1979 yapımı ve yönetmenliğini Vladimir Menshov’un yaptığı film (93 yapımı Trotsky’nin de yönetmenidir), Menshov’un genel filmleri gibi sıradan insanların, hatta işçi sınıfı kesmininin hikayesi üzerinden, birkaç kadının hayata dair hayalleri ve gelecekte bu hayallerinin nasıl şekillendiğini anlatıyor. 1950’li yılların balındakş Moskova’da başlayan hikaye ile “Sovyet yaşamının ansiklopedisi” diye adlandırılan kült filmde bir miktar didaktik söylemler olsa da, hem dönemin dokusuna, hem de yaşamdaki hikayelere ilgi duyanlar için kaçırılmaması gereken bir yapım.

Film, birbirinden farklı üç karakterdeki kadının öyküsüne odaklanıyor. Biri son derece nazik, diğeri güzel ve diğeri de tam bir işkadını gibi hareket eden üç arkadaşın ortak özellikleri, yaşamda zorluklarla varolabilmeleridir. Dönemin Moskovası, eğitim ve kültür başlkenti olarak, bu kadınların ilgisini çekebilecek erkeklerle doludur. Film 50’ler sonu ile 70’ler sonu arasında iki döneme yayıldığından, dönemin toplum anlayışını gözlemek de ilginç 70’li yıllarda nispeten daha sağlam duran kadınlar varken, erkeklerin oldukça naif olduğu gözlenebilir.

Hayallerini gerçekleştirmek üzere büyük şehre, Moskova’ya gelen kızların beklentilerine karşılık hayatun onlara ne sunduğunu anlatırken, alttan alta çalışkan sosyalist kadının er geç mutluluğu bulacağı mesajı, 2010 yılında izlerken demode kalabilir. Ancak bugün bile romantik komedilerin vazgeçilmezi olan, şanslı erkeği arayan yalnız kadın sorunsalı, böylesi bir sovyetik romantik komedi/dram olarak nitelemebilecek filmde gayet çağdaş duruyor.

1980 yılında Yabancı Dildeki Filmler Oscar’ını alan “Moscos does not believe in tears/Moskva slezam ne verit/Moskova -Aşk_ gözyaşlarına inanmaz” her şeye rağmen olumlu mesaj vermeye çalışır, statü farklılığınını bilinçaltında sorun eden erkeği rahatlatma operasyonu olarak bile nitlenebilir. Filmler sosyolojik vaka değildir kuşkusuz, iddialı bir toplum düzenlemesi aracı olamazlar, ancak bu film Sovyet toplum modelini, savaş ya da siyaset dışı bir alanda güzel aktarıyor, bunu yaparken, kendi toplumuna, zamanında geçerli, mesajını da vermekten geri durmuyor.