25 Eylül-12 Kasım arasında G-art’da yüze çıkan serginin üç tane aynı temada ilerleyen eserleri inceleyeceğim.

Böyle bir sergi Osmanlı devam etseydi yine olurdu kanımca. Bu yönden sergi kaçınılmaz bir imge dünyasını bize sunuyor. Otomatik yapıyla batının imge dünyasıyla doğunun sentezi olan bu sergi ismi üstünde “Ottomatik” bir yapıya sahiptir.

onston (1)
onston (3)
onston (2)

Osmanlı savaşlarıyla meşhurdur. İki top arasında kalmış halkın hafızasını, toplumsal yapısını, gözünü anlatır bu üç resim. Ortadaki abimize Bay Osmanlı diyelim.

İki filin çerçeve renkleri kahverengidir. Kahverengi bir çok renkten elde edilir bu Osmanlı’nın içindeki milletleri belirtir. Kahverengi Osmanlı’nın favori renklerindendir ayrıca. Günümüzde ise hale kahverengi üst tabakanın renklerindendir. Bay Osmanlı’nın sağındaki filde kahverengi tonları daha azdır solundakine göre. Çünkü sağ taraf Osmanlı’nın içinde fakat ondan daha bağımsız düşünür. Soldakinde ise gelenekçi bir düşünüş hakimdir.
Bay Osmanlı’nın çerçeve renkleri daha yumuşak ama her tarafa yayılan bir renktir. Çünkü uzun tarihinin ona getirdiği bir gerekliliktir bu.

İki filin ortasında kalmış Bay Osmanlı. Biri ona balık atıyor diğer kuş. Atılan kuşlar ve balıklar yüzünde toplanmış. Osmanlı’nın içinde barındırdığı mutasyon kolaj birleşiyor. Sağ tarafında kuşlar sol tarafında balıklar. Balıklar saplantılı gelenekçi kişileri temsil ediyor. Osmanlı’nın büyük bir bölümünü oluşturan bu kişiler Kanuni’den sonra baskın bir şekilde öne çıkmaktadır. Kuşlar ise Osmanlı’nın düşünen ve gelenekçi yapıdan sıyrılmış- sıyrılmaya çalışmış kişilerdir.

Bay Osmanlı göz altları dikkat çekicidir. Sol tarafın yani balığın olduğu gözün altı daha çok bölünmüştür. Sağ taraf ise bölünmeden çok yıpranmış bir haldedir. Sol taraf lokmasını bekleyen bir diş sağ taraf dövülmüş bir demir gibi. Bay Osmanlı’da en büyük detaylardan biri sağ gözün altında akan bir damla yaştır. Üzülen Osmanlı’nın özgür olmayan bireylerini temsil eder kuş.

Kuşlar özgürlük mavisini taşır. Balıklar ise sol tarafta kalmış dini saplantıları temsil eder. Seçilen iki imge boşuna seçilmemiştir üstelik. Kuşlar ve balıklar en gizemli hayvanlardır. Karada yaşamazlar. Balıklar çabuk unutur. Kuşlar özgürlüğü hatırlar sadece. Kuşun kanatlarından biri Hazerfan’dır. Yeri gelir Baha Tevfik olur, yeri gelir Beşir Fuat olur, yeri gelir Nesimi olur. Bir bakıma Bay Osmanlı bütün insanlığı temsil eder başındaki fesi atarsak. Tarihin başlangıcından beri böyle gelmiştir bu. Toplumsal farklılıkları hazmedemeyen her iktidar yapısı için sadece fes yerine başka bir imge gelir-gider sadece!

Burundaki kuş ise Osmanlı’nın birleştiği tek noktadır. Çünkü burundan alınan koku gerçektir. Hemen hemen herkese aynı duyguları verir. Kan kokusu, çöp kokusu, gül kokusu. Ama kuşun başının sağ tarafta olması rastlantı değildir. Çünkü kuşu soldaki fil var etmiştir. Birde burada önemli bir ayrıntı vardır. Bay Osmanlı’yı dikey olarak ortadan böldüğümüzde kuşun başı sağda kalır diğer yarısı ise solda. Düşünen tarafı sağdadır yani. Ve alttaki kuşun başı balığın üstündedir. Kuş bu anlamda balıktan üstündür lakin balığın onun boynunu parçalamasına bir şey yapamayacaktır da aynı zamanda.Bu bilinmese de kuşun hep onun üstünde olduğu bilinecektir.

Sağ taraftaki fil kesinlikle savaşçı değildir. Tekerlek filin kulağının altında kalmış, diğerinde ise altında. Tekerleklerdeki parça sayısı da önemli ayrıntılardandır. Sağ taraftaki filde 6, sol tarafta ise 7 parçadır. Bu balıkların sayı olarak üstün olduğunu gösterir. Sol taraftaki filin dişleri savaşçı bir şekilde dışarı bakar ve burnunun sonundaki bıyık biraz incedir. Sağ taraftaki dişler ise sanki burnu sıkıyormuş ve nefes almasına izin vermiyormuş gibidir. Bıyıkları diğerine göre kalındır. Burada bir anlamda Bay Osmanlı’nın burnu da devreye giriyor. Sağ filin nefes alamamasını Bay Osmanlı’daki kuşun oraya dönmesinden eşitleniyor. Bay Osmanlı’nın burnu ise sol taraftan geldiğinden dolayı bir manada değişik bir paradoks oluyor. Osmanlı’ki orjinalliğin temeli de budur.

Hiçbir zaman değişmeyen tek organ olan göz ise resimlerde kusursuz işlenmiştir. Sağ taraftaki filin gözleri şaşkın ve umutlu, Bay Osmanlı’nın gözleri yorgun ve açık, sol taraftaki filin gözleri ise biraz yorgun ve umursamazdır.

Bay Osmanlı’nın yüz hatları kılçık, iskelet ve tüylerdir. Bunlar ölen insanlardır. Ölenlerin içiyle, kanıyla çizilir çünkü tarih. Çeneden altında da devam eder bu çünkü bu Osmanlı’nın sahip olduğu topraklar zaten tarihin başlangıcından beri savaş alanıdır. Ölenler yine kuşlu-balıklı gömülür, orada birleşirler. Ta ki bir filin ayağıyla daha da parçanıncaya kadar!

Bir ayrıntıda Bay Osmanlı’nın yüzünün sol tarafındaki testise benzer yılan balığının iskeletidir. Cinselliğe sapkın ve mutasyona uğramış bu yılan balığı aslında en tehlikeli imgedir. Balıkların içinde ama ondan olmayan bir türdür bu sapkınlar. Çabuk unutan balıklar onları bir türlü alaşağı edemezler. Balıkların suçu unutmak, kuşların suçu uçmaktır aslında.

İşte bunun için balıklara-halka unuttuğu için kızan kuşlar-bıyığı gür olanlar; uçtukları için balıklardan azar işitirler.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page