Observations du meurtre d’un quartier / Bir semtin öldürülüşünü gözlemek

Semtimize ölümlerden ölüm beğendik. Sahi, sizin hiç içiniz acımıyor mu. Sizin hiç, sokağa çıkıp yıkanları yıkmak isteğiyle zalimlere saldırmaya vakit bulamadığınız için, kapınıza dayanan canavarları, sevdiklerinizi ağlatanları, boşluklara dalıp dalıp bakmaya hüküm kılınanların intikamını almayı istediğiniz olmuyor mu? Bazen beklemek ve gözlemek, eyleme dahildir, demişlerdir, diye düşünüyoruz. Şehirleri yıkmak hayalı geleceği güzelleştirmek adınaydı. Düşmanlarınız, bu sevgisiz düşkünler, binalarınızı başınıza yıkarken, kafanızı diğer yana çevirmeniz acınızı azaltacak, öfkenizi sağaltacak mı sanıyorsunuz. Gitmediğiniz kentlerde, gece bile geçmediğiniz şehirlerde patlatılan yapıların insanları nereye gidiyorlar sanıyorsunuz. Onlar, sokaklarını, okullarını, çay ocaklarını ve postanelerini yerlerinde bulamayan onlar, coğrafyalarıdır diye sınıfta bırakılanlar, yıkımın doğudan batıya serinlik yerine dehşet getiren bir rüzgar gibi içinize sindiği bu günlerde, toprakları başlarından aşağı dökülenler, yaşamları kararnamelerle sona erdirilenler, seslerinin sessizliğe çarptığı onlar, sahi nereye gidiyorlar. Önünüzden bile geçmeye gerek görmeden. Sizden yana bakıp gözlerinizle karşılaşmaya dahi istek duymadan, kendi acılarını yaşamaya çekilirken, onlar, bizden yana ne anlatsalar kimse dinlemezken. Sevdikleriniz gibi boşluğa bakıp, bekliyorlar. Gözlüyorlar.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page