Cinsel içerikli muhabbetler daha bir heyecanlı, daha bir dolu dolu geçer nedense. Özellikle insanın cinselliği biraz olsun bastırılmışsa, o duyguları ifade etme arzusu, sadece bir muhabbet dahilinde bile olsa, neredeyse durdurulamaz bir şehvet ile su yüzüne çıkar. Cinselliğin insanları adeta hipnoz edebilen o gücü ile hergün belki onlarca defa karşılaşıyoruz. Reklamda, filmde, görsel olan veya olmayan sanatta, cinselliğin ön planda olduğu, ön planda olmasa da konunun bir parçası olduğu, belki de sayısız örnek var. Her ne kadar çoğu toplum tarafından tabu olarak görülse de, cinsellik hayatın ve bu dünyada olmanın değişmez bir parçası–özellikle nüfus artışına bakarsak.

Cinselliğin elindeki bu güç aslında çok önemli bir araştırma konusu ve yakından tanıdığım A.B.D.’nin akademik çevrelerinin üzerine ciddi olarak eğildiği bir mesele. Cinsellik üzerine yapılan araştırmaların konuları ve yöntemleri de gayet renkli. Hayat kadınlarına dağıtılan günlüklerle kamyoncuların neden prezervatif takmak istemediğini anlamaya çalışmaktan (ki AIDS’in yayılmasını anlamak için gayet önemli bir konu), küçükken öğrenilen cinsellik bilgilerinin yetişkinlerdeki cinsel iletişimi nasıl etkilediğine; huzur evlerinde yaşayan yaşlıların neden ve nasıl cinsel hastaklar hakkında konuştuklarından, uyuşturucu kullanımının ve AIDS ilaçlarının ucuzlamasının korunmasız cinsellik üzerindeki etkilerine ve insanların cinsel fantazilerine yapılan analizlere kadar cinsellik her boyutu ile ele alınıp araştırılıyor.

Bu araştırmaların çok önemli bir kaç sebebi var. Herşeyden önce çoğu cinsel içerikli araştırmanın göze batan ilk sebebi cinsel yolla bulaşan hastalıkların önüne geçebilmek. Bunun dışında insanların cinselliklerini daha iyi bir şekilde yaşamalarını sağlamak ve tabiki konuşulmayan, konuşulamayan veya tabu olarak görünen konuların üzerindeki sır perdesini aralamak, toplumun bu bakımdan biraz daha açılmasını sağlamak. Neticede akademik gelenek, kendi içinde ve toplumda tabuların barınmasını “ayıp” olarak karşılamıştır kendisini bildiği milattan öncelerden beri.

Tabuları yıkmak derken… Tabii, bildiğim hiç bir akademik gelenek bunu bir porno film yaparak yıkmaya çalışmadı. Bunun karşısında, bir öğrencinin amatörlüğüne cevap olarak ne kapatılan bir bölüm, ne de işlerinden olan akademisyenleri duydum bugüne kadar. Bizde yaşanılan, ne taraftan bakmaya çalışırsam çalışayım, faul!

Her şeyden önce, gelecekte akademik özgürlüğün sınırlarını denemek isteyecek öğrencilere bir iki tavsiyem var. Akademik özgürlüğün sınırlarını zorlıyım bakalım diye araştırma yapılmaz, yapılsa da bir yere varmaz. Araştırma bir konu merak edildiği için yapılır. Şayet akademik özgürlüğün sınırları merak ediliyorsa, çeşitli akademisyenlerle görüşmeler yaparsın, yayınlanan makalelere içerik analizi yaparsın istediğin sonuca ulaşırsın. Ayrıca, özgürlüğü sorgulamanın yolu gidip en uç yöntemi denemek değildir. Türkiyede cinsellik araştırmaları aslında dokunulmamış bir altın madeni. Bu konuları merak edenler için buyrun size çeşit çeşit araştırma konuları, hem de beleş:

Bir cinsel fantazi olarak tecavüz etmek ve edilmek neden bu kadar yaygın?

Cinsel içerikli web-sitelerinin kaçının yasaklı?

Erotik hikayelerde son 10 yılda ortaya çıkan “türbanlı seks” neden ortaya çıktı, nasıl ivme kazandı ve toplum için aslında ne demek?

Toplumun ne kadar ensest bir ilişki yaşıyor veya fantazisini kuruyor?

Bu kadar ataerkil bir toplumda eşcinsel olanlar ne hissediyor?

Ataerkillik ve bastırılmış eşcinsellik arasında bir bağ var mı?

Ekonomik durum ve cinsel davranış arasında bir ilişki var mı?

Toplumumuzda kadınlar cinsel hayatlarından ne kadar memnunlar?

Toplumumuzda kadınlar için cinsel özgürlük ne demek?

Bu listenin sonu kolay kolay gelmez. Ama burada üç-dört konuyu araştırın, ilginç bir şekilde yazın, basına verin. Veya bu konuda yirmi veya otuz tane araştırma yapın, onlardan bir kitap çıkarın, bakın bakalım toplumun tabularını böyle mi daha kolay yıkıyorsunuz yoksa başka bir türlü mü?

Bununla beraber, porno çekmek bir akademik araştırma kisvesine girer mi, bu uzunca tartışılabilir, ve büyük ihtimalle bir sonuca varılmaz. Fakat şu bir gerçek: porno bir endüstri. Bu endüstride “değerli” olarak kabul edilen şeylerin başında iyi rol yapabilen bir oyuncu olmak veya dramatik bir dahi olmak gelmiyor. Şayet porno konusu işlenmek isteniyorsa, bizde üretilen porno filmlerine içerik analizi yapmak çok enteresan sonuçlar doğurabilir.

Bunun karşılığında, yapılanlara “cevap” olarak bölüm kapatmak ve akademisyenleri işten atmak kadar orta çağ bir tepki düşünülemezdi herhalde. Bölümde okuyan diğer öğrencilerin ve araştırma yapan onca akademisyenin hakları ne oldu acaba? Yoksa onlar da mı kirlendiler?

Burada bir akademisyen olarak beni özellikle üzen şu: Akademi, üniversite ve araştırma, toplumun zihnini ve ilişkilerini geliştirmesi gereken bir kurum. Fakat bu örnekte karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor. Ne yapılan araştırmanın konusuna öğrenci tarafından bir özen gösterilmiş, ne akademik danışman fikrini geliştirmesi için öğrenci ile beraber çalışmış, ne de üniversite yönetimi yapıcı bir şekilde taraflara hatalarını anlatmış. Yani, memleketteki düşüncesiz davranışlar buraya da taşınmış, yasakçı gelenek burada da baş göstermiş. Dilek O’dur ki, bundan herkes ders çıkarır, cinsellik üzerine araştırmalar artar, öğrenci-öğretmen iletişimi geliştirilir ve akademi yasakçı zihniyeti arkasında bırakır.