I.
Erken dönem Sovyet fotoğrafçılardan en akılda kalanı. Babası mücellitti. 1915’te Belarus’taki kasabasında katliamdan kaçtı. Dünyaya kaçtı. Yahudileri o dönem Türkistan, Özbekistan taraflarına sürüyorlardı. Özbekistan’da, “Doğu’nun Hakikati” isimli bir gazetede uzun yıllar çalıştı. II: Dünya Savaşı zamanında Yahudi karşıtlığı tekrar ve daha güçlü baş gösterince, bir kenara çekildi. Stalin’in yahudi karşıtı dalgasında ezildi, işinden oldu. Kırgın ve yalnız ve mutsuz, son yıllarında depresyondan harabe olmuş biçimde hayata veda etti. Ardında, dönemin Doğusu’nu, Asya’yı yansıtan, bağımsız, tarafsız, oryantalizme kaçmayan, yakaladığı durumlar bıraktı.

II.
Max Penson (1893-1959) sosyalist gerçekçi fotoğraflarıyla, Sovyetler’in modernist, avangard görünümünü aktardı. Kolektif çiftliklerin, yapılanan bir ülkenin, Özbek kadınların hayata dahil olmalarının, etnik kökenlerin farklılıklarının ortadan kalkmasının görsellerini sundu.

III.
Penson az uyurmuş. Geceleri çoğunlukla fotoğrafları üzerinde çalışır, bahçede zaman zaman yaktığı ateşte sistemin “halk düşmanı” diye yaftalayıp tutukladığı, fotoğraflardan silinen kendisindeki fotoğraflarını, delil olmasın diye yakarmış.

IV.
Gizli servis, fotoğrafçılık lisansını elinden alınca eve kapanan Penson, eski fotoğraflarındaki insanların gözlerini teker teker çıkarıp yeniden yerleştirmeyi iş edinmiş. Tekrar tekrar ve tekrar, gözler gözler ve gözler.