Amerika’nın yaklaşık yüzyıl sonra dünya çapında başlatacağı “Özgürlüğü getirme” operasyonlarının başlangıcı, Nazi Almanyasının düzenli ordularının simgelerinin ilk halleri, bir yandan muhteşem denebilecek sanat eseri fotoğraflar, Amerika’da devletin ve ordunun; askerleriyle birlikte faşizme teğet geçtiğini ya da geçemediğini bir paradoks şeklinde ortaya çıkarıyor.

Yakında bir yüzyıl önce gerçekleşmiş olacak. Fotoğrafçı Arthur Mole (1889-1983) piksel yönetimi yapan bilgisayar programlarının belki de henüz fikri bile ortada yokken, 11 x 14 inçlik bir makineyle binlerce insanın oluşturduğu dini ve vatansever motiflerin kuşbakışı fotoğrafını çekmiş. İnsanlar piksel olmuşlar, kitlesel haz artarken, pikseller küçülmüş, görüntü büyümüştür.

Binlerce askerin oluşturduğu bu semboller Amerikan milliyetçiliğine ve dini temellerine gönderme yaparken, Birinci Dünya Savaşı’ndaki Amerikan askerlerinin varlığını da hatırlatıyordu. Fotoğrafları çeken Mole, İngiltere doğumlu ve ABD’ye sonradan göç etmiş biriydi. Mole’un 12 yaşında Amerika’ya göç etmesinin nedeni de ilginçti. Ailesi, Dr. John Alexander Dowie adında İskoçya doğumlu bir Hristiyan komün-ütopistin peşindeydi. Dowie, 1901 yılında ABD Illinois’te “Sion/Zion” isimli bir komün-şehir kurmuştu. Bu komün “Kurtuluş, kutsal yaşam ve ilahi iyileşme” çağrısına bir yanıttı.

Mole ailesi komün şehre 1901 yılında taşındı. Şehrin kuruluş dönemi yaşadığı söz konusu yılda 10.000’e yakın insan toplanmıştı. Mole kilisede John Thomas ile tanıştı. Kilise korosunu yöneten Thomes ve Mole daha sonra, 1920 yılında ünlü “The Zİon Shield/Siyon Kalkanı” isimli fotoğraf çalışmasını gerçekleştireceklerdi:

The Zion Shield

Binlerce kişinin figuran pikseller şeklinde yer aldığı bu fotoğraf çalışmasında, kılıcı ve kalkanıyla birlikte, Hristiyan inanışına yoğun göndermeler ve militarist söylemler içiçe geçiyordu.

Aşağıda örneklerini görebileceğiniz, [Human US Shield /ABD İnsan Kalkanı], [Living American Flag/CanlıAmerikan Bayrağı] ve [Living Statue of Liberty/Canlı Özgürlük Heykeli] gibi fotoğraf çalışmalarında görülebilecek militarist-milliyetçi söylem, ABD’nin ulusal birlik oluşturma çabalarının doğum sancılarının fotoğraf sanatında kullanıldığının belgeleridir bize göre. Molte ve Thomas, bu fotoğraf çalışmalarının her biri için haftalarca hazırlanıyordu. Askerlerin duruşları, pozisyonlar için saatlerce denemeler yapıyorlardı. Mole, boş bir alana, hangi şeklin gerektiğini çizdikten sonra, her bir asker için yere işaret koyuyor böylece kaç askere ihtiyacı olacağını çıkarıp, megafonla, askerlerin nerede konumlandırılmaları gerektiğini yönetiyordu.

Bu kitlesel güç ve sanat gösterisinde, mesela, The Human Liberty Bell/İnsandan Özgürlük Çanı’nda, böylesi bir Amerikan ulusal simgesini oluşturmak için 25.000 asker kullanılmıştı. İşin ilginç yanı, 1918 yılında hazırlanan The Human Liberty Bell’de, ihtişamlı askeri güçle birlikte vurgulanan milliyetçi söylemin devasa harflerle “LIBERTY/ÖZGÜRLÜK” kavramıyla öne çıkarılmasıdır. Dev milliyetçi çanı oluşturan askerler orada “Özgürlüğü savunmak için” bulunuyordu. Tıpkı, 90 yıl sonra tüm dünyaya “Özgürlük getirmek” amacıyla yayılacakları gibi…

The Human Liberty Bell

Bizi de ilgilendiren başka bir ilginç örnek de, Living Portrait of President Woodrow Wilson/Başkan Woodrow Wilson’ın canlı portresidir. Birinci Dünya Savaşı sonrası ABD ve “Özgür Dünya” çıkarlarına uygun olmak üzere yeni bir dünya düzeni gerektiğini savunup, [Wilson İlkeleri]‘ni yayınlamış olan Başkan Wilson, Arthur Mole’un görkemli çalışmalarından biriyle ölümsüzleştirilmiştir. 1918 yılında Ohio’daki Sherman Kampı’nda 21.000 asker ile oluşturulan şekil, Mole’un en bilinen çalışmalarından biridir. Başkan Wilson’ın bizzat “Tüm samimiyetimle” diye özel olarak imzaladığı fotoğraf çalışması, sadece bir portre çalışması değildir. Fotoğraf, Wilson’ın saçından duruşuna kadar, “Vatan” kavramına göndermede bulunur ve Wilson’ı “Orduların Başkumandanı” olarak sembolize etmektedir.

Başkan Woodrow Wilson

Mole’un fotoğraflarındaki önemli bir detay da, çalışmalarını “Living/Yaşayan-canlı” diye isimlendirmesidir. Piksellerin insanlardan oluştuğu bu fotoğraflarda, insanlar bir araya gelerek devasa semboller, armalar, bayraklar, silahlar oluşturuyor. İnsan, kendi yarattığı simgeleri bir yandan yüceltirken, diğer yandan onların minik birer parçası oluyor. Sembollerin hizmetine giriyor.

Batı dünyasının düşünce yapısının değişimini ya da modern demokrasiyi incelemek için, sanılanın aksine İkinci Dünya Savaşı’na değil, belki de Birinci Dünya Savaşı’na bakmak gerekiyor. Amerika’da, Hitler rejiminden yıllar önce, Nazilerin kullandığı sembollerin ve askeri dizilişlerinin yıllar öncesinde, ordu ve politikacıların da desteği ve takdiriyle, böylesi milliyetçi ve militarist söylemlerle oluşturulan işaretler ve semboller; başta ABD olmak üzere batı toplumlarının bilinçaltını açığa vuran, sanatsal değeri ise gerçekten “muhteşem” çalışmalar olarak karşımıza çıkıyor. Beraberlerinde bir paradoks da getiriyorlar. Bu fotoğraflarda sürekli vurgulanan özgürlük, kimin özgürlüğü?

Arthur Mole’un binlerce askerle oluşturduğu militarist Amerikan fotoğrafları (Tam sayfa)[simpleviewer=104,680,800]