“Biz yaşamın oğullarıyız ve mücadelenin kardeşleriyiz,umutları daha gerçekleşmemişleriz.
Biz bu dünyanın karanlık hayaletleriyiz, üzüntünün çılgınlığını çağıranlarız.. “

[NSK] Slavoj Žižek ve Labiach heyulası 1Politika popüler kültürün en yüksek düzeyde temsil edilişidir ve biz şimdiki Avrupa pop kültürünü yaratanlar olarak kendimizi politikacılar yerine koyuyoruz. Laibach’ın metodu oldukça basit, etkili ve yanlış anlaşılmaya çok uygun. İlk olarak; düşmanın karakteristik özelliklerini özümsüyorlar. İktidar gücünün bütün sembolllerini ve ayartıcı hilelerini kabul ediyorlar ve ardından herşeyi abartılı bir parodi haline getiriyorlar. Sonra tehlikeli olabilecek konulara odaklanıyorlar; Batının Doğu Avrupalı göçmenlerden korkusu, Avrupa Birliğinin güç oyunları, Batı Demokrasisi ve totaliterler arasındaki ilişkiler…

NSK çoğu kişi tarafından 20. yüzyılın son gerçek avant-garde sanat akımı ve bugünlerde Doğu Avrupa’daki en güçlü, durmadan gelişen sanatsal güç olarak kabul ediliyor. NSK kısaltması Neue Slowenische Kunst’ı ifade ediyor, Tito’nun ölümüyle oluşmaya başlayan ve Yugoslavya’nın parçalanmasıyla şekillenen Sloven kolektif sanat topluluğu. Bu kolektifin kompleks ve rahatsız edici çalışmaları -deneysel müzik ve tiyatro, resim, felsefe, yazın alanlarında- güçlü ve özel bir kültürel içerikle uluslararası takip edilirlik kazandı. NSK organizasyonu içinde çeşitli gruplar var, en bilinenleri Laibach, popüler kültürü yıkıcı, devrimci politikayla harmanlamasıyla,üst düzey sanatsallıkla ‘underground’ tahrik ediciliği birleştirmesiyle zamanının politik ve kültürel kaosunu yansıtmasıyla bilinen bir alternatif müzik grubu.

[NSK] Slavoj Žižek ve Labiach heyulası 2

Peki, nasıl oldu da Lacancılık Slovenya siyasal kültüründe böylesine güçlü bir titreşim yarattı? Çünkü Lacancılık pek çok kimsenin gözünde hiç de özgürleştirici bir kuram değildir. Daimi yoksunluğu, imleyene kaçınılmaz bir yabancılaşmayı temsil eder.

İşte, kendi kendinize yanıtladınız bile. Özyönetim konusundaki sorun da bu zaten. Yugoslavya’da söz konusu olan, aşırı bir yabancılaşma biçimi, erk yapısı içerisindekiler de dahil olmak üzere hiç kimsenin kavrayamadığı bütünüyle karanlık bir düzendi. Yürürlükte olan iki milyona yakın yasa vardı. Kimse duruma hakim olamıyordu. Çelişki de buradaydı: Tümüyle yabancılaşmamışlık ya da katıksız bir şeffaflık istediğinizde elinize geçen bu olacaktır. Laibach’tan aldığımız ders buydu örneğin. Bizim için baş sloganları şuydu: Daha çok yabancılaşma istiyoruz. Yugoslavya’daki çelişki, sosyalizme yönelik en büyük tehdidin yabancılaşmış bir parti bürokrasinin sultası olduğu varsayımıyla yola çıkan bir ideoloji adına hüküm süren bir Komünist Parti bürokrasisine sahip oluşumuzdu. Kendisini en büyük düşmanı olarak görüyordu. Bunu iyi tutturmuşlardı. Bir dereceye kadar Praxis felsefecilerini bile, kendilerine çekmeyi başardılar.

Slavoj Žižek


[su_youtube url=”http://www.youtube.com/watch?v=1BZl8ScVYvA” width=”700″ height=”500″]