[intense_lead]Üç ayda bir yayınlanan kültür sanat dergisi Mürekkep, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencilerinin başı çektiği bir ekip tarafından yurt genelindeki diğer üniversite öğrencilerinin de katkıları kabul edilerek hazırlanıyor. Akın Çetin, derginin sorumlu yazı işleri müdürü Ömer Uyan ve genel yayın yönetmeni Bilal Demir ile konuştu.[/intense_lead]

murekkep-giris

[Futuristika! / Akın Çetin] Derdiniz neydi de böyle bir işe kalkıştınız?

[ Mürekkep Dergisi / Ömer Uyan – Bilal Demir]Üniversiteden ve bölümden çok şey bekleyerek, her birimizin kafasında farklı farklı düşüncelerle üniversiteye geldik birçoğumuz, karşılanmadığını gördükçe de daha ‘sivil’ aktivitelere yöneldik galiba. Okuduğumuz, uğraştığımız, bizi doyuracak, bize anlamlı gelecek meselelere kafa yormak adına dergi gibi kendimizi ‘kendimizce’ anlatabilecek bir alan açmak istedik. Okulda ve okul dışında sürekli ‘alan’ ve ‘dinleyen’ konumunda olmak sıkmış olmalı ki artık bir şeyler söylemek istedik. Yunus misali, “Ya ben öleyim mi söylemeyince” dedik. Ve sırrı ifşaya başladık. Böylece zahmetli ama tatlı bir yorgunluğu olan güzel bir derde kalkıştık… Zaman geçtikçe bu derdin sadece bize musallat olmadığını anladık, böylece yazar kadromuz ve metinlerin niteliği her sayıda arttı diyebiliriz.

Mürekkep ekibi olarak nasıl tanımlarsınız kendinizi?

murekkep5Öncelikle ‘sivil’ ve bir başına… Avantajları da dezavantajları da var bu durumun. Mürekkep, yukarıda bahsettiğimiz ve bahsedemediğimiz dertlerin bir araya getirdiği bir ekip. İsminin kök kelimesi gibi bir “terkip”in ürünü. Her bölümden, her görüşten öğrenciler… Biz de bu konuda geniş olarak, kültürlere ve ötekilere saygılı bir şekilde derlemeler yapıyoruz. Her sayıda biraz daha üstüne katarak, genişleyerek devam ediyoruz. Aramızda yazan arkadaşları kim bilir yarın nerde göreceğiz. Dergi onlar için de kendilerini tanıtabilecek, onlara yazma için güven salgılayacak bir ortam sağlıyor. Ama yazanların hiçbiri yazmış olmak için yazmıyor bu dergide. Samimi ve kaliteli yazıları derlemeye çalışıyoruz. Edebiyat ve düşünceyi harmanlayan, ikisinin zaten ayrılmazlığını göstermeye ve bu tür yazılar vermeye çalışıyoruz. Edebiyat ve düşüncede gençlerin görüşlerini sunma görevini üstleniyoruz diyebiliriz.

Mesela son sayıda -5.sayı- Ahmet Eş’in, herkesin tanıdığı ve ‘İstiklal Marşı yazarı olan Âkif’i’ değil de bir ‘münzevi’, bir ‘fert’ olan ve şâirane duyuş ve trajediler içindeki Âkif’i anlatmak için verdiği emeği bizzat gördük. Bilal Demir ise Âsım’ın Nesli’ne klasik övgüler düzmek yerine, yapısalcı bir okumayla zamanımıza bir şeyler söylemeye çalışıyor ve Âsım’ın Nesli Anti-kapitalisttir diyor.Ömer Uyan klasik edebiyata farklı bir pencereden bakarak beyitler üzerinden dönemin “Teokratik Hükümdar Algısı”nı tartışıyor…Tanju Toka’nın “İktidar Üzerine” yazısı, dergimizin ‘edebiyat-düşünce’ mottosunun ‘düşünce’ tarafını daha fazla vurgulayan bir yazı…Ve Ümit Can’ın “Yarasa” öyküsü müthiş bir insan çözümlemesi, her yönüyle “insan”….

Öncesinde var mıydı benzer uğraşlarınız?

Öykü yarışmalarında birinciliği olan, başka dergilere yazmış olan ya da yazdıklarını özel ajandasında saklayan arkadaşlar vardı. Bize yazı yollayan arkadaşların çoğu belli bir alanda kendisini yetiştirmiş, edebi türlerde kendisini ifade edebilecek türe göre yazılar yazıyorlar. Şiir ve öykü de çok iyi ürün veren, dergide yayımlanan eserini yarışmalarda gördüğümüz arkadaşlar var. Hatta bazı arkadaşların şiirlerini ve öykülerini topladığı kitapları var. Arkadaşların çoğu edebiyatla bir nebze uğraşan kişilerdi. Biz de samimi ve dolu yazıların buluşma adresi olan Mürekkep Dergisi ile arkadaşların hak ettikleri yere gelebilmesi için naçizane çaba sarfediyoruz.

Dergiyi nerelerde bulabiliriz?

Mephisto Kitabevi – Kadıköy
Mephisto Kitabevi – İstiklal Caddesi
Ana Kitabevi – Cağaloğlu
Türk Edebiyatı Vakfı – Sultanahmet
Türkiye Yazarlar Birliği – Çemberlitaş
İnkilap Kitabevi – Fatih
Ağaç Kitabevi – Fatih
İz Yayıncılık – Cağaloğlu
Kitabevi – Cağaloğlu

İstanbul’da dergimizi diğer dergilerin yanında bulabileceğiniz adresler bunlar. Ancak biz daha çok üniversite öğrencileri için üniversitelerde stantlar açıyoruz. Başta İstanbul Üniversitesi olmak üzere Akdeniz, Çukurova, Çanakkale, Muğla, İzmir Dokuz Eylül, Dicle, Konya Selçuk gibi nice üniversitelere iletişim kurduğumuz arkadaşlar aracılığıyla dergi gönderiyoruz.

Dergiyle uğraşmadığınız vakitlerde neler yapıyorsunuz?

Okumalarımızı bireysel yapıyoruz, derginin çıkmasına bir ay kala ise toplantılar ve gelen metinleri değerlendirme, imla-redakte vs. derken ciddi bir mesaiye giriyoruz. Önceki hatalarımızı ve önümüzdeki sayı için yapabileceklerimizi konuşuyoruz… Öğrenci olmamız nedeniyle elbette sınavlarımız, uğraşlarımız oluyor. Dergi çalışması bu nedenle bazen yorucu geçebiliyor. İkisini birlikte yürütmek gerekiyor. Ama geniş bir kadromuz var ve her arkadaş bu konuda istekli ve dirayetli davranıyor. Herkesin kafa yorduğu bir mesele bu. Birlikte işin içinden çıkmaya ve beklentileri karşılamaya çalışıyoruz.

Ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz dergiyi çıkarırken? Öğrenci adamlarsınız sonuçta.

Maddi sorunlar başta geliyor tabi, hele de dergi “edebiyat” dergisi olunca… Sonraki sayıyı sabırsızlıkla bekleyen bir kitlesi oluştu artık. Sürekli ben de yardımcı olabilirim veya dergiye katılabilir miyim diyen arkadaşlar oluyor. Okundukça anlaşılmaya ve dert ortaklığı yapıyoruz. Ama dediğiniz gibi öğrenci olduğumuz ve henüz kurumsallaşmadığımız için tasarımdan matbaasına, dağıtımdan maddi karşılığına her şeyiyle biz ilgileniyoruz. Düşünün öğrenci burslarımızla Türkiye geneli bir dergi çıkarmaya çalışıyoruz. Ve beklediğimizin üstünde satışlar yapıyoruz. Kesinlikle bağımsız ve hiçbir yere bağlı olmadan, birkaç öğrenci olarak dergiyi çıkartıyoruz. Hatta Ahmet Eş arkadaşımız ‘şair ceketli çocuklar’ diye bizi tanıtmıştı. Zorluklarla elbette karşılıyoruz ama bir şekilde yürüyor işte…

Bölümün dergiye bakışı nasıl peki? Sahipleniyorlar mı, takip ediyorlar mı? Bir de bölümdeki öğrenci profilini sorayım: “Ne işim var burada yahu!?” diye gezinen tipler var mı ortalıkta?

Kimi ‘İstanbul-Edebiyat’ın cazibesine gelmiş, kimi puanına göre gelebileceği en iyi yeri yazmış… İsteyip gelenler de var tabi. Geri gidenler de yok değil. Edebiyat bir insan meselesi. Kişiye göre değiştiği için bir doyum sorunu yaşayanlar da oluyor, tatmin olanlar da. Kendi bölümümüz olan Türk Dili Edebiyatı bölümünden ilgili arkadaşlarımız var dergiye; ancak bölüm dışından ve başka üniversitelerden gördüğümüz ilgi çok daha fazla diyebiliriz. Zaten sadece Edebiyat bölümü öğrencileri ile iletişimimiz olmuyor. Felsefe, Sosyoloji, İlahiyat, İletişim, Eğitim gibi üniversite bölüm ve fakültelerinden yazılar alıyoruz. Genel bir öğrenci ortamı…

Şimdiye kadar nasıl eleştiriler aldınız dergiyle ilgili?

Genelde içeriğinin dolu; ama teknik hataların fazla olduğuna dair eleştiriler aldık. Bu biraz bizim teknolojik zafiyetlerimizden ve biraz da işgüzar matbaacılardan dolayı kaynaklanıyor. Bunu bir türlü halledemedik doğrusu. Bu konuda haklılar. Teknik konusunda eksiklerimiz var.

Kimileri de derginin aylık olmasını arzu ediyor. İleriki zamanlarda bunu gerçekleştirmeyi umuyoruz. Ama şu an eğitim sisteminin bizi sivil alanlardan, uğraşlardan adeta alıkoymasından dolayı daha sonraki zamanlar için neden olmasın diyoruz.

Çizgisini beğendiğiniz, takip ettiğiniz dergiler hangileri?

Notos, Türk Edebiyatı, Ayraç gibi edebi dergileri takip ediyor ve teknik özelliklerini de kendi dergimiz için örnek almaya çalışıyoruz. Daha çok özgün olmaya çalışsak da içerik düzeni ve tasarım konusunda beğendiğimiz ve bu özellikleri uygulamaya çalıştığımız dergiler oluyor. Fikir ve düşünce dergilerinden yine bireysel okumalar adına yararlanıyoruz. Bu bizim için çok önem atfettiğimiz bir konu. Öğrencilerin çıkardığı dergilere, mesajı ne olursa olsun bakıyoruz. Mürekkep’in her damlasında danışıklı bir ortam söz konusu.

Mürekkep Dergisi:
İmtiyaz Sahibi: Ömer Uyan
Genel Yayın Yönetmeni: Bilal Demir