Plath sessizliği

Bazı ölümlerin ardından gelen sessizliğin ardında sesi bastırmak için gürültülü bir sessizlik yaratma isteği vardır. Sylvia Plath’in, şair için beliren böylesi bir suskunlaşma, meseleyi sessizce kapama çabası gibi gözükmektedir. 11 Şubat 1963’de kendi hayatına son vermeyi seçen Plath, romancı ve şair namıyla belirli bir isme sahip olmasına rağmen, ardından neredeyse hiç, hiç vefatsonrasımetin yazılmamıştır. O tarihin on yıl öncesinde, 1953’de kırk adet uyku hapını yutmuş ve ailesinin bodrumunda bir köşede uykuya dalmıştı, neden sonra, günler sonra, iki gün sonra bulunup hastaneye kaldırıldığında kendisini ve ailesini rahatsız edecek şekilde gazetelerde yer veren insanlar, şairin ölümünde, varlığının sonlanmasında bunu görmezden gelmişlerdir. Ardından yayımlanan ilk metin -şairin gidişinden on altı gün sonra- bir hastalık nedeniyle olduğunu söylüyordu. Şair Sylvia Plath, Ted Hughes’ın karısı, kimlik kartındaki isimle Sylvia Hughes’dan çok farklı bir kişilikti, ve Plath, Hughes olandan ayrı, kendi şairliğinin bilinirliği kadar, pek bilinmezdi, gözden uzaktaydı, denebilir. Ted Hughes’ın 12 Şubat’ta Sylvia Plath’in annesi Aurelia’ya gönderdiği telegrafta yazan sadece şuydu: “Sylvia Plath dün öldü.” Erkek kardeşi ve eşi cenaze için İngiltere’ye geçtiler. Annelerine, olayın aslını da içeren bilgiyi oradan verdiler. Sonrasında sessizlik sürdü.