Gordon Matta-Clark

1943’te New York’ta doğan ve 38 yaşında aramızdan ayrılan Matta’nın babası Şilili sürrealist ressam Roberto Matta, annesi Amerikalı ressam Anne Clark, Marcel Duchamp ve karısı Teeny ise vaftiz anne-babası idi. Çocukluğu New York, Şili ve Paris üçgeninde geçen Matta, Cornell Üniversitesinde mimarlık eğitimi aldı.

Sanatın nesneleştirilmesine karşı duruşu daha öğrencilik yıllarında başlayan sanatçı, fotoğraf, film, video, kolaj ve heykel gibi farklı alanları kesiştirerek tüm anarşitliğini dışavurmuştur. Metamorfik olasılıkları tespit etmek için polaroid fotoğrafları altın levhalarla yağda kızartır mesela, evsizler için “Garbage Wall – Çöp Duvarı” adında aykırı bir sığınma evi tasarlar. O dönem yeni yeni filizlenen grafitti akımını betimlemeye siyah-beyaz fotoğraflarını elle boyayarak renklendirir. Nesneleri yapım amacından farklı kullanarak onlara yeni anlamlar kazandırmaya çalışan Matta’nın, Soho’nun bir sanat merkezi olmasına katkısı çoktur.

1973’te başlattığı Anarchitecture akımı ise anarşi ve mimarlığın bileşimi, varolan mimarlığı sorgulama eylemine dönüşmüş bir harekat. Richard Nonas, Suzanne Haris gibi isimlerin katıldığı grup, Amerika’nın o yıllarda içinde bulunduğu ekonomik kriz sonucu New York’un boşaltılmış ve yıkılmak üzere olan binalarını mekanları seçmişler, bu artık binaların dışlanmasını, mekanların politik konumlarını, özel mülkiyeti tartışmışlar, anarşist mimari örnekleri sunmak üzere projeler hazırlamışlardır.

Kendisi o kadar büyüleyici bir malzeme iken neden duvara birşeyler asalım ki?Matta’nın belediye tarafından er ya da geç yıkılacak ya da yıkılmak üzere olan bakımsız ve işe yaramaz binaları 50 dolar, 70 dolar gibi komik fiyatlara satın alarak başlattığı eylemler, genel ve geleneksel mimarinin otoriter duruşuna deprem etkisi yaratmıştır. Bu dönemde gerçekleştirdiği, fotoğraflayarak ve filme çekerek arşivlediği “geçici” eserlerine bir iki örnek vermek gerekirse: Splitting (1974 – Yerine bir toplu konut projesinin yapılacağı bir aile evi), In Day’s End (1975 – Çürümeye bırakılmış bir iskele deposu), Tershole (Bronx’ta terkedilmiş bir apartman), Conical Intersect (1975 – Paris Bienali için Les Halles’de şimdiki sanat merkezi Pompidou’nun yerinde bulunan iki ev).

1976’da kendisini de projesinin bir parçası haline getirir Matta; Institute of Architecture and Urban Studies’de düzenlenen davetlisi olduğu ve dünyaca ünlü mimarların katıldığı sergiyi basar ve binanın bütün pencerelerine ateş eder. Bu bir bakıma, şehrin içinde olduğu ekonomik kriz sonucu işlevini yitiren binaların yıkılması ardından yeni yapılacak olanların kararlarının ticari ve politik ilişkiler sonucu belirlenmesine ve pek çok mimarın şehirde süren dalaverelere alet olmayı seçmesine tepkisidir.

Aynı yıl Matta’nın yaşadığı Soho’daki çatı katından atlayarak intihar eden, her zaman onun gölgesinde kalmış, içine kapanık ve sorunlu ikiz kardeşinin ardında bıraktığı bunalımı Jane Crawford ile evlenerek aşmaya çalışan Matta, 2 yıl sonra kansere yenik düşer.

İstanbul Modern’de şu sıralar devam eden “Suyun bir arada tuttuğu” sergisinde Matta’nın eserlerine de denk gelebilirsiniz.

Matta, New York’taki saat kulesinin cephesinde traş olup dişlerini fırçalarken: İzle. [simpleviewer=71,700,900]

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page