son zamanlarda kimleri dinliyorsunuz?

JC: Fazla bir şey dinlemiyorum. Garip bir şekilde sessizliği çok seviyorum ve sessizliğin keyfini çıkarıyorum. Bence kafamdaki müzik ile yaptığım müzik arasındaki boşluğu yaratmama yardımcı oluyor. Bir de internet radyosunu gelişigüzel seçimde ayarlıyorum ve havaya girdiğimde her türde müziği dinliyorum. Ama genelde klasik, barok ve romantik müzik diyebilirim.

Budapeşte’deki konsere geldiğin için çok teşekkürler. Seninle tanıştığımıza çok sevindik ve umuyoruz ki yakında Türkiye’ye geleceğiz.

NOT: “Bu saatin içkisi” adlı fotoğraf aslında Pontiak’ın bağlı olduğu plak şirketi Thrill Jockey ve kendileri arasındaki bir muhabbet. Ne zaman turneye çıksalar Thrill Jockey, Twitter üzerinden yazıyor “Şu an ne içiyorsunuz?” ve Carney kardeşler de fotoğraf paylaşıyor. Konser öncesi baya muhabbet ettik ve tam fotoğraf çektireceğimiz zaman söyledim, “Bir dakika, bunun böyle bir fotoğraf olması lazım.”

NOT 2:  Slayer’ın viskisi mi, Pontiak’ın birası mı? Tabii ki bira! Bu arada Thrill Jockey de (Dark Matter Kahve ortaklığıyla) kendilerine özel bir kahve üretti. Kahvenin paketi bile sanat eseri! Yırtmak suç olmalı.