[dropcap type=”3″]S[/dropcap]ylvia Plath, 1953 yılında dönemin ABD’sinde okuyucu kitlesi genç kızlar ağırlıklı Mademoiselle isimli derginin konuk editörlüğünü yapmıştı. Editörlük, özellikle 1950-1960’lı yıllarda ABD’de bugün dahi değişmeyen çalışma şekillerinin belirlendiği, anlamının en güçlü oldu dönemdi. Plath’in ilk işi ise şair Elizabeth Bowen ile söyleşi yapmaktı. Plath biyografiilerinde, şin altından kalkan Plath ve diğer 19 genç konuk editörün, sadece yazı haırlayıp dergiyle uğraşmayan fakat derginin konsepti nedeniyle sürekli partilere gidip defilelere katılmaktan harap oldukları yazılır. Mademoiselle’in yayına hazırlanma sürecinden o kadar nefret eder ki Plath, derginin sayısının kutlandığı akşam New York’da kaldığı bir ay boyunca satın aldığı tüm giysileri kutlama yapılan binanın çatısından atar. Ertesi gün kendisine bir etek ile bluz alıp ilk trene binip evine döner.

 

Sylvia Plath, şair Elizabeth Bowen ile söyleşi yaparken
Sylvia Plath, şair Elizabeth Bowen ile söyleşi yaparken
[divider]Sylvia Plath’in Desenleri * Şairin ölümünün 50.yılında yayımlandılar[/divider] [intense_hr type=”dotted” size=”medium” /] [dropcap size=small]Ş[/dropcap]airin dergi editörlüğü, New York’taki hip çevrenin ilişkilerinden tiksintisi, yayımladıığı tek romanı The Bell Jar’da [Sırça Fanus] da yer bulur. Roman, 1953 yılının ocak ayında İngiltere’de Victoria Lucas takma adıyla yayımlanır. Romanın ABD’de yayımlanması 1971 yılında gerçekleşecektir. Bunun en büyük nedeni şairin annesi Aurelia Plath’in kitapta aileleri hakkında yazılanlardan utanç duymasıdır. Plath’in romanı takma isimle yayımlama isteği ise, kitaba karşı çıkan kocası ve annesinin baskısı değil, romanının yazınsal değerinden emin olmamasıydı. Sırça Fanus yayımlandığında, ilk eleştiriler oldukça olumluydu. Kitap yayımlanalı bir ay olmuşken, Plath kendini öldürdü.

Plath 11 Şubat 1953 tarihinde hayatına son verdiğinde, yapıtları yayımlanmış bir şair ve tanınan bir şairin [Ted Hughes] karısı olmasına rağmen, arkasından ne edebiyat yayınlarında ne de diğer dergi ve ve gazetelerde tek satır hatıra yazısı yayımlanmadı. Sanki şair hiç var olmamıştı. Sadece bir ABD gazetesinde resmi adıyla [Sylvia Hughes geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybetti] diye küçük bir haber çıktı.

Bu kadar.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page